Block title
Block content
Çünkü, bilfiil o vaziyet kısmen görünüyor ve havanın bütün eczasında o kabiliyet var. İşte, ehl-i küfrün ve tabiiyyun ve maddiyyunların mesleklerinde, değil bir muhal, belki zerreler adedince muhaller ve imtinâlar ve müşkilâtlar âşikâre görünüyor.

Eğer Sâni-i Zülcelâle verilse, hava bütün zerratıyla O’nun emirber neferi olur. Birtek zerrenin muntazam birtek vazifesi kadar kolayca, hadsiz küllî vazifelerini Hâlıkının izniyle ve kuvvetiyle ve Hâlıka intisap ve istinad ile ve Sâniinin cilve-i kudretiyle ve bir anda, şimşek sür’atinde ve (هُو) “Hû” telâffuzu ve havanın temevvücü suhuletinde yapar. Yani, kalem-i kudretin hadsiz ve harika ve muntazam yazılarına bir sahife olur. Ve zerreleri, o kalemin uçları; ve zerrelerin vazifeleri dahi, kalem-i kaderin noktaları bulunur. Birtek zerrenin hareketi derecesinde kolay çalışır.

İşte, ben لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُوَ 1 ve قُلْ هُوَ اللهُ 2 deki hareket-i fikriye ile seyahatimde hava âlemini temâşâ ve o unsurun sahifesini mütalâa ederken, bu mücmel hakikati tam vazıh ve mufassal, aynelyakîn müşahede ettim. Ve (هُو) “Hû”nun lâfzında, havasında böyle parlak bir burhan ve bir lem’a-i Vâhidiyet bulunduğu gibi, mânâsında ve işaretinde gayet nuranî bir cilve-i Ehadiyet ve çok kuvvetli bir hüccet-i tevhid ve “ (هُو) ‘Hû’ zamirinin mutlak ve müphem işareti hangi Zâta bakıyor?” işaretine bir karine-i taayyün o hüccette bulunması içindir ki, hem Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan, hem ehl-i zikir, makam-ı tevhidde bu kudsî kelimeyi çok tekrar ederler diye, ilmelyakîn ile bildim.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ondan başka hiçbir ilâh yoktur.” Bakara Sûresi, 2:163; Âl-i İmran Sûresi, 3:2; Haşir Sûresi, 59:22.
2 : “De ki: O Allah’tır.” İhlâs Sûresi, 112:1.
Önceki Risale: İkinci Makam
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem : kâinat, evren
âşikâre : açıkça
aynelyakin : gözle görerek kesin bilgi edinme
bilfiil : fiilen, gerçekte
burhan : delil
ehl-i küfür : inkârcılar, inançsızlar, kâfirler
emirber nefer : emre hazır asker
hadsiz : sayısız
hakikat : gerçek, doğru
Hâlık : herşeyi yaratan Allah
hareket-i fikriye : fikrî hareket, akıl yürütme
hüccet : delil
hüccet-i tevhid : Allah’ın birliğinin delili
Hüve : O, Allah
imtinâ : imkansızlık
intisap : bağlanma
istinad : dayanma
kalem-i kader : kader kalemi
karine-i taayyün : belirtme işareti, “O” zamirinin Allah’a işaret etmesi
küllî : kapsamlı, büyük
lâfz : ifade, kelime
lem’a-i Vâhidiyet : Allah’ın birliğini gösteren parıltı
maddiyyun : materyalistler, herşeyi madde ile açıklamaya çalışanlar
meslek : gidilen yol, usül
mufassal : ayrıntılı
muhal : imkansızlık
muntazam : düzenli
mutlak : serbest bırakılmış, sınırı belirtilmemiş
mücmel : özetlenmiş
müphem : belirsiz
müşahede : gözlem
müşkilât : zorluklar
mütalâa : etraflıca düşünme
neşretmek : yaymak
nuranî : nurlu, ışıklı
Sâni-i Zülcelâl : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi ve herşeyi sanatla yaratan Allah
Sânii : herşeyi sanatlı bir şekilde yaratan Allah
suhulet : kolaylık
telâffuz : söyleyiş, ifade etme
temâşâ : seyretme
temevvüc : dalgalanma
umum : bütün
vazıh : açık, âşikar
zerrat : zerreler, atomlar
zerre : atom, maddenin en küçük parçası
Yükleniyor...