Block title
Block content
Herbir insan, aklıyla, hayal sür’atinde seyeranı; herbir velî, kalbiyle berk sür’atinde cevelânı; ve cism-i nuranî olan herbir melek, ruh sür’atinde Arştan ferşe, ferşten Arşa deveranı; 1 ehl-i Cennetin insanları, burak sür’atinde, haşirden beş yüz sene fazla mesafeden Cennete çıkmaları olduğu gibi, 2 nur ve nur kabiliyetinde ve evliya kalblerinden daha lâtif ve emvâtın ruhlarından ve melâike cisimlerinden daha hafif ve cesed-i necmî ve beden-i misalîden daha zarif olan ruh-u Muhammedînin (a.s.m.) hadsiz vezâifine medar ve cihazatının mahzeni olan cism-i Muhammedî (a.s.m.), elbette onun ruh-u âlisiyle Arşa kadar beraber gidecektir.

Şimdi, makam-ı istimâda olan mülhide bakıyoruz:

Hatıra geliyor ki: O mülhid kalbinden der, “Ben Allah’ı tanımıyorum, Peygamberi bilmiyorum. Nasıl Miraca inanacağım?” Biz de deriz ki:

Madem şu kâinat ve mevcudat var ve içinde ef’al ve icad var. Hem madem muntazam bir fiil fâilsiz olmaz, mânidar bir kitap kâtipsiz olmaz, san’atlı bir nakış Nakkâşsız olmaz. Elbette, şu kâinatı dolduran ef’âl-i hakîmânenin bir fâili ve yeryüzünün mevsim be mevsim tazelenen hayretfezâ nukuşlarının, mânidar mektubatının bir kâtibi, bir Nakkâşı vardır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. Meâric Sûresi, 70:4.
2 : bk. Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 19; Dârimî, Rikâk 89; el-Hâkim, el-Müstedrek 4:542; et-Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr 9:356.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Birinci Esas / Sonraki Risale: Üçüncü Esas
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

beden-i misalî : görüntüden ibaret beden
berk : şimşek
burak : Cennete mahsus bir binek
cesed-i necmî : yıldız gibi nuranî olan ceset
cevelân : dolaşma, gezme
cihazat : cihazlar, organlar
daire-i âzamiye : en büyük daire
deveran : dönüp dolaşmak
ef’al : fiiller, işler
ef’âl-i hakîmane : hikmetli fiiller, işler
ehl-i Cennet : Cennet ehli
emvât : ölüler
evliya : veliler, Allah dostları
fâil : işi yapan
ferş : yer
fiil : iş, oluş, hareket
hadsiz : sınırsız
hakikat : gerçek
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kâtip : yazan, yazıcı
lâtif : cismanî olmayan, ruhla ilgili
mahzen : depo
makam-ı istimâ : dinleme makamı
mânidar : anlamlı
medar : vesile, dayanak, kaynak
mektubat : mektuplar
melâike : melekler
mevcudat : varlıklar
muntazam : düzenli, intizamlı
mülhid : dinsiz
Nakkaş : herşeyi san’atlı bir şekilde nakış nakış işleyen Allah
nukuş : nakışlar
ruh-u âli : yüce ruh
ruh-u Muhammedî : Peygamberimiz Hz. Muhammed’in aziz ve pâk ruhu
seyeran : seyahat, gezme
seyr ü sülûk : mânevî ve ruhî yolculuk
sür’at : hız
velî : Allah dostu
vezâif : vazifeler, görevler
zarif : ince, nazik
Zât-ı Celîl-i Zülcemâl : sonsuz güzellik ve haşmet sahibi Zât, Allah
Yükleniyor...