Block title
Block content
Ziya zulmete borçlu; lezzet eleme medyun; sıhhat marazsız olmaz. Cennet olmazsa belki Cehennem tâzip etmez. Zemherirsiz olmuyor;

Ger zemherir olmazsa, o da ihrak edemez. O Hallâk-ı Lemyezel, halk-ı ezdad içinde hikmetini gösterdi; haşmeti etti zuhur.

O Kadîr-i Lâyezâl, cem-i ezdad içinde iktidarı gösterdi; azamet etti zuhur. Madem o kudret-i İlâhî lâzime-i zâtî olur.

O Zât-ı Ezelîye hem zarure-i nâşie; onda zıddı olamaz, acz tahallül edemez, onda merâtip olamaz. Herşeye nisbeti bir; hiçbir şey ağır olmuyor.

O kudretin ziyasına güneş mişkât olmuştur. Bu mişkâtın nuruna deniz yüzü âyine, şebnemlerin gözleri birer mir’at olmuştur.

Denizin geniş yüzü gösterdiği güneşi, çîn-i cebînindeki katreler de gösterir; şebnemin küçük gözü yıldız gibi parlıyor.

Aynı hüviyet tutar; şebnem, deniz bir olur güneşin nazarında. Kudreti tanzir eder. Şebnemin gözbebeği küçücük bir güneştir.

Şu muhteşem güneş de küçücük bir şebnemdir. Gözbebeği bir nurdur ki şems-i kudretten gelir, o kudrete kamer olur.

Semâvât bir denizdir; bir nefes-i Rahmân’la çîn-i cebînlerinde mevcelenip, katarat ki nücum ve hem şümustur.

Kudret tecellî etti, o katarâta serpti nuranî lemeâtı. Herbir güneş bir katre, herbir yıldız bir şebnem, herbir lem’a timsaldir.

O feyz-i tecellînin küçücük bir aksidir o katre-misal güneş. Eder mücellâ camını o lümey’a zücâce dürri-misal parlıyor,

O şebnem-misal yıldız lâtif gözü içinde, bir yer yapar lem’aya, lem’a olur bir siraç, gözü olur zücâce, misbâhı nurlanıyor.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Üçüncü Söz / Sonraki Risale: Konferans
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

cem-i ezdad : zıtların biraraya gelmesi
çîn-i cebîn : alın buruşukluğu
dürri-misal : inci gibi
feyz-i tecellî : yansımadan doğan feyz, bereket
ger : eğer
halk-ı ezdad : zıtların yaratılması
Hallâk-ı Lemyezel : varlığı asla son bulmayan ve herşeyi sürekli olarak çokça yaratan Allah
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hüviyet : mahiyet, özellik
ihrak etmek : yakmak
Kadîr-i Lâyezâl : hiçbir zaman kaybolup gitmeyecek, sonsuz kudret sahibi Allah
katarat : damlalar
katre-misal : damla gibi
kudret-i İlâhî : Allah’ın güç ve iktidarı
lâzime-i zâtî : kendi zâtının gereği
lem’a : parıltı
lemeât : parıltılar
lümey’a : küçük parıltı
maraz : hastalık
medyun : borçlu
merâtip : mertebeler, dereceler
mevc : dalga
mir’at : ayna
misbâh : lamba, meşale
mişkât : kandil, içinde lamba olan küçük hücre
mücellâ : parlatılmış, parlak
nazarında : gözünde, bakışında
nefes-i Rahmân : sonsuz merhamet sahibi Cenab-ı Hakkın varlıklar üzerindeki rahmet esintisi
nisbet : ölçü, oran
nuranî : nurlu
nücum : yıldızlar
semâvat : gökler
siraç : ışık, lamba
şebnem : çiğ
şebnem-misal : çiğ gibi
şems-i kudret : kudret güneşi
şümus : güneşler
tahallül : araya girme, içine karışma
tanzir : benzetme
tâzip etmek : azap vermek
tecellî : yansıma
timsal : nümune, örnek
zarure-i nâşie : kendisinde bulunması zorunlu olan, ondan ayrılması mümkün olmayan zorunlu özellik
Zât-ı Ezelî : varlığının başlangıcı olmayıp devamlı var olan Zât, Allah
zemherir : şiddetli ve yakıcı soğuk
ziya : ışık
zuhur : ortaya çıkma, görünme
zulmet : karanlık
zücâc : cam
Yükleniyor...