Block title
Block content
Çünkü hayat pek çok sıfâtın memzuç bir macunu hükmünde bir ziya, bir tiryaktır. Elvân-ı seb’a ziyada ve muhtelif edviyeler tiryakta nasıl ki mümtezicen bulunur. Öyle de, hayat dahi pek çok sıfattan yapılmış bir hakikattir. O hakikattaki sıfatlardan bir kısmı, duygular vasıtasıyla inbisat ederek inkişaf edip ayrılırlar. Kısm-ı ekseri ise, hissiyat suretinde kendilerini ihsas ederler ve hayattan kaynama suretinde kendilerini bildirirler.

Hem hayat, kâinatın tedbir ve idaresinde hükümfermâ olan rızık ve rahmet ve inâyet ve hikmeti tazammun ediyor. Güya hayat onları arkasına takıp, girdiği yere çekiyor. Meselâ, hayat bir cisme, bir bedene girdiği vakit, Hakîm ismi dahi tecellî eder, hikmetle yuvasını güzelce yapıp tanzim eder. Aynı halde Kerîm ismi de tecellî edip meskenini hâcâtına göre tertip ve tezyin eder. Yine aynı halde Rahîm isminin cilvesi görünüyor ki, o hayatın devam ve kemâli için türlü türlü ihsanlarla taltif eder. Yine aynı halde Rezzak isminin cilvesi görünüyor ki, o hayatın bekâsına ve inkişafına lâzım maddî, mânevî gıdaları yetiştiriyor ve kısmen bedeninde iddihar ediyor. Demek, hayat bir nokta-i mihrakiye hükmünde, muhtelif sıfât birbiri içine girer, belki birbirinin aynı olur. Güya hayat tamamıyla hem ilimdir, aynı halde kudrettir, aynı halde de hikmet ve rahmettir, ve hâkezâ...

İşte, hayat bu câmi’ mahiyeti itibarıyla, şuûn-u zâtiye-i Rabbâniyeye âyinedarlık eden bir âyine-i samediyettir. İşte bu sırdandır ki, Hayy-ı Kayyûm olan Zât-ı Vâcibü’l-Vücud, hayatı pek çok kesretle ve mebzuliyetle halk edip neşir ve teşhir eder. Ve herşeyi hayatın etrafına toplattırıp ona hizmetkâr eder. Çünkü hayatın vazifesi büyüktür. Evet, samediyetin âyinesi olmak kolay birşey değil, âdi bir vazife değil!
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Otuz İkinci Söz / Sonraki Risale: Lemeât
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âyine : ayna
âyine-i Samediyet : herşey Kendisine muhtaç olduğu halde Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın tecellîlerini gösteren ayna
cilve : görüntü, akis
edviye : devâlar, çareler
elvân-ı seb’a : yedi renk
hâkezâ : böylece, bunun gibi
Hakîm : herşeyi belirli maksat ve gayelere uygun ve tam yerli yerinde yaratan, hikmet sahibi Allah
halk etme : yaratma
Hayy-ı Kayyûm : her an diri olup her canlıya hayat veren ve herşeyi ayakta tutan Allah
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hissiyat : hisler, duygular
hizmetkâr : hizmetçi
hükümfermâ : hüküm süren
iddihar : biriktirme, depolama
ihsan : bağış, iyilik, nimet
ihsas : hissettirme
inâyet : bütün yararların, hikmetlerin ve faydaların kaynağı olan düzen
inbisat : genişleme, yayılma
inkişaf : açığa çıkma, gelişme
itibarıyla : özelliğiyle
kâinat : evren, yaratılmış herşey
kemâl : mükemmellik, olgunlaşma
Kerîm : sonsuz cömertlik ve ikram sahibi olan Allah
kesret : çokluk
kısm-ı ekser : büyük kısım
kudret : güç, iktidar
mahiyet : özellik, esas
mebzuliyet : bolluk, çokluk
memzuç : karışmış, kaynamış
mesken : yer, mekan
muhtelif : çeşitli
mümtezicen : kaynaşmış olarak
neşir : yayma
nokta-i mihrakiye : odak noktası
Rahîm : rahmeti herşeyi kuşatan, sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah
rahmet : şefkat, merhamet, ihsan
Rezzak : bütün varlıkların rızıklarını veren Allah
samediyet : Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayıp, herşeyin Ona muhtaç olması
şuûn-u zâtiye-i Rabbâniye : Cenâb-ı Hakkın yüce sıfatlarının mahiyetlerinde bulunan ve onları tecelliye sevk eden Zâtına ait mukaddes özellikler
tazammun etme : içine alma, kapsama
tecellî : yansıma
tedbir : idare etme, çekip çevirme
tertip : düzenleme
teşhir : sergileme
tezyin : süsleme
tiryak : güçlü ilaç
Zât-ı Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmayan Zât, Allah
Yükleniyor...