Block title
Block content
Hem o imanda mârifet ve muhabbetini verdi. Ve mârifet ve muhabbetle o nimet-i vücut içinde daire-i mümkinattan âlem-i vücuba ve daire-i esmâ-i İlâhiyeye kadar hamd ü senâ ile istifade için ellerini uzatabilir bir mertebe ihsan etti. Hem hususî olarak bir ilm-i Kur’ânî ve hikmet-i imaniye verdi. Ve o ihsanıyla çok mahlûkat üstüne bir tefevvuk verdi.

Ve sâbık noktalar gibi çok cihetlerle öyle bir câmiiyet vermiş ki, ehadiyetine ve samediyetine tam bir âyine ve küllî ve kudsî rububiyetine geniş ve küllî bir ubûdiyetle mukabele edebilen bir istidat vermiş. Ve enbiyalarla insanlara gönderdiği bütün mukaddes kitapların ve suhufların ve fermanların icmâıyla ve bütün enbiya ve evliya ve asfiyanın ittifakıyla bu bendeki bulunan emaneti ve hediyesi ve atiyesi olan vücudumu ve hayatımı ve nefsimi -âyet-i Kur’âniyenin nassıyla- benden satın alıyor. Tâ ki, elimde faidesiz zayi olmasın. Ve iade etmek üzere muhafaza edip satmak pahasına saadet-i ebediyeyi ve Cenneti vereceğini kat’î bir surette çok tekrarla vaad ve ahdettiğini ilmelyakîn ve tam iman ile anladım.

Ve böyle hadsiz hayvanat ve nebatatın yüzbinler nevilerinin ve çeşitlerinin suretlerini, Fettah ismiyle, mahdut ve müteşabih katrelerden ve habbelerden gayet kolay ve çabuk ve mükemmel açan ve insana sabıkan beyan ettiğimiz gibi hayret verici bu kadar ehemmiyet veren ve rububiyetin ehemmiyetli işlerine medar yapan bir Zât-ı Zülcelâl ve’l-İkram olan Rabbim var olduğunu ve gelecek baharın icadı gibi kolay ve kat’î ve muhakkak bir surette haşri icad ve Cenneti ihsan ve saadet-i ebediyeyi halk edeceğini bu Âyet-i Hasbiyeden ders aldım.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Altıncı Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahdetmek : söz vermek
âlem-i vücub : zorunlu âlem; Allah’ın zât, sıfat ve isimlerini ifade eden âlem
asfiya : Hz. Peygamberin yolundan giden ilim ve takvâ sahibi hâlis kullar
atiye : hediye, bağış, ihsan
Âyet-i Hasbiye : “Allah bize yeter; O ne güzel vekildir” anlamında Âl-i İmrân Sûresinin 173. âyeti
âyet-i Kur’âniye : Kur’an âyeti
beyan etmek : açıklamak
câmiiyet : geniş kapsamlı oluş
cihet : şekil, yön
daire-i esmâ-i İlâhiyeye : Cenab-ı Hakkın isimlerinin tecellî ettiği daire
daire-i mümkinat : imkân alemi; varlığı ve yokluğu imkân dahilinde olan ve Allah tarafından yaratılan varlıklar âlemi
ehadiyet : Allah’ın birliğinin her bir varlıkta ayrı ayrı tecellî etmesi
ehemmiyet : önem
enbiya : nebiler, peygamberler
evliya : veliler, Allah dostları
ferman : emir, buyruk
Fettah : her şeyi lâyık olduğu şekil ve suretlerde açan, fetihler ve açılımlar veren, rahmet ve rızık kapılarını açan Allah
gayet : son derece
habbe : dane, tohum
hadsiz : sınırsız
halk etmek : yaratmak
hamd ü senâ : şükretme ve övme
haşr : insanların öldükten sonra tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması
hayvanat : hayvanlar
hikmet-i imaniye : imana dayalı hikmet ilmi
hususî : özel
icad : var etme, yaratma
icmâ : bir mesele hakkında görüş birliğine varılması
ihsan : bağış, iyilik, lûtuf
ilmelyakin : kesin bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öğrenme
ilm-i Kur’anî : Kur’ân ilmi
istidat : kàbiliyet, yetenek
istifade : yararlanma
ittifak : birleşme, birlik
kat’î : kesin
katre : damla
kudsî : kutsal
küllî : kapsamlı, geniş
mahdut : sınırlı
mahlukât : yaratılmışlar, varlıklar
marifet : Allah’ı tanıma, bilme
medar : dayanak noktası, kaynak
muhabbet : sevgi
muhakkak : kesin
mukabele etmek : karşılık vermek
mukaddes : her türlü çirkinlik ve eksiklikten arınmış olan
müteşâbih : birbirine benzeyen
nass : açık ve kesin hüküm
nebatat : bitkiler
nev’ : tür
nimet-i vücut : varlık nimeti
Rububiyet : Allah’ın bütün varlık âlemini kuşatan egemenliği, yaratıcılığı, idaresi ve terbiyesi
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
sâbık : önceki, geçmiş
sabıkan : bundan önce
samediyet : her şey Allah’a muhtaç olduğu halde, Onun hiçbir şeye muhtaç olmayışı
suhuf : bâzı peygamberlere gelen sahife halindeki kitap
suret : biçim, şekil
tefevvuk : üstün gelme
ubûdiyet : kulluk
Zât-ı Zülcelâl ve’l-İkram : sonsuz yücelik, haşmet sahibi olan, çok ihsan ve bağışta bulunan Allah
zayi olma : kaybolma
Yükleniyor...