Block title
Block content
Acaba hiç akıl kabul eder mi ki, şu güzel masnuâtın bu derece san’atperver, hattâ ağzın her çeşit tadını nazara alan in’âmperver San’atkârı, Arş ve ferşi çınlattıracak bir velvele-i istihsan ve takdir içinde, ber ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbirle, perestişkârâne Ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayt kalsın ve onunla konuşmasın ve alâkadarâne onu resul yapıp güzel vaziyetinin başkalara da sirayet etmesini istemesin?

Kellâ! Konuşmamak ve onu resul yapmamak mümkün değil...

اِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللهِ اْلاِسْلاَمُ
مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ اَشِدَّاءُ عَلَى اْلكُفَّارِ رُحَمَاۤءُ بَيْنَهُمْ
1

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Şüphesiz ki, Allah katında makbul olan din, İslâm dinidir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:19. “Muhammed, Allah’ın resulüdür. Onunla beraber olanlar da, kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise pek merhametlidirler.” Fetih Sûresi, 48:29.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Yedinci Söz / Sonraki Risale: On Dokuzuncu Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadarâne : ilgilenmek suretiyle
Arş : göğün en yüksek katı; Cenab-ı Allah’ın büyüklük ve yüceliğinin tecelli ettiği yer
bahr : deniz
ber : kara
cezbeye getirmek : kendinden geçirmek
ferş : yer
in’amperver : nimetlendirmeyi seven
kellâ : asla
lâkayt : duyarsız
masnu : san’at eseri varlık
masnuat : san’at eseri varlıklar
müteveccih : yönelme
nazar : dikkat
perestişkârâne : taparcasına
resul : peygamber, elçi
san’atperver : san’ata düşkün
sirayet : bulaşma
tekbir : Allah’ın büyüklüğünü dile getirme
velvele-i istihsan : güzellikleri pek çok dille bir arada haykıran sesler
zemzeme-i şükran : teşekkür ifade eden nağmeler
Yükleniyor...