Block title
Block content
Her musibette bir cihet-i nimet var

Ey musibetzede! Musibetin içinde bir nimet münderiçtir. Dikkat et de onu gör. Nasıl herşeyde vardır, bir derece-i hararet. Her musibette vardır bir derece-i nimet. Daha büyüğü düşün.

Küçükteki nimetin, dereceyi görerek Allah’a çok şükür et. Yoksa istizamla ürkersen, “of, of”la üflersen, o da aksine şişer. Şişer de dehşetlenir. Eğer merak da etsen, bir iken ikileşir.

Kalbde olan misali, döner hakikat olur. Hakikatten ders alır, sonra döner, başlıyor, kalbini tokatlıyor.
• • •

Büyük görünme, küçülürsün 1

Ey enesi çifteli, kafası da kibirli! Şu mizanı bilmeli: Her adam için elbet cemiyet-i beşerde, içtimaî binada, görmek görünmek için şu mertebe denilen bir penceresi var.

Ger pencere kamet-i kıymetinden yüksekse, tekebbürle tetâvül edecek, uzanacak. Ger pencere kamet-i himmetinden alçaksa, tevazuyla tekavvüs edecek, eğilecek.

Kâmillerde, büyüklük mikyasıdır küçüklük. Nâkıslarda, küçüklük mizanıdır büyüklük.
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. Müsned 3:76; İbni Ebî Şeybe, el-Musannef 2:237; el-Heysemî, el-Mecmeu’z-Zevâid 10:320.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Üçüncü Söz / Sonraki Risale: Konferans
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

cemiyet-i beşer : insan topluluğu
cihet-i nimet : nimet yönü
derece-i hararet : sıcaklık derecesi
derece-i nimet : nimet derecesi
ene : benlik
ger : eğer
hakikat : doğru, gerçek
haslet : huy, karakter
içtimaî : sosyal, toplumsal
istizam : büyütme, olduğundan daha büyük gösterme
izzet-i nefs : insanın vakar, şeref ve haysiyetini muhafaza etmesi
kâh : bazen
kamet-i himmet : gayret derecesi
kamet-i kıymet : kıymet derecesi
kâmil : olgun, kemâl ve fazilet sahibi
kavî : kuvvetli, güçlü
mahiyet : öz nitelik, özellik
mertebe : derece
mikyas : ölçü
misal : görüntü
mizan : ölçü
musibet : belâ, sıkıntı, felâket
musibetzede : belâya, sıkıntıya düşmüş olan kimse
münderiç : yerleştirilmiş
nâkıs : eksik, noksan
riyâ : gösteriş
salih : iyi işler yapan, dinin emirlerine uyan kimse
sima : görünüş, yüz
talih : faydasız, yaramaz
tekavvüs : eğilme, bükülme
tekebbür : kibirlenme, büyüklenme
tetâvül : uzamaya çalışma
tevazu : alçakgönüllülük
tezellül : alçalma
Yükleniyor...