Block title
Block content
Bak: Kendine ve ümmetine saadet-i ebediye istiyor. Bekà istiyor. Cennet istiyor. Hem, mevcudat âyinelerinde cemâllerini gösteren bütün esmâ-i kudsiye-i İlâhiye ile beraber istiyor. O esmâdan şefaat talep ediyor, görüyorsun. Eğer âhiretin hesapsız esbab-ı mucibesi, delâil-i vücudu olmasaydı, yalnız şu zâtın tek duası, baharımızın icadı kadar Hâlık-ı Rahîmin kudretine hafif gelen şu Cennetin binasına sebebiyet verecekti. HAŞİYE

Evet, baharımızda yeryüzünü bir mahşer eden, yüz bin haşir nümunelerini icad eden Kadîr-i Mutlaka, Cennetin icadı nasıl ağır olabilir? Demek, nasıl ki onun risaleti şu dar-ı imtihanın açılmasına sebebiyet verdi, لَوْلاٰكَ لَوْلاٰكَ لَمٰا خَلَقْتُ اْلاَفْلاٰكَ 1 sırrına mazhar oldu. Onun gibi, ubûdiyeti dahi, öteki dar-ı saadetin açılmasına sebebiyet verdi. Acaba hiç mümkün müdür ki, bütün akılları hayrette bırakan şu intizam-ı âlem ve geniş rahmet içinde kusursuz hüsn-ü san’at, misilsiz cemâl-i rububiyet, o duaya icabet etmemekle böyle bir çirkinliği, böyle bir merhametsizliği, böyle bir intizamsızlığı kabul etsin?

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Evet, âhirete nisbeten gayet dar bir sahife hükmünde olan rû-yi zeminde had ve hesaba gelmeyen harika san’at nümunelerini ve haşir ve kıyametin misallerini göstermek ve üç yüz bin kitap hükmünde olan muntazam envâ-ı masnuatı o tek sahifede kemâl-i intizamla yazıp derc etmek; elbette geniş olan âlem-i âhirette lâtif ve muntazam Cennetin binasından ve icadından daha müşküldür. Evet, Cennet bahardan ne kadar yüksek ise, o derece bahar bahçelerinin hilkati, o Cennetten daha müşküldür ve hayretfezâdır denilebilir.
1 : “Sen olmasaydın ben âlemleri yaratmazdım.” Ali el-Kâri, Şerhü’ş-Şifâ: 1:6; Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ: 2:164. Ayrıca el-Hâkim’in el-Müstedrek’inde bu mânâyı teyit eden şu sahih hadis naklediliyor: “Peygamber Efendimiz buyurdu: Allah İsâ’ya (a.s.) şöyle vahyetti, ‘Ey İsâ, Muhammed’e iman et. Ümmetine de emret ki onlardan ona ulaşanlar da iman etsinler. Muhammed olmasaydı Âdem’i yaratmazdım. Muhammed olmasaydı Cennet ve Cehennemi yaratmazdım. Su üzerinde Arşı yarattığımda arş çırpındı. Üzerine Lâ ilâhe İllallah Muhammedun Resûlullah yazdım, sakinleşti.” (el-Hâkim, el-Müstedrek, 2:615) Ayrıca bk. et-Taberâni, El-Mu’cemü’l-Evsât, 6:314; et-Taberânî, El-Mu’cemü’s-Sağîr, 2:182; El-Hallâl, es-Sünne, 1:237; el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve, 5:489.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Dokuzuncu Söz / Sonraki Risale: On Birinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat
âlem-i âhiret : âhiret âlemi
âyine : ayna
bekà : süreklilik, kalıcılık
cemâl : güzellik
dar-ı imtihan : imtihan yeri, dünya
dar-ı saadet : mutluluk yeri, âhiret
delâil-i vücud : varlık delilleri
derc etmek : yerleştirmek
envâ-ı masnuat : san’at eseri varlık çeşitleri
esbab-ı mucibe : gerektirici sebepler
esmâ : isimler
Hâlık-ı Rahîm : sonsuz merhamet ve şefkat sahibi ve herşeyi yoktan yaratan Allah
haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hayretfezâ : hayret verici, şaşırtıcı
hilkat : yaratılış
hüsn-ü san’at : güzel san’at
icabet : cevap verme
icad : var etme, yaratma
intizam : düzenlilik
intizam-ı âlem : kâinattaki düzenlilik
Kadîr-i Mutlak : herşeye gücü yeten, sonsuz güç ve kudret sahibi Allah
kemâl-i intizam : tam ve mükemmel bir düzen
kıyamet : dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması
kudret : güç, iktidar
lâtif : hoş, güzel
mahşer : haşir meydanı, toplanma yeri
mazhar : sahip olma, erişme
mevcudat : varlıklar
misilsiz : benzersiz
muntazam : düzenli
müşkül : zor
nisbeten : oranla, kıyasla
nümune : örnek
rahmet : şefkat, merhamet
risalet : peygamberlik
rû-yi zemin : yeryüzü
saadet-i ebediye : sonu olmayan, sonsuz mutluluk
şefaat : bağışlanma için aracılık
talep etmek : istemek
ubûdiyet : kulluk
ümmet : Peygambere inanıp onun yolundan gidenler
Yükleniyor...