Block title
Block content
İkinci misal: Meselâ, مَا كَانَ مُحَمَّدٌ اَبَاۤ اَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ 1 Tabaka-i ûlânın şundan hisse-i fehmi şudur ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın hizmetkârı ve “veledim” hitabına mazhar olan Zeyd, 2 izzetli zevcesini kendine küfüv bulmadığı için tatlik etmiş; Allah’ın emriyle, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm almış. 3 Âyet der: “Peygamber size evlâdım dese, risalet cihetiyle söyler. Şahsiyet itibarıyla pederiniz değil ki, aldığı kadınlar ona münasip düşmesin.”

İkinci tabakanın hisse-i fehmi şudur ki: Bir büyük âmir, raiyetine pederâne şefkatle bakar. Eğer o âmir, zâhir ve bâtın bir padişah-ı ruhanî olsa, o vakit merhameti pederin yüz defa şefkatinden ileri gittiğinden, o raiyetin efradı, onun hakikî evlâdı gibi, ona peder nazarıyla bakarlar. Peder nazarı zevc nazarına inkılâb edemediğinden, kız nazarı da zevce nazarına kolayca değişmediğinden, efkâr-ı âmmede Peygamber (a.s.m.) mü’minlerin kızlarını alması şu sırra uygun gelmediğinden, Kur’ân der: “Peygamber (a.s.m.) merhamet-i İlâhiye nazarıyla size şefkat eder, pederâne muamele yapar. Risalet namına siz onun evlâdı gibisiniz. Fakat şahsiyet-i insaniyet itibarıyla pederiniz değildir ki, sizden zevce alması münasip düşmesin.”

Üçüncü kısım şöyle fehmeder ki: Peygambere (a.s.m.) intisap edip onun kemâlâtına istinad ederek onun pederâne şefkatine itimad edip kusur ve hatîat etmemelisiniz demektir. Evet, çoklar var ki, büyüklerine ve mürşidlerine itimad edip tembellik eder. Hattâ bazan “Namazımız kılınmış” der (bir kısım Alevîler gibi).

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Muhammed, sizden hiçbir erkeğin babası değildir.” Ahzâb Sûresi, 33:40.
2 : bk. En-Nisâbûrî, el-Müstedrek ale’s-Sahîhayn 3:239; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid 9:275.
3 : bk. En-Nisâbûrî, el-Müstedrek ale’s-Sahîhayn 4:24.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Dördüncü Söz / Sonraki Risale: Yirmi Altıncı Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
ârifîn : irfan sahipleri, İlâhî hakikatlere vakıf olanlar
bâtın : görünmeyen, gizli
cihet : taraf
ef’âl : fiiller
efkâr-ı âmme : kamuoyu
efrad : fertler
hatîat : hatalar
hisse-i fehm : anlayış hissesi
inkılâb : değişme, dönüşme
intisap etmek : mensup olmak, bağlanmak
istinad etmek : dayanmak
itimad etmek : güvenmek
izzet : şeref, değer
kemâlât : mükemmellikler, faziletler
küfüv : denk, uygun
mazhar : erişen, sahip olan
merhamet-i İlâhiye : Allah’ın merhameti
mesel : zenginlik, merhamet gibi sıfatlar
mesîl : benzer, eş
misal : örnek
misil : benzer
münasip : uygun
nam : ad
nazar : bakış
padişah-ı ruhanî : ruhanî padişah
peder : baba
pederâne : babaya yakışır şekilde
raiyet : halk
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
risalet : peygamberlik
sıddıkîn : daima doğruluk üzere ve Allah’a ve peygambere sadakatte en ileride olanlar
şahsiyet-i insaniyet : insanın şahsiyeti
şebîh : benzer
şuûn : işler, haller
tabaka-i ûlâ : ilk tabaka
tabakat : tabakalar
tatlik etmek : boşamak
teşbih : benzetme
veledim : oğlum
zâhir : görünen
zevc : erkek eş, koca
zevce : kadın eş
Yükleniyor...