Block title
Block content
Aynen öyle de, âciz bir abd, namazında “Ettahiyyâtü lillâh” der. Yani, “Bütün mahlûkatın hayatlarıyla Sana takdim ettikleri hediye-i ubûdiyetlerini, ben kendi hesabıma, umumunu Sana takdim ediyorum. Eğer elimden gelseydi, onlar kadar tahiyyeler Sana takdim edecektim. Hem Sen onlara, hem daha fazlasına lâyıksın.” İşte şu niyet ve itikad, pek geniş bir şükr-ü küllîdir.

Nebâtâtın tohumları ve çekirdekleri, onların niyetleridir. Meselâ, kavun, kalbinde, nüveler suretinde bin niyet eder ki, “Yâ Hâlıkım! Senin Esmâ-i Hüsnânın nakışlarını yerin birçok yerlerinde ilân etmek isterim.” Cenâb-ı Hak, gelecek şeylerin nasıl geleceklerini bildiği için, onların niyetlerini bilfiil ibadet gibi kabul eder. “Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır” 1 şu sırra işaret eder. Hem

سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ عَدَدَ خَلْقِكَ وَرِضَاۤءَ نَفْسِكَ وَزِنَةَ عَرْشِكَ وَمِدَادَ كَلِمَاتِكَ وَنُسَبِّحُكَ بِجَمِيعِ تَسْبِيحَاتِ اَنْبِيَاۤئِكَ وَاَوْلِيَاۤئِكَ وَمَلٰۤئِكَتِكَ 2

gibi hadsiz adetle tesbih etmenin hikmeti şu sırdan anlaşılır.

Hem nasıl bir zabit bütün neferâtının yekûn hizmetlerini kendi namına padişaha takdim eder. Öyle de, mahlûkata zabitlik eden ve hayvânat ve nebâtâta kumandanlık yapan ve mevcudat-ı arziyeye halifelik etmeye kabil olan ve kendi hususî âleminde kendini herkese vekil telâkki eden insan, اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُ 3 der, bütün halkın ibadetlerini ve istiânelerini kendi namına Mâbûd-u Zülcelâle takdim eder.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : bk. el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 6:291.
2 : “Mahlûkatının sayısınca, Zâtına lâyık şekilde, Arşının ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkebi miktarınca hamdinle Seni her türlü noksandan tenzih ederiz.” (Müslim, Zikir: 79; Ebû Dâvud, Vitir: 24; Tirmizi, Daavât: 103; Nesâî, Sehv: 94; Müsned, 1:258, 353, 6:325, 430.) Bütün peygamberlerinin, evliyalarının ve meleklerinin tesbihatlarıyla Seni kusurdan tenzih ederiz.
3 : “Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım dileriz.” Fatiha Sûresi, 1:5.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Yirmi Üçüncü Söz / Sonraki Risale: Yirmi Beşinci Söz
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

abd : kul
âciz : güçsüz
âlem : dünya
amel : iş, fiil, davranış
biçare : çaresiz
bilfiil : fiilen, gerçekte
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan, şeref ve azamet sahibi yüce Allah
Esmâ-i Hüsnâ : Allah’ın güzel isimleri
hadsiz : sayısız
Hâlık : herşeyi yaratan Allah
halife : yeryüzünde Allah namına hareket eden insan
hayvanât : hayvanlar
hediye-i ubûdiyet : kulluk hediyesi
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hususî : özel
istiâne : yardım dileme
itikad : inanç
kabil : kabiliyetli
küllî : büyük, kapsamlı
liyakat : layık olma
Mâbûd-u Zülcelâl : sonsuz haşmet ve heybet sahibi ve herşeyin kendisine ibadet ettiği Allah
mahlûkat : yaratıklar
mevcudât-ı arziye : dünyadaki varlıklar
mü’min : inanan
nakış : işleme, dokuma
nam : ad
nebâtât : bitkiler
neferât : askerler, erler
nüve : çekirdek
suret : şekil, biçim
şükr-ü küllî : umumî ve kapsamlı bir şükür
tahiyye : selam, hediye
takdim etmek : sunmak
telâkki etmek : kabul etmek
tesbih : Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına layık ifadelerle anma
umum : bütün
yekûn : bütün, toplam
zabit : subay
Yükleniyor...