Block title
Block content
Elimden gelseydi bilfiil ve gelmediği için binniyet, bittasavvur, bilhayal, bütün mahlûkat dilleriyle 1 حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ dedim ve ebedü’l-âbidîn daima tekrar etmek istiyorum.

• • •

DÖRDÜNCÜ MERTEBE-İ NURİYE-İ HASBİYE

Bir vakit ihtiyarlık, gurbet, hastalık, mağlûbiyet gibi vücudumu sarsan ârızalar bir gaflet zamanıma rast gelip, şiddetli alâkadar ve meftun olduğum vücudum, belki mahlûkatın vücutları ademe gidiyor diye, elîm bir endişe verirken, yine Âyet-i Hasbiyeye müracaat ettim. Dedi: “Mânama dikkat et ve iman dürbünüyle bak.”

Ben de baktım ve iman gözüyle gördüm ki, bu zerrecik vücudum hadsiz bir vücudun âyinesi ve nihayetsiz bir inbisatla hadsiz vücutları kazanmasına bir vesile ve kendinden daha kıymettar, bâki, müteaddit vücutları meyve veren bir kelime-i hikmet hükmünde bulunduğunu ve mensubiyet cihetiyle bir an yaşaması ebedî bir vücut kadar kıymettar olduğunu ilmelyakîn ile bildim.

Çünkü, şuur-u imanla bu vücudum Vâcibü’l-Vücudun eseri ve san’atı ve cilvesi olduğunu anlamakla, vahşî evhamın hadsiz karanlıklarından ve hadsiz mufarakat ve firakların elemlerinden kurtulup mevcudata, hususan zîhayatlara taallûk eden ef’âlde, esmâ-i İlâhiye adedince uhuvvet rabıtalarıyla münasebet peydâ ettiğim bütün sevdiğim mevcudata muvakkat bir firak içinde daimî bir visâl var olduğunu bildim. Malûmdur ki, karyeleri ve şehirleri ve memleketleri veya taburları ve kumandanları ve üstadları gibi rabıtaları bir olan adamlar sevimli bir uhuvvet ve dostâne bir arkadaşlık hissederler. Ve bu gibi rabıtalardan mahrum olanlar daimî, elîm karanlıklar içinde azap çekiyorlar. Hem bir ağacın meyveleri, şuurları olsa, birbirinin kardeşi ve birbirinin bedeli ve musahibi ve nâzırı olduklarını hissederler. Eğer ağaç olmazsa veya ondan koparılsa, herbiri o meyveler adedince firakları hissedecek.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah bize yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Altıncı Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadar : alakalı, ilgili
Âyet-i Hasbiye : “Allah bize yeter; O ne güzel vekildir” anlamında Âl-i İmrân Sûresinin 173. âyeti
âyine : ayna
bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz
bilfiil : fiilî olarak
bilhayal : hayal ederek
binniyet : niyet ederek
bittasavvur : tasavvur ederek, zihinde şekillendirerek
cihet : şekil, yön
cilve : görüntü, yansıma
dostâne : dostça
ebedî : sonu olmayan, sonsuz
ebedü’l-âbidîn : sonsuzların sonsuzu
ef’âl : fiiller, işler
elîm : acı ve sıkıntı veren
esmâ-i İlâhiye : Allah’ın isimleri
evham : kuruntular, şüpheler
firâk : ayrılık
gaflet : dalgınlık, dikkatsizlik
hadsiz : sınırsız
hususan : özellikle
ilmelyakîn : kesin bilgiye dayanarak, kuşkuya yer bırakmayacak biçimde öğrenme
inbisat : genişleme, yayılma
karye : köy
kelime-i hikmet : hikmet ifade eden kelime
kıymettar : kıymetli
mağlubiyet : yenilgi
mahlukât : varlıklar
malûm : bilinen
meftun : düşkün, tutulmuş
mensubiyet : bağlı ve ait olma
MERTEBE-İ NURİYE-İ HASBİYE : “Hasbünâ”nın nurlu mertebesi
mevcudat : varlıklar
mufârakat : ayrılık
musahib : sohbet eden, arkadaş
muvakkat : geçici
münasebet peydâ etmek : ilgi ve bağ kurmak
müteaddit : birçok, çeşitli
nâzır : bakan, gözetici
nihayetsiz : sınırsız
rabıta : bağ, ilgi
şuur : bilinç, anlayış
şuur-u imanî : imâna dayalı olan şuur, bilinç
taallûk etmek : ilişkili olmak, ait olmak
tabur : bir askerî birlik
uhuvvet : kardeşlik
uhuvvet : kardeşlik
Vâcibü’l-Vücud : varlığı zorunlu olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan Allah
visâl : kavuşma
vücud : beden
zîhayat : canlı, hayat sahibi
Yükleniyor...