Block title
Block content
Herkes elinden geldiği kadar onları satın almaya çalışır. Öyle de, Asr-ı Saadette, hayat-ı içtimaiye-i insaniyenin çarşısında, kizb ve şer ve küfür gibi maddeler, şekavet-i ebediye gibi neticeleri ve Müseylime-i Kezzab gibi süflî maskaraları tevlit ettiğinden, secâyâ-yı âliye ve hubb-u maâlîye meftun olan Sahâbelerin, zehr-i katilden kaçar gibi ondan kaçmaları ve nefret etmeleri bedihîdir. Ve saadet-i ebediye gibi netice veren ve Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm gibi nuranî meyveler gösteren, sıdk ve hakka ve imana en nâfi bir tiryak, en kıymettar bir elmas gibi, o fıtratları sâfiye ve seciyeleri sâmiye olan Sahâbeler, bütün kuvvetleriyle ve hissiyat ve letâifleriyle onlara müşteri ve müştak olması zarurîdir.

Halbuki, o zamandan sonra, git gide ve gele gele, sıdk ve kizb ortasındaki mesafe azala azala, omuz omuza geldi. Bir dükkânda ikisi beraber satılmaya başladığı gibi, ahlâk-ı içtimaiye bozuldu. Propaganda-i siyaset, yalana fazla revaç verdi. Yalanın müthiş çirkinliği gizlenip, doğruluğun parlak güzelliği görünmemeye başladığı zamanda, kimin haddi var ki, Sahâbenin adalet ve sıdk ve ulviyet ve hakkaniyet hususundaki kuvvetlerine, metanetlerine, takvâlarına yetişebilsin veya derecelerinden geçsin?

Geçen meseleyi bir derece tenvir edecek, başıma gelmiş bir halimi beyan ediyorum. Şöyle ki:

Bir zaman kalbime geldi: Niçin Muhyiddin-i Arabî gibi harika zatlar Sahâbelere yetişemiyorlar?

Sonra, namaz içinde 1 سُبْحَانَ رَبِّىَ اْلاَعْلٰى derken, şu kelimenin mânâsı inkişaf etti. Tam mânâsıyla değil, fakat bir parça hakikati göründü. Kalben dedim: “Keşke birtek namaza bu kelime gibi muvaffak olsaydım, bir sene ibadetten daha iyiydi.” Namazdan sonra anladım ki, o hatıra ve o hal, Sahâbelerin ibadetteki derecelerine yetişilmediğine bir irşaddır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Herşeyden nihayetsiz derecede yüce olan Rabbimi bütün noksanlardan tenzih ederim.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahlâk-ı içtimaiye : toplum ahlâkı
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
Asr-ı Saadet : Peygamberimiz (a.s.m.) yaşadığı dönem, mutluluk asrı
bedihî : ap açık, aşikâr
beyan etmek : açıklamak
celb etme : çekme
fıtrat : yaratılış
hak : doğru, gerçek
hakikat : gerçek ve doğru
hakkaniyet : haktan ve doğruluktan ayrılmama
hayat-ı içtimaiye-i insaniye : insanlığın sosyal hayatı
hissiyat : hisler, duygular
hubb-u maâli : yüksek, yüce sevgi
inkişaf : açılmak, gelişmek
irşad : doğru yolu gösterme, uyarma
kıymettar : kıymetli, değerli
kizb : yalan
küfür : inkâr, inanmama
letâif : lâtifeler, duyular
maskara : gülünç, rezil
meftun : düşkün, tutkun
metanet : sağlamlık
muvaffak : başarılı
müştak : düşkün, çok istekli
nâfi : faydalı
nazar-ı rağbet : istekli ve değer veren bakış
nuranî : nurlu, parlak
propaganda-i siyaset : siyaset propagandası
Resul-i Ekrem : Allah’ın en şerefli ve değerli elçisi olan Hz. Muhammed (a.s.m.)
revaç : değer, kıymet
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
sâfiye : temiz, arınmış
Sahâbe : Peygamberimizi (a.s.m.) dünya gözüyle görüp onun yolundan giden Müslümanlar
sâmiye : yüksek, yüce
secâyâ-yı âliye : yüce ahlâki değerler
seciye : karakter, huy
sıdk : doğruluk
süflî : alçak, âdi
şekavet-i ebediye : sonsuz sıkıntı ve azap
şer : kötülük
takvâ : Allah’tan korkup emir ve yasaklarına titizlikle uyma
tenvir : aydınlatma
tevlit etmek : doğurmak
tiryak : ilaç
tiryak-ı nâfi : faydalı, tedavi edici ilaç
ulviyet : yücelik
zarurî : zorunlu
zehr-i katil : öldürücü zehir
Yükleniyor...