Block title
Block content
İkinci Noktanın İkinci Mebhası


EHL-İ DALÂLETİN vekili, tutunacak ve dalâletini ona bina edecek hiçbir şey bulamadığı ve mülzem kaldığı zaman şöyle diyor ki:

“Ben, saadet-i dünyayı ve lezzet-i hayatı ve terakkiyât-ı medeniyeti ve kemâl-i san’atı, kendimce, âhireti düşünmemekte ve Allah’ı tanımamakta ve hubb-u dünyada ve hürriyette ve kendine güvenmekte gördüğüm için, insanın ekserisini bu yola şeytanın himmetiyle sevk ettim ve ediyorum.”

Elcevap: Biz dahi Kur’ân namına diyoruz ki: Ey biçare insan! Aklını başına al, ehl-i dalâletin vekilini dinleme.

Eğer onu dinlersen hasâretin o kadar büyük olur ki, tasavvurundan ruh, akıl ve kalb ürperir.

Senin önünde iki yol var: Birisi, ehl-i dalâletin vekilinin gösterdiği şekavetli yoldur. Diğeri, Kur’ân-ı Hakîmin tarif ettiği saadetli yoldur.

İşte, o iki yolun pek çok muvazenelerini, çok Sözlerde, hususan Küçük Sözlerde gördün ve anladın. Şimdi, makam münasebetiyle, binde bir muvazenelerini yine gör, anla. Şöyle ki:

Şirk ve dalâletin ve fısk ve sefahetin yolu, insanı nihayet derecede sukut ettiriyor.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İkinci Mevkıf
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat
biçare : çaresiz
bina : üzerine kurma
cilve : görüntü, akis
dalâlet : hak yoldan sapkınlık, inançsızlık
ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapmış inançsız kimseler
ekser : çoğunluk
esmâ : Allah’ın isimleri
fehmetmek : anlamak
fısk : günah, günahkârlık
hasâret : zarar, kayıp
himmet : ciddi gayret, yardım
hubb-u dünya : dünya sevgisi
hususan : özellikle
kemâl-i san’at : san’attaki mükemmellik
Kur’ân-ı Hakim : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
lezzet-i hayat : hayatın lezzeti
mebhas : bahis, konu
muvazene : karşılaştırma
mülzem : susturulmuş, mağlup edilmiş
münasebet : ilişki, bağlantı
nakış : işleme
nam : ad
nihayet : son
rahmet : şefkat, merhamet
saadet-i dünya : dünya mutluluğu
saadetli : mutlu
sefahet : gayrı meşru zevk ve eğlence
sukut : alçalış, düşüş
şekavetli : sıkıntılı, mutsuz
şirk : Allah’a ortak koşma
tarif etmek : anlatmak, tanıtmak
temâşâ : seyretme, ibretle bakma
terakkiyât-ı medeniyet : medenî ve teknolojik ilerlemeler
vâzıh : açık, âşikâr
vâzıhan : açıkça, âşikâr bir şekilde
zemin : yer
zikir : Allah’ı anma
Yükleniyor...