Block title
Block content
نَعَمْ صَدَقْتَ اَىْ جَامِى - هُوَ الْمَطْلُوبُ - هُوَ الْمَحْبُوب ُ- هُوَ الْمَقْصُودُ - هُوَ الْمَعْبوُدُ

Evet, Câmi’, pek doğru söyledin. Hakikî mahbub, hakikî matlub, hakikî maksud, hakikî mâbud yalnız Odur.

كِه ”لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُو“ بَرَابَرْ مِيذَنَدْ عَالَمْ

Çünkü bu âlem, bütün mevcudatıyla, muhtelif dilleriyle, ayrı ayrı nağamâtıyla, zikr-i İlâhînin halka-i kübrâsında beraber لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ هُو 1 der, vahdâniyete şehadet eder. لاَۤ اُحِبُّ اْلاٰفِلِينَ 2 ’in açtığı yaraya merhem sürüyor ve alâkayı kestiği mecazî mahbuplara bedel bir Mahbub-u Lâyezâlîyi gösteriyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ondan başka hiçbir ilâh yoktur.” Haşir Sûresi, 59:22.
2 : “Batıp gidenleri sevmem” En’âm Sûresi, 6:76.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

halka-i kübrâ : en büyük halka
mâbud : kendisine ibadet edilen
mahbub : sevgili
Mahbub-u Lâyezâlî : sürekli var olan, asla yok olmayan, sonsuz sevgili, Allah
maksud : kastedilen, istek
mâlâyâni : boş, lüzumsuz
marifet : Allah’ı bilme ve tanıma
matlup : istenilen
mecazî : gerçek olmayan
mevcudat : varlıklar
nağamât : nağmeler, hoş sesler
vahdâniyet : Allah’ın birliği
zikr-i İlâhî : Allah’ı anma
Yükleniyor...