Block title
Block content
Ve kâinat baştan başa gayet mânidar bir kitab-ı Samedânî ve mevcudat ferşten Arşa kadar gayet mu’cizâne bir mecmua-i mektubat-ı Sübhaniye ve mahlûkatın bütün taifeleri gayet muntazam ve muhteşem bir ordu-yu Rabbânî ve masnuatın bütün kabileleri mikroptan, karıncadan tâ gergedana, tâ kartallara, tâ seyyârâta kadar Sultan-ı Ezelînin gayet vazifeperver memurları olduğu bilinmesi ve herbir şey, âyinedarlık ve intisap cihetiyle binler derece kıymet-i şahsiyesinden daha yüksek kıymet almaları ve “Seyl-i mevcudat ve kàfile-i mahlûkat nereden geliyor ve nereye gidecek ve niçin gelmişler ve ne yapıyorlar?” diye halledilmeyen tılsımlı suallerin mânâları ona inkişaf etmesi, ancak ve ancak sırr-ı tevhid iledir.

Yoksa, kâinatın bu mezkúr yüksek kemâlâtları sönecek ve o ulvî ve kudsî hakikatleri zıtlarına inkılâp edecek.

İşte şirk ve küfür cinayeti, kâinatın bütün kemâlâtına ve ulvî hukuklarına ve kudsî hakikatlerine bir tecavüz olduğu cihetledir ki, ehl-i şirk ve küfre karşı kâinat kızıyor ve semâvât ve arz hiddet ediyor ve onların mahvına anâsır ittifak edip, kavm-i Nuh (aleyhisselâm) ve Âd ve Semud ve Firavun gibi ehl-i şirki boğuyor, gark ediyor.

1 تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِ âyetinin sırrıyla, Cehennem dahi ehl-i şirk ve küfre öyle kızıyor ve kızışıyor ki, parçalanmak derecesine geliyor.

Evet, şirk kâinata karşı büyük bir tahkir ve azîm bir tecavüzdür. Ve kâinatın kudsî vazifelerini ve hilkatin hikmetlerini inkâr etmekle şerefini kırıyor. Nümune için binler misallerden birtek misale işaret edeceğiz.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Neredeyse öfkeden parçalanacak!” Mülk Sûresi, 67:8.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Sonraki Risale: İkinci Makam
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aleyhisselâm : Allah’ın selâmı onun üzerine olsun
anâsır : kâinattaki unsurlar, elementler
cesîm : büyük
cihet : yön
cismanî : maddi vücuda sahip
ecza : parçalar, kısımlar
ehl-i şirk : Allah’a ortak koşanlar
gark etmek : boğmak
hikmet : herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hilkat : yaratılış
inkılâp etmek : dönüşmek
inkişaf etme : ortaya çıkma, açılma
intisap : bağlanma
kàfile-i mahlûkat : bütün varlıkların kàfileler şeklinde toplanmaları
kavm-i Nuh : Hz. Nuh’un kavmi
kıymet-i şahsiye : kişisel değer
kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak, mukaddes
masnuat : san’atla yaratılan varlıklar
melâike : melekler (Burada “Büyük bir melek” mânâsındadır)
mezkúr : zikredilen, adı geçen
muntazam : düzenli, intizamlı
ordu-yu Rabbanî : herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah’a ait ordu
Sâni : her şeyi san’atla yaratan Allah
seyl-i mevcudat : varlıkların bir nehir gibi akışı, gelip gidişi
seyyârât : gezegenler
sırr-ı tevhid : herşeyin mülk ve tasarrufu bir olan Allah’a ait olduğunu bilme ve inanma sırrı
sırr-ı vahdet : bir elden yönetilme ve bir birlik içinde olma sırrı
Sultan-ı Ezelî : hüküm ve saltanatının başlangıcı olmayan Allah
şirk : Allah’a ortak koşma
takdis etmek : Allah’ın her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce olduğunu ilân etmek
tesbihat : Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma
tılsım : sır, gizem
ulvî : yüce, yüksek
vazifeperver : vazifesini seven, işine düşkün
Yükleniyor...