Block title
Block content
Sonra yüz binler ecnâs-ı nebâtat ve envâ-ı hayvânâtıyla kemâl-i hikmet ve intizamla doldurup hayat vererek şenlendirmek, vakit be vakit muntazaman mevt ile terhis ederek boşaltıp yine muntazaman ba’sü ba’de’l-mevt suretinde doldurmak, bir Kadîr-i Zülcelâlin ve bir Hakîm-i Zülkemâlin vücub-u vücuduna ve vahdetine yüz binler lisanlarla şehadet ederler.

Elhasıl: Yüzü acaib-i san’ata bir meşher ve garaib-i mahlûkata bir mahşer ve kafile-i mevcudata bir memer ve sufûf-u ibâdına bir mescid ve makarr olan zemin, bütün kâinatın kalbi hükmünde olduğundan, kâinat kadar nur-u vahdâniyeti gösterir. İşte, ey coğrafyacı efendi! Bu zemin kafası yüz bin ağız, herbirinde yüz bin lisanla Allah’ı tanıttırsa ve sen Onu tanımazsan, başını tabiat bataklığına soksan, derece-i kabahatini düşün. Ne derece dehşetli bir cezaya seni müstehak eder, bil, ayıl ve başını bataklıktan çıkar, 1 اٰمَنْتُ بِاللهِ الَّذِى بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شىْءٍ de.

Yirmi Üçüncü Pencere

اَلَّذِى خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ 2

Hayat, kudret-i Rabbâniye mu’cizâtının en nuranîsidir, en güzelidir. Ve vahdâniyet burhanlarının en kuvvetlisi ve en parlağıdır. Ve tecelliyât-ı Samedâniye âyinelerinin en câmii ve en berrakıdır. Evet, hayat, tek başıyla, bir Hayy-ı Kayyûmu bütün esmâ ve şuûnâtıyla bildirir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Herşeyin hüküm ve tasarrufu elinde bulunan Zâta iman ettim.
2 : “Ölümü de, hayatı da yaratan Odur.” Mülk Sûresi, 67:2.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz İkinci Söz / Sonraki Risale: Lemeât
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acaib-i san’at : hayranlık uyandıran san’at
ba’sü ba’de’l-mevt : ölümden sonra yeniden dirilme
derece-i kabahat : kusur ve kabahat derecesi
ecnâs-ı nebâtat : bitki cinsleri
garaib-i mahlûkat : hayrette bırakan yaratıklar
Hakîm-i Zülkemâl : sonsuz mükemmellik sahibi, herşeyi hikmetle yaratan Allah
Hayy-ı Kayyûm : her an diri olup her canlıya hayat veren ve herşeyi ayakta tutan Allah
ibâd : kullar
intizam : düzen
Kadîr-i Zülcelâl : kudreti herşeyi kuşatan, sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan Allah
kafile-i mevcudat : varlıklar kafilesi, topluluğu
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kemâl-i hikmet : tam ve mükemmel bir hikmet
kudret-i Rabbâniye : herşeyi terbiye ve idare eden Allah’ın sonsuz kudreti
lisan : dil
mahlûk : yaratık
mahşer : toplanma yeri
makarr : kalınacak yer, merkez
memer : geçiş noktası, geçit yeri
mesken : yer, mekan
meşher : sergi
mevt : ölüm
mu’cizât : bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şeyler
muntazaman : düzenli olarak
müstehak : hak etmiş, layık
nuranî : nurlu olan, parlak
nur-u vahdâniyet : Allah’ın birliğinin nuru
sufûf-u ibâd : kulların meydana getirdiği saflar
suret : şekil, biçim
şuûnat : Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecellîye sevk eden Zâtına ait kutsal özellikler
tabiat : canlı cansız varlıklar, doğa, maddî alem
tecelliyât-ı Samedâniye : Allah’ın herşeyin Kendisine muhtaç olduğu halde, Kendisinin hiçbir şeye muhtaç olmadığını gösteren yansımaları
terhis : vazifeye son verme
vahdâniyet : Allah’ın birliği
vahdet : birlik
vakit be vakit : her an, her zaman
vesâit-i nakliye : ulaşım araçları
vücub-u vücud : varlığının zorunlu oluşu
zemin : yer
Yükleniyor...