Block title
Block content
Bir ağacı meyveleriyle tanzim ve tezyin ettiği gibi kolayca, güneşi seyyârâtla tanzim eder bir Hakîm-i Zülcelâl ve Hâkim-i Mutlaktır.”1

Sonra o müddeî, yerde yer bulamadığı için gider, güneşe kalbinden der ki: “Bu çok büyük birşeydir. Belki içinde bir delik bulup bir yol açarım, yeri de musahhar ederim.”

Güneşe şirk namına ve şeytanlaşmış felsefe lisanıyla, mecusîlerin dedikleri gibi der ki: “Sen bir sultansın. Kendi kendine mâliksin, istediğin gibi tasarruf edersin.”

Güneş ise, hak namına ve hakikat lisanıyla ve hikmet-i İlâhiye diliyle ona der: “Hâşâ, yüz bin defa hâşâ ve kellâ! Ben musahhar bir memurum. Seyyidimin misafirhanesinde bir mumdarım. Bir sineğe, belki bir sineğin kanadına dahi hakikî mâlik olamam. Çünkü sineğin vücudunda öyle mânevî cevherler ve göz, kulak gibi antika san’atlar var ki, benim dükkânımda yok, daire-i iktidarımın haricindedir”2 der, müddeîyi tekdir eder.

Sonra o müddeî döner, firavunlaşmış felsefe lisanıyla der ki: “Madem kendine mâlik ve sahip değilsin, bir hizmetkârsın. Esbab namına benimsin” der.

O vakit güneş, hak ve hakikat namına ve ubûdiyet lisanıyla der ki: “Ben öyle birinin olabilirim ki, bütün emsalim olan ulvî yıldızları icad eden ve semâvâtında kemâl-i hikmetle yerleştiren ve kemâl-i haşmetle döndüren ve kemâl-i ziynetle süslendiren bir Zât olabilir.”3

Sonra o müddeî, kalbinden der ki: “Yıldızlar çok kalabalıktırlar. Hem dağınık, karma karışık görünüyorlar. Belki onların içinde, müvekkillerim namına birşey kazanırım” der, onların içine girer. Onlara esbab namına, şerikleri hesabına ve tuğyan etmiş felsefe lisanıyla, nücumperest olan sâbiiyyunların dedikleri gibi der ki: “Sizler pek çok dağınık olduğunuzdan, ayrı ayrı hâkimlerin taht-ı hükmünde bulunuyorsunuz.”

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. Bakara Sûresi, 2:22, 164; Ra’d Sûresi, 13:2; İbrahim Sûresi, 14:32-33; Nahl Sûresi, 16:12; Ankebût Sûresi, 29:44, 61; Lokman Sûresi, 31:25, 29; Secde Sûresi, 32:4; Fâtır Sûresi, 35:13, 40.
2 : bk. Yûnus Sûresi, 10:5; Nahl Sûresi, 16:12; Hac Sûresi, 22:18, 73; Yâsin Sûresi, 36:38.
3 : bk. Yâsin Sûresi, 36:38-40; Sâffât Sûresi, 37:6; Fussilet Sûresi, 41:12; Mülk Sûresi, 67:5.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz Birinci Söz / Sonraki Risale: Otuz Üçüncü Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

cevher : öz, maden
dâire-i iktidar : gücün etkili olduğu alan
emirber nefer : emre hazır asker
emsal : benzerler
esbab : sebepler
firavunlaşmak : kendisini Firavun gibi ilah seviyesine çıkaracak derecede büyük görme
hak : doğru, gerçek
hakikat : gerçeklik
hakiki : gerçek
Hâkim-i Mutlak : sınırsız egemenlik sahibi olan Allah
Hakîm-i Zülcelâl : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi ve herşeyi hikmetle yapan Allah
haricinde : dışında
hâşâ ve kellâ : asla ve asla, kesinlikle öyle değil
hikmet-i İlâhiye : Allah’ın gözettiği fayda ve gaye
hizmetkâr : hizmetçi
icad : var etme, yaratma
kemâl-i haşmet : mükemmel bir heybet
kemâl-i hikmet : mükemmel bir hikmet
kemâl-i ziynet : kusursuz ve mükemmel süs
lisan : dil
mâlik : sahip
mecusî : ateşe tapan
mumdar : ışık verici
musahhar : boyun eğen, emre uyan
mutî : itaatkâr, emre uyan
müddeî : iddia sahibi
müvekkil : vekâlet veren
nam : ad
nücumperest : yıldızlara tapan
sabiiyyun : yıldızlara tapan kimseler
semâvât : gökler
seyyarat : gezegenler
seyyid : efendi
şerik : Allah’a ortak koşulan şey
şirk : Allah’a ortak koşma
taht-ı hükmünde : hükmü altında
tanzim : düzenleme
tasarruf : dilediği gibi kullanma ve yönetme
tekdir : azarlama
tezyin : süsleme
tuğyan : azgınlık, taşkınlık, zulüm ve küfürde çok ileri gitme
ubûdiyet : kulluk
ulvî : yüce
Yükleniyor...