Block title
Block content
On Üçüncü Pencere

وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ 2

sırrınca, herşey lisan-ı mahsusuyla Hâlıkını yad eder, takdis eder. Evet, bütün mevcudatın lisan-ı hâl ve kal ile ettiği tesbihat, birtek Zât-ı Mukaddesin vücudunu gösteriyor. Evet, fıtratın şehadeti reddedilmez. Delâlet-i hal ise, hususan çok cihetlerle gelse, şüphe getirmez. Bak, hadsiz fıtrî şehadeti tazammun eden ve nihayetsiz tarzlarda lisan-ı hâl ile delâlet eden ve mütedahil daireler gibi birtek merkeze bakan şu mevcudatın muntazam suretleri, herbiri birer dildir; ve mevzun heyetleri, herbiri birer lisan-ı şehadettir; ve mükemmel hayatları, herbiri birer lisan-ı tesbihtir ki, Yirmi Dördüncü Sözde kat’î ispat edildiği gibi, o bütün dillerle pek zâhir bir surette tesbihatları ve tahiyyâtları ve birtek Mukaddes Zâta şehadetleri, ziya güneşi gösterdiği gibi, bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücud’u gösterir ve kemâl-i ulûhiyetine delâlet eder.

On Dördüncü Pencere

2 قُلْ مَنْ بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىْءٍ
وَاِنْ مِنْ شىْءٍ اِلاَّ عِنْدَنَا خَزَاۤئِنُهُ 3
مَا مِنْ دَاۤبَّةٍ اِلاَّ هُوَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا4
اِنَّ رَبِّى عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌ 5

sırlarınca, herşey, herşeyinde ve her şe’ninde tek bir Hâlık-ı Zülcelâle muhtaçtır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Hiçbir şey yoktur ki, Onu hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
2 : “De ki: Herşeyin mülk ve tasarrufu kimin elindedir?” Mü’minun Sûresi, 23:88.
3 : “Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim yanımızda olmasın.” Hicr Sûresi, 15:21.
4 : “Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onu alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın.” Hûd Sûresi, 11:56.
5 : “Muhakkak ki benim Rabbim herşeyi hakkıyla koruyucudur.” Hûd Sûresi, 11:57.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz İkinci Söz / Sonraki Risale: Lemeât
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acz-i mutlak : son derece güçsüzlük
âsâr : eserler
cihet : yön, taraf
delâlet : delil olma, işaret etme
delâlet-i hal : halin işareti, delil olması
fıtrat : yaratılış
fıtrî : yaratılıştan gelen
hadsiz : sayısız, sınırsız
Hâlık-ı Zülcelâl : sonsuz heybet ve haşmet sahibi ve herşeyi yaratan Allah
heyet : genel yapı, şekil
hususan : özellikle
intibah : uyanış
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kat’î : kesin
kemâl-i ulûhiyet : ibadete ve itaat edilmeye layık olmanın, ilâhlığın mükemmelliği
kudret-i mutlaka : sınırsız güç ve kuvvet
kuvvet-i mutlaka : sınırsız kuvvet
lisan-ı hâl ve kal : hal ve konuşma dili
lisan-ı hâl : hal dili
lisan-ı şehadet : şahitlik eden dil
lisan-ı tesbih : Allah’ı tesbih eden, şânına lâyık ifadelerle anan dil
mevcudat : varlıklar
mevzun : ölçülü
muntazam : düzenli
mütedahil : iç içe, birbiri içinde
nebâtât : bitkiler
nihayetsiz : sonsuz
suret : şekil, biçim
şe’n : durum, hal, iş
şehadet : şahitlik, tanıklık
tahiyyat : selamlar ve dualar
tazammun : içine alma, kapsama
tesbihat : Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına layık ifadelerle anma
tezahürât : görünümler
ukde-i hayatiye : hayat düğümü, çekirdeği
vücud : varlık
zaaf-ı mutlak : son derece zayıflık
zâhir : açık
Zât-ı Mukaddes/Mukaddes Zât : her türlü noksanlık ve çirkinlikten yüce olan Zât, Allah
Zât-ı Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Zât, Allah
ziya : ışık
Yükleniyor...