Block title
Block content
Hem o Sâni-i Kadîr nihayet derecede masnuata karîb olduğu halde, masnuat nihayet derecede Ondan baîddir.

Hem nihayetsiz kibriyâsıyla beraber, gayet cüz’î ve hakir umuru dahi ehemmiyetle tanzim ve hüsn-ü san’attan hariç bırakmıyor.

İşte bu hakikat-i Kur’âniyenin vücuduna, mevcudatta meşhud suhulet-i mutlaka içinde intizam-ı ekmel şehadet ettiği gibi, gelecek temsil dahi onun sırr-ı hikmetini gösterir. Meselâ, وَ ِللهِ الْمَثَلُ اْلاَعْلٰى 1 Sâni-i Zülcelâlin Esmâ-i Hüsnâsından Nur isminin bir kesif âyinesi hükmünde olan güneşin emr-i Rabbânî ve teshir-i İlâhî ile mazhar olduğu vazifeler, şu hakikati fehme takrib eder. Şöyle ki:

Güneş, ulviyetiyle beraber, bütün şeffaf ve parlak şeylere nihayet derecede yakın, belki onların zatlarından onlara daha yakın olduğu, cilvesiyle ve timsaliyle ve tasarrufa benzer çok cihetlerle onları müteessir ettiği halde, o şeffaf şeyler ise binler sene ondan uzaktırlar. Onu hiçbir vech ile müteessir edemezler, kurbiyet dâvâ edemezler.

Hem o güneş, her şeffaf zerreye, hattâ ziyası nereye girmişse orada hazır ve nazır gibi olduğu, o zerrenin kabiliyet ve rengine göre güneşin aksi ve bir nevi timsali görünmesiyle anlaşılır.

Hem güneşin azamet-i nuraniyeti derecesinde ihatası, nüfuzu ziyadeleşir. Nuraniyet azametindendir ki, en küçük, ufak şeyler ondan gizlenip kaçamazlar.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “En yüce sıfatlar Allah’a mahsustur.” Nahl Sûresi, 16:60.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Söz / Sonraki Risale: On Beşinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

akis : yansıma
azamet-i nuraniyet : ışığın, parlaklığın büyüklüğü
baîd : uzak
cilve : görünüm, yansıma
emr-i Rabbânî : bütün varlıkları yaratılış gayelerine göre terbiye edip idaresi ve egemenliği altında tutan Allah’ın emri
Esmâ-i Hüsnâ : Cenab-ı Hakkın en güzel isimleri
fehmedilmek : anlaşılmak
hakikat-i Kur’âniye : Kur’ân’ın hakikati
hakikat-i ulviye : yüce gerçek
hakir : hor ve değersiz
hüsn-ü san’at : sanatın güzelliği
ihata : kuşatma, içine alma
intizam-ı ekmel : en mükemmel düzenlilik
Kâdir-i Mutlak : herşeye gücü yeten, sınırsız güç ve kudret sahibi Allah
kesif : yoğun, katı, saydam olmayan
kibriyâ : büyüklük, azamet
kurbiyet : yakınlık
masnuat : sanat eseri varlıklar
meşhud : görünen
muâlecesiz : doğrudan doğruya
mübaşeretsiz : temas etmeden
müteessir : etkileme, tesiri altında bırakma
nâzır : bakan, gözlemci
nevi : çeşit
Nur : bütün varlığı aydınlatan, bütün nurlar kendi nurunun zayıf bir gölgesi olan ve her çeşit nuru yaratan Allah
nuraniyet : nurluluk, parlaklık
Sâni-i Kadîr : sonsuz güç ve kudret sahibi ve herşeyi san’atlı bir şekilde yaratan Allah
Sâni-i Zülcelâl : sonsuz yücelik ve haşmet sahibi olan ve herşeyi san’atla yaratan Allah
suhulet-i mutlak : tam kolaylık
şehadet : şahitlik
takrib etme : yaklaştırma
tasarruf : kullanma
teshir-i İlâhî : Allah’ın boyun eğdirmesi, itaat ettirmesi
timsal : suret, görüntü
ulviyet : yükseklik
umur : işler
zerre : atom
Yükleniyor...