Block title
Block content
Şeriatın Ferde, Neve, Medeniyete Karşı Birkaç Nüktesi

Birinci Nükte: Vicdanın anasır-ı erbaası ve ruhun dört havassı olan “İrade, Zihin, His, Lâtife-i Rabbâniye” her birinin bir gâyâtü’l-gâyâtı vardır.

•İradenin ibadetullahtır.
•Zihnin mârifetullahtır.
•Hissin Muhabbetullahtır.
•Lâtifenin müşehadetullahtır.

Takvâ denilen ibadet-i kâmile dördünü tazammun eder. Şeriat; şunların itidal ve muvazenetlerini muhafaza ve gâyâtü’l-gâyâtına sevkettiği gibi, nefsin fıtraten serbest bırakılmış olan kuva-ı selâsesini ifrat ve tefritten kurtarıp hikmet, iffet, şeceâtı tazammun eden adalet noktasına sevkeder.

İkinci Nükte: Ümmet, şeriata temessükü nisbetinde terakki ve tesahülü nispetinde tedennisi hakâik-i tarihiyedendir.

Üçüncü Nükte: Medeniyet-i hazıra ile Şeriat-ı İslâmiye esas itibariyle muvazene: İşte “medeniyet-i hâzıra”, beş menfi esas üzerine teessüs etmiştir.

•Nokta-ı istinadı kuvvettir. O ise şe’ni tecavüzdür.
•Hedef-i kasdı, menfaattir. O ise şe’ni tezahumdur.
•Hayatta düsturu cidâldir. O ise şe’ni tenazudur.
•Kitleler mabeynindeki rabıtası, aheri yutmakla beslenen unsuriyet ve menfi milliyettir. O ise şe’ni müdhiş tesadümdür.
•Câzibedar hizmeti, hevâ ve hevesi teşcî ve arzularını tatmin ve metalibini teshildir. O hevâ ise şe’ni insaniyeti derece-i melekiyeden dereke-i kelbiyete indirmektir. İnsanın mesh-i mânevîsine sebep olmaktır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

anasır-ı erbaa : dört unsur
ferd : kişi
fıtraten : yaratılış gereği
gâyâtü’l-gâyât : gayelerin gayesi, asıl gaye ve hedef
hakâik-i tarihiye : tarihî gerçekler
havass : hassalar, güçler, hasletler
hikmet : fayda, gaye; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı şekilde tam yerli yerine konması, yerleştirilmesi
ibadet-i kâmile : tam ve mükemmel ibadet
ibadetullah : Allah’a ibadet etmek
iffet : haya, ar; yalnızca helâle ilgi duyma haramdan kaçınma
ifrat : aşırılık, ileri gitme
irade : insanın elindeki çok az seçme gücü
itidal : orta derecede olma, dengeli olma
kuva-ı selâse : üç kuvve; akıl, gazap ve şehvet duygusu
lâtife : varlığın maddî ve mânevî yönlerine bakıp kavramaya vesile olan ruhun penceresi; burada kalb kasdediliyor
lâtife-i Rabbâniye : kalb
mârifetullah : Allah’ı tanımak ve bilmek
medeniyet-i hazıra : şimdiki medeniyet
menfi : olumsuz, negatif
muhabbetullah : Allah sevgisi, Allah’ı sevmek
muhafaza : koruma
muvazene : karşılaştırma
muvazenet : ölçü, denge
müşehadetullah : Cenâb-ı Hakkı mânen, kalp gözüyle görmek
nefis : hayat; hazır lezzet ve menfaatlerden hoşlanma duygusu
nev : tür
nokta-ı istinad : dayanak noktası
nükte : ince ve derin mânâ, sır
şe’n : fonksiyon, özellik, karakteristik yapı
şeceât : cesaret, kahramanlık
şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi, İslâmiyet
şeriat-ı İslâmiye : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi, İslâmiyet
tazammun etme : içine alma
tecavüz : haddi aşma, zulüm
tedenni : alçalma, düşme
teessüs etme : kurulma, oluşma, bina edilme
tefrit : tersine aşırılık; normalden, orta halden aşağı olma
temessük : sarılma, yapışma, tutunma
terakki : ilerleme, yükselme
tesahül : kolaya kaçma, gevşeme, gaflette bulunma ve ihmal etme
ümmet : millet, topluluk; Hz. Peygambere inanıp onun yolundan giden mü’minler
vicdan : kalbe ait hislerin mazharı, aynası
zihin : anlama, bilme, hatırlama kuvveti; anlama kuvvet ve kabiliyeti
Yükleniyor...