Block title
Block content
Şahitler, muhbirler ise, mesleklerinde, meşreplerinde, mezheplerinde muhtelif oldukları halde, kemâl-i ittifakla şu meselenin esasında müttehiddirler. Kesretçe tevatür derecesindedirler. Keyfiyetçe icmâ kuvvetindedirler. Mevkice herbiri nev-i beşerin bir yıldızı, bir taifenin gözü, bir milletin azizidirler. Ehemmiyetçe şu meselede hem ehl-i ihtisas, hem ehl-i ispattırlar. Halbuki bir fende veya bir san’atta iki ehl-i ihtisas, binler başkalara müreccahtırlar ve ihbarda iki müsbit, binler nâfîlere tercih edilir. Meselâ, Ramazan hilâlinin sübutunu ihbar eden iki adam, binler münkirlerin inkârlarını hiçe atarlar.

Elhasıl, dünyada bundan daha doğru bir haber, daha sağlam bir dâvâ, daha zahir bir hakikat olamaz. Demek, şüphesiz dünya bir mezraadır. Mahşer ise bir beyderdir, harmandır. Cennet, Cehennem ise birer mahzendir.

ONUNCU HAKİKAT

Bâb-ı Hikmet, İnâyet, Rahmet, Adalettir.

İsm-i Hakîm, Kerîm, Âdil, Rahîmin cilvesidir.


Hiç mümkün müdür ki, şu bekàsız misafirhane-i dünyada ve şu devamsız meydan-ı imtihanda ve şu sebatsız teşhirgâh-ı arzda bu derece bâhir bir hikmet, bu derece zahir bir inâyet ve bu derece kahir bir adalet ve bu derece vâsi bir merhametin âsârını gösteren Mâlikü’l-Mülk-i Zülcelâlin daire-i memleketinde ve âlem-i mülk ve melekûtunda daimî meskenler, ebedî sakinler, bâki makamlar, mukim mahlûklar bulunmayıp, şu görünen hikmet, inâyet, adalet, merhametin hakikatleri hiçe insin?
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Dokuzuncu Söz / Sonraki Risale: On Birinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

bâb : kapı
bâhir : açık, görünen, berrak
bekàsız : geçici, devamsız
beyder : harman yeri
cilve : yansıma, görüntü
daimî : devamlı, sürekli
daire-i memleket : memleket dairesi
ehl-i ihtisas : sahasında uzman olan kimseler
ehl-i ispat : doğruyu ortaya çıkaran kimseler
elhasıl : özetle, sonuç olarak
hakikat : gerçek mâhiyet, asıl ve esas, içyüz
hilâl : yay şeklinde görülen yeni ay
icmâ : fikir birliği
ihbar eden : haber veren
kabil : mümkün, olabilir
kahir : üstün
kemâl-i ittifak : tam ve mükemmel birlik
Kerîm : sonsuz ikram ve cömertlik sahibi Allah
kesret : çokluk
keyfiyet : nitelik, içerik
mahlûk : yaratık
mahlûkat : yaratıklar
mahşer : haşir meydanı, toplanma yeri
mahzen : erzak yeri, içinde eşya saklanacak yer
meslek : hizmet yolu, ekolü
meşrep : tarz, usül
meydan-ı imtihan : imtihan meydanı
mezhep : tutulan yol, ekol
mezraa : tarla
misafirhane-i dünya : dünya misafirhanesi
muhbir : haber veren
muhtelif : çeşitli, farklı
mukim : ikamet eden, oturan
münkir : inkârcı
müreccah : tercih edilir
müsbit : ispat edici
müttehid : birleşmiş
nâfî : yok edici, inkârcı
Rahîm : sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah
rahmet : şefkat, merhamet
sebatsız : sabit olmayan
sübut : meydana çıkma, gerçekleşme
taife : topluluk, grup
teşhirgâh-ı arz : yeryüzü sergisi
zahir : açık, âşikar
Yükleniyor...