Block title
Block content
Beşinci Şuâ

Sahife-i müstakbelde rub’-u nev-i beşerin ruhunda hükümran olmuş mesele-i şeriatı mütalaa edeceğiz. Öyle ise dört nükteyi nazar-ı dikkatten dûr etmemelisin!

Birincisi: Bir şahıs, dört veya beş fende meleke sahibi mütehassıs olmaz. Meğer hârika ola...

İkincisi: Mesele-i vâhide iki mütekellimden sudur eder. Birisi mebde ve müntehasını ve siyak ve sibaka mülâyemetini ve ahavatiyle nisbetini ve mevzi-i münasibde istimâlini, yani münbit bir zeminde sarfını nazara aldığı için o fende olan meharetine ve melekiyyetine ve ilmine delâlet ettiği halde; öteki mütekellim, şu noktaları ihmal ettiği için, sathiyetine ve taklidiyetine delâlet eder. Hâlbuki kelâm, yine o kelâmdır.

Üçüncüsü: İki asır evvel hârika sayılan keşif, bu zamana kadar mestur kalsaydı; tekemmül-ü mebadî cihetiyle bir çocuk da keşfedebildiğini nazara al! Sonra on üç asır geriye git! O zamanların tesiratından kendini tecrid et! Dehşet-engiz olan Ceziretü’l-Arab’da otur; dikkatle temaşa et! Görürsün ki; ümmî, tecrübe görmemiş, zaman ve zemin yardım etmemiş, tek bir adam—ki yalnız zekâya değil, belki gayet kesir tecârübün mahsulü olan—fünunun kavâniniyle öyle bir nizam ve adaleti tesis ediyor ki, istidad-ı beşerin kàmeti, netaic-i efkârı teşerrübünden tekebbür ederse; O şeriat dahi tevessü ederek ebede teveccüh eder. Kelâm-ı Ezelîden geldiğini ilân etmekle beraber, iki âlemin saadetini temin eder. İnsaf eder isen; yalnız o zamanın insanlarının değil, belki nev-i beşerin tavkı haricinde göreceksin. Meğer evham-ı seyyie, senin şu tarafa müteveccih olan fıtratının tarfını çürütmüş ola...
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adalet : hak sahibine hakkını verme, haksızı terbiye etme ve cezalandırma; doğru ve hak yol, orta yol
ahavat : kardeşler
Ceziretü’l-Arab : Arap yarımadası
cihet : yön
dehşet-engiz : dehşet ve hayret verici
delâlet etme : delil olma, işaret etme, gösterme
dûr etmeme : uzaklaştırmama, kaçırmama
fen : ilim, san’at
fünun : fenler, ilim dalları
harika : olağanüstü
hükümran olma : hâkimiyet kurma, egemen olma
istidad-ı beşer : insanların yetenekleri
istimâl : kullanma
kàmet : boy, konum
kavânin : kanunlar
kelâm : söz, ifade
kesîr : çok
keşif : gizli ve bilinmeyen birşeyin ortaya çıkarılması, buluş
mahsul : ürün, netice
mebde : başlangıç
meharet : hüner
meleke : tecrübe ve tekrarla ve çok kullanmakla elde edilen beceri, maharet, iktidar, ustalık
melekiyyet (meleke) : birşeyi meleke ve alışkanlık hâline getirme
mesele-i şeriat : şeriat meselesi; İslâmiyet
mesele-i vâhide : tek mesele, tek konu
mestur : örtülü, gizli
mevzi-i münasib : uygun yer ve konum
mülâyemet : uyum
münbit : verimli
münteha : son
mütalaa etme : dikkatle inceleyip araştırma
mütehassıs : uzman
mütekellim : konuşan
nazara alma : dikkate alma, göz önünde bulundurma
nazar-ı dikkat : dikkatli bakış
netaic-i efkâr : fikir ve düşüncelerin neticeleri
nisbet : oran, kıyaslama
nizam : kanun, düzen
nükte : ince ve derin mânâ
rub’-u nev-i beşer : insanlığın dörtte birisi
sahife-i müstakbel : gelecek zaman sayfası
sarf : harcama, kullanma
sathiyet : yüzeysellik
siyak ve sibak : öncesi ve sonrası
sudur etme : ortaya çıkma
şuâ : ışık kaynağından çıkan ışık telleri, ışın
taklidiyet : taklitçilik
tecârüb : tecrübeler, deneyimler
tecrid etme : soyutlama
tekemmül-ü mebadî : ilkelerin gelişerek mükemmelleşmesi
temaşa etme : gözlem yapma
tesirat : tesirler, etkiler
tesis etme : kurma
ümmî : okuma yazma bilmeyen, beşerî ilimleri tahsil etmemiş
Yükleniyor...