Block title
Block content
Hem hiç mümkün olur mu ki, bu güzel masnuat ile kendini zîşuura tanıttıran ve kıymetli nimetler ile kendini sevdiren Sâni-i Zülcelâl, onun mukabilinde zîşuurdan marziyatı ve arzuları ne olduğunu bir elçi vasıtasıyla bildirmesin?

Hem hiç mümkün olur mu ki, nev-i insanı şuurca kesrete müptelâ, istidatça ubûdiyet-i külliyeye müheyya suretinde yaratıp, muallim bir rehber vasıtasıyla onları kesretten vahdete yüzlerini çevirmek istemesin?

Daha bunlar gibi çok vezaif-i nübüvvet var ki, herbiri bir burhan-ı kat’îdir ki, Ulûhiyet risaletsiz olamaz.

Şimdi, acaba âlemde Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâmdan beyan olunan evsâf ve vezaife daha ehil ve daha cami’ kim zuhur etmiş? Ve rütbe-i risalete ve vazife-i tebliğe ondan daha elyak, daha evfak hiç zaman göstermiş midir?

Hayır, asla ve kat’a! Belki o, bütün resullerin seyyididir, bütün enbiyanın imamıdır, bütün asfiyanın serveridir, bütün mukarrebînin akrebidir, bütün mahlûkatın ekmelidir, bütün mürşidlerin sultanıdır.

Evet, ehl-i tahkikatın ittifakıyla, şakk-ı kamer ve parmaklarından su akması gibi bine bâliğ mucizâtından, had ve hesaba gelmez delâil-i nübüvvetinden başka, Kur’ân-ı Azîmüşşan gibi bir bahr-i hakaik ve kırk vech ile mucize olan mucize-i kübrâ, güneş gibi risaletini göstermeye kâfidir. Başka risalelerde ve bilhassa Yirmi Beşinci Sözde Kur’ân’ın kırka karib vücuh-u i’câzından bahsettiğimizden, burada kısa kesiyoruz.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Dokuzuncu Söz / Sonraki Risale: On Birinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

akreb : en yakın
âlem : dünya
asla ve kat’a : asla, kesinlikle öyle değil
bahr-i hakaik : hakikatler, gerçekler denizi
bâliğ : ulaşan
beyan olunan : anlatılan, açıklanan
bilhassa : özellikle
burhan-ı kat’î : sağlam ve kesin delil
cami’ : kapsamlı
delâil-i nübüvvet : peygamberlik delilleri
ehil : layık
ekmel : en mükemmel
elyak : daha layık
enbiya : peygamberler
evfak : daha uygun
evsaf : vasıflar, özellikler, nitelikler
had ve hesaba gelmemek : sonsuz ve sınırsız olmak
istidat : yetenek, kabiliyet
ittifak : birleşme, fikir birliği
kâfi : yeterli
karib : yakın
kesret : çokluk
Kur’ân-ı Azîmüşşan : şanı yüce Kur’ân
mahlûkat : yaratıklar
mu’cize-i kübrâ : en büyük mu’cize
muallim : öğreten, yetiştiren
mukabil : karşılık
müheyya : hazırlanmış
müptelâ : bağımlı, düşkün
mürşid : irşad eden, doğru yolu gösteren
nev-i insan : insanlık, insan türü
resul : peygamber
risale : küçük kitap
risalet : peygamberlik
rütbe-i risalet : peygamberlik rütbesi
server : reis, baş
seyyid : efendi
suret : şekil
şakk-ı kamer : Ay’ın ikiye bölünmesi mu’cizesi
şuur : bilinç, idrak, anlayış
ubûdiyet-i külliye : büyük ve umumî kulluk
vecih : yön, tarz
vezaif : vazifeler, görevler
zuhur : ortaya çıkma
Yükleniyor...