Block title
Block content
Zâhirî vücutları mahvolmaz, saklanır. Hem bâki olan hakikat-i nev’iyesinin tazelenen suretleridir. Geçen baharda yaprak, çiçek, meyve gibi mevcudatı, bu bahardakinin mislidirler. Fark yalnız itibarîdir. O itibarî fark dahi, bu hikmet kelimelerine ve rahmet sözlerine ve kudret harflerine ayrı ayrı, müteaddit mânâları verdirmek içindir bildim. Yazıklar yerinde “Maşallah, bârekâllah” dedim.

İşte, imanın şuuruyla ve iman rabıtasıyla, Arz ve Semâvât San’atkârına intisap noktasında gökleri yıldızlarla, zemini çiçekler ve güzel mahlûklarla yapan, süslendiren ve böyle herbir san’atta yüzer mu’cize gösteren bir san’atkârın eser-i san’atı ve böyle hadsiz harikalı bir ustanın yapılışı olmak, ne kadar antika ve kıymettar ve şuuru varsa ne kadar iftihar eder ve şereflenir diye uzaktan hissettim. Hususan o nihayetsiz mu’cizekâr usta, koca semâvât ve arzın büyük kitabını insan gibi küçük bir nüshada yazsa, belki insanı o kitaba müntehap ve mükemmel bir hülâsa yapsa, o insan ne kadar büyük bir şeref, bir kemâl, bir kıymete medar ve iman ile mazhar ve şuur ve intisap ile o şerefe sahip olacağını bu âyetten ders aldığımdan niyet ve tasavvur cihetinde bütün mevcudatın dilleriyle 1 حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ dedim.

• • •

BEŞİNCİ MERTEBE-İ NURİYE-İ HASBİYE

Yine bir vakit hayatım çok ağır şeraitle sarsıldı, nazar-ı dikkatimi ömre ve hayata çevirdi. Gördüm:

Ömrüm koşarak gidiyor; âhire yakınlaşmış hayatım dahi tazyikat altında sönmeye yüz tutmuş. Halbuki Hayy ismine dair risalede izah edilen hayatın mühim vazifeleri ve büyük meziyetleri ve kıymettar faideleri, böyle çabuk sönmeye değil, belki pek uzun yaşamaya lâyıktır diye müteellimâne düşündüm.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah bize yeter; O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Altıncı Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
Arz ve Semavat San’atkârı : dünyayı ve gökleri mükemmel bir san’atla yaratan Allah
arz : yer, dünya
bâki : devamlı, kalıcı, ölümsüz
bârekâllah : Allah hayırlı ve bereketli kılsın
cihet : şekil, yön
eser-i san’at : san’at eseri
hadsiz : sınırsız
hakikat-i nev’iye : türün temel özelliği, hakikati
Hayy : gerçek hayat sahibi olan ve her canlıya hayat veren Allah
hikmet : bir gaye ve faydaya yönelik olarak, mânâlı ve tam yerli yerinde olma
hususan : özellikle
hülâsa : öz, özet
iftihar etmek : övünmek
intisap : bağlanma, mensup olma
itibârî : öyle olduğu kabul edilen, var sayılan
izah etmek : açıklamak
kemâl : mükemellik, olgunluk
kıymettar : kıymetli
kudret : Allah’ın bütün varlığı kuşatan güç ve iktidarı
mahluk : yaratılmış, varlık
Maşallah : Allah dilemiş ve ne güzel yaratmış
mazhar : erişme, nail olma
medar : eksen, vesile
MERTEBE-İ NURİYE-İ HASBİYE : “Hasbünâ”nın nurlu mertebesi
mevcudat : varlıklar
meziyet : üstün özellik
misl : benzer
mu’cizekâr : mu’cize gösteren
müntehap : seçilmiş, seçkin
müteaddit : birçok, çeşitli
müteellimâne : elem çekerek, acı duyarak
nazar-ı dikkat : dikkatli bakış
nihayetsiz : sonsuz
nur-u vücut : varlık nuru
rabıta : bağ, ilgi
rahmet : İlâhî şefkat, merhamet
risale : mektup, kitapçık; Risale-i Nur’u oluşturan bölümlerden herbirisi
san’atkâr : san’atçı
semâvât : gökler
suret : biçim, şekil
şerâit : şartlar
şuur : bilinç, anlayış
tasavvur : düşünme, hayal etme
tazyikat : baskılar
vücut : beden, varlık
zâhirî : görünen
zemin : yer, dünya
Yükleniyor...