Block title
Block content
Zira, o Lâ ilâhe illâllah der, dâvâ eder. Bütün sağ ve sol, yani mazi ve müstakbel taraflarında saf tutan o nuranî zâkirler, aynı kelimeyi tekrar ederek, icmâ ile, mânen Sadakte ve bilhakkı natakte derler.

Hangi vehmin haddi var ki, böyle hesapsız imzalarla teyid edilen bir müddeâya parmak karıştırsın?

İKİNCİ REŞHA

O nuranî burhan-ı tevhid, nasıl ki iki cenâhın icmâ ve tevatürüyle teyid ediliyor. Öyle de, Tevrat ve İncil gibi kütüb-ü semâviyenin HAŞİYE yüzler işârâtı 1 ve irhâsâtın binler rumuzâtı 2 ve hâtiflerin meşhur beşârâtı ve kâhinlerin mütevatir şehâdâtı 3 ve şakk-ı kamer 4 gibi binler mu’cizâtının delâlâtı ve şeriatın hakkaniyeti ile teyid ve tasdik ettikleri gibi, zâtında gayet kemâldeki ahlâk-ı hamîdesi ve vazifesinde nihayet hüsnündeki secâyâ-yı gàliyesi ve kemâl-i emniyeti ve kuvvet-i imanını ve gayet itminanını ve nihayet vüsukunu gösteren fevkalâde takvâsı, fevkalâde ubûdiyeti, fevkalâde ciddiyeti, fevkalâde metaneti, dâvâsında nihayet derecede sadık olduğunu güneş gibi âşikâre gösteriyor.

ÜÇÜNCÜ REŞHA

Eğer istersen, gel, Asr-ı Saadete, Ceziretü’l-Araba gideriz. Hayalen olsun, onu vazife başında görüp ziyaret ederiz.

İşte, bak: Hüsn-ü sîret ve cemâl-i suretle mümtaz bir zâtı görüyoruz ki, elinde mu’ciznümâ bir kitap, lisanında hakaik-âşinâ bir hitap, bütün benî Âdeme, belki cin ve inse ve meleğe, belki bütün mevcudata karşı bir hutbe-i ezeliyeyi tebliğ ediyor. Sırr-ı hilkat-i âlem olan muammâ-i acibânesini hal ve şerh edip ve sırr-ı kâinat olan tılsım-ı muğlâkını fetih ve keşfederek, bütün mevcudattan sorulan, bütün ukulü hayret içinde meşgul eden üç müşkül ve müthiş sual-i azîm olan “Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?” suallerine mukni, makbul cevap verir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Hüseyin-i Cisrî Risale-i Hamidiye’sinde yüz on dört işârâtı o kitaplardan çıkarmıştır. Tahriften sonra bu kadar bulunsa, elbette daha evvel çok tasrihat varmış.
1 : bk. Mektûbat, On Dokuzuncu Mektup, On Altıncı İşaret, Birinci Kısım.
2 : bk. Mektûbât, On Dokuzuncu Mektup, On Altıncı İşaret, Üçüncü Kısım.
3 : bk. Mektûbât, On Dokuzuncu Mektup, On Altıncı İşaret, İkinci Kısım.
4 : bk. Mektûbât, On Dokuzuncu Mektup, On Yedinci İşaret.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Sekizinci Söz / Sonraki Risale: Yirminci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahlâk-ı hamîde : övülmüş, güzel ahlâk
Asr-ı Saadet : Peygamberimizin (a.s.m.) yaşadığı dönem, mutluluk asrı
âşikâre : açıkça
beşârât : müjdeler
burhan-ı tevhid : Cenab-ı Allah’ın birlik delili
cenâh : taraf, yön
delâlât : delil olmalar, işaretler
enbiya : peygamberler
evliya : veliler, Allah’ın sevgili kulları
fevkalâde : olağanüstü
hakkaniyet : doğruluk
hâtif : gelecekten haber veren cinnî
hüsün : güzellik
icmâ : fikir birliği
irhâsât : Peygamberimizde (a.s.m.) peygamber olmadan önce görülen olağanüstü haller ve hadiseler
istinat eden : dayanan
işârât : işaretler
itimat : dayanma, güvenme
itminan : tam kanaatle inanma
kâhin : gelecekten haber veren kimse
kemâl : mükemmellik, kusursuzluk
kemâl-i emniyet : güvenilirliğin mükemmelliği
keramet : Allah’ın bir ikramı olarak, veli kullarda görünen olağanüstü haller
kuvvet-i iman : imanın kuvveti
kütüb-ü semâviye : vahye dayanan mukaddes kitaplar
Lâ ilâhe illâllah : Allah’tan başka ilâh yoktur
mânen : mânevî olarak
mazi : geçmiş zaman
metanet : sağlamlık, kararlılık
mu’cizât : mu’cizeler
müddeâ : iddia edilen şey
müstakbel : gelecek zaman
mütevatir : yalan üzerinde birleşmeleri mümkün olmayan topluluğun naklettiği haber
nuranî : nurlu, parlak
reşha : sızıntı, damla
rumuzât : remizler, işaretler
sadakte ve bilhakkı natakte : “Doğru söyledin ve hakkı konuştun”
sadık : doğru
secâyâ-yı gàliye : çok kıymetli ve yüksek huylar
şakk-ı kamer : Ay’ın ikiye bölünmesi mu’cizesi
şehâdat : şahitlikler, tanıklıklar
şeriat : İlahî kanun, İslâmiyet
tahrif : değiştirme, bozma
takva : Allah’ın emir ve yasaklarına titizlikle uyma
tasdik : doğrulama
tasrihat : açık şekilde anlatımlar
tevatür : çeşitli kanallardan gelen ve doğruluğu kesin olarak kanıtlanan haber
teyid : destekleme
ubûdiyet : kulluk
vehm : zan, kuruntu
vüsuk : doğruluk, güvenilirlik
zâkir : zikredenler, Allah’ı ananlar
Yükleniyor...