Block title
Block content
Evet, kâinattaki mevcudata bakıyoruz ve görüyoruz ki, zaaf-ı mutlak içinde bir kuvvet-i mutlaka tezahürâtı var; ve acz-i mutlak içinde bir kudret-i mutlakanın âsârı görünüyor: meselâ, nebâtâtın tohumlarında ve köklerindeki ukde-i hayatiyelerinin intibahları zamanında gösterdikleri harika vaziyetleri gibi.

Hem fakr-ı mutlak ve kuruluk içinde bir gınâ-yı mutlakın tezahürâtı var: kıştaki toprağın ve ağaçların vaziyet-i fakirâneleri ve baharda şâşaalı servet ve gınâları gibi. Hem cumûd-u mutlak içinde bir hayat-ı mutlakanın tereşşuhâtı görünüyor: anâsır-ı câmidenin zîhayat maddelere inkılâbı gibi. Hem bir cehl-i mutlak içinde muhit bir şuurun tezahürâtı görünüyor: zerrelerden yıldızlara kadar herşeyin harekâtında nizâmât-ı âleme ve mesâlih-i hayata ve metâlib-i hikmete muvafık bir tarzda hareket etmeleri ve şuurkârâne vaziyetleri gibi.

İşte, bu acz içindeki kudret; ve zaaf içindeki kuvvet; ve fakr içindeki servet ve gınâ; ve cumud ve cehil içindeki hayat ve şuur, bilbedâhe ve bizzarure, bir Kadîr-i Mutlak ve Kaviyy-i Mutlak ve Ganiyy-i Mutlak ve Alîm-i Mutlak ve Hayy-ı Kayyûm bir Zâtın vücub-u vücuduna ve vahdetine karşı her taraftan pencereler açar, heyet-i mecmuasıyla, büyük bir mikyasta, bir cadde-i nuraniyeyi gösterir. İşte, ey tabiat bataklığına düşen gafil! Eğer tabiatı bırakıp kudret-i İlâhiyeyi tanımazsan, herbir şeye, hattâ herbir zerreye hadsiz bir kuvvet ve kudret ve nihayetsiz bir hikmet ve maharet, belki ekser eşyayı görecek, bilecek, idare edecek bir iktidar, herşeyde bulunduğunu kabul etmek lâzım gelir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz İkinci Söz / Sonraki Risale: Lemeât
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acz : âcizlik, güçsüzlük
Alîm-i Mutlak : ilmi herşeyi kuşatan, sınırsız ilim sahibi Allah
anâsır-ı câmide : cansız elementler
bilbedâhe : ap açık bir şekilde
bizzarure : zorunlu olarak
cadde-i nuraniye : nurlu, aydınlık cadde
cehl-i mutlak : tam bir cahillik
cumûd-u mutlak : tam anlamıyla cansızlık
fakr-ı mutlak : son derece fakirlik
gafil : duyarsız, sorumsuz, âhiretten ve Allah’ın emir ve yasaklarından habersiz davranan
Ganiyy-i Mutlak : sınırsız zenginliğe sahip olan Allah
gınâ : zenginlik
gınâ-yı mutlak : sınırsız zenginlik
hayat-ı mutlaka : sınırsız bir hayat
Hayy-ı Kayyûm : her an diri olan ve herşeyi ayakta tutan Allah
heyet-i mecmua : genel yapı, bütün
inkılâb : değişim, dönüşüm
kabiliyet-i mahiyet : mahiyetindeki kabiliyet, yetenek
Kadîr-i Mutlak : herşeye gücü yeten, sınırsız güç ve kudret sahibi Allah
Kaviyy-i Mutlak : sınırsız kuvvet sahibi olan Allah
kemâl-i mizan ve intizam : tam bir düzen ve ölçü
kudret : güç, iktidar
kudret-i İlâhiye : Allah’ın güç ve iktidarı
maharet : hüner, ustalık
mesâlih-i hayat : hayata ait faydalar
metâlib-i hikmet : İlâhî hikmetin istekleri, gerekleri
mikyas : ölçek
nizamât-ı âlem : âlemdeki düzenler
şaşaalı : gösterişli, parlak
şuur : bilinç, idrak
şuurkârâne : şuurlu ve bilinçli bir şekilde
tabiat : doğa, canlı cansız bütün varlıklar, maddî âlem
tereşşuhât : sızıntılar, izler
tezahürât : görünümler
vahdet : birlik
vaziyet-i fakirâne : muhtaç durum
vücub-u vücud : varlığının gerekli ve zorunlu oluşu
Yükleniyor...