Block title
Block content
Suâlin İkinci Şıkkı HAŞİYE

Haydi şeytana ve kâfire ait bu cevabı umumî noktasında kabul edelim. Fakat, Cemîl-i Mutlak ve Rahîm-i Mutlak ve hayr-ı mutlak olan Zât-ı Ganiyy-i Ale’l-Itlak, nasıl oluyor ki, bîçare cüz’î ferdleri ve şahısları musibete, şerre, çirkinliğe müptelâ ediyor?

Elcevap: Ne kadar iyilik ve güzellik ve nimet varsa, doğrudan doğruya o Cemîl ve Rahîm-i Mutlakın hazine-i rahmetinden ve ihsanat-ı hususiyesinden gelir. Ve musibet ve şerler ise, saltanat-ı rubûbiyetin, âdetullah namı altında ve küllî iradelerin mümessilleri olan umumî ve küllî kanunlarının çok neticelerinden tek tük cüz’î neticeleri olmasından, o kanunlar cereyanının cüz’î muktezaları olduğundan, elbette küllî maslahatlara medar olan o kanunları muhafaza ve riayet etmek için, o şerli, cüz’î neticeleri dahi halk eder. Fakat o cüz’î ve elîm neticelere karşı, imdâdât-ı hassa-i Rahmâniye ve ihsanat-ı hususiye-i Rabbâniye ile, musibete düşen efradın feryatlarına ve beliyyelere giriftâr olan eşhasın istiğaselerine yetişir. Ve fâil-i muhtar olduğunu ve herbir şeyin herbir işi, onun meşîetine bağlı bulunduğunu ve umum kanunları dahi daima irade ve ihtiyarına tâbi bulunmalarını ve o kanunların tazyikinden feryat eden fertleri, bir Rabb-i Rahîm dinlediğini ve imdatlarına ihsanıyla yetiştiğini göstermekle; Esmâ-i Hüsnânın kayıtsız ve hadsiz cilvelerine hadsiz ve kayıtsız bir meydan açmak için o küllî âdetullah düsturlarının ve o umumî kanunların şüzuzâtıyla ve hem, şerli cüz’î neticeleriyle, hususî ihsanat ve hususî teveddüdat, yani sevdirmekle hususi tecelliyat kapılarını açmıştır.

Bu ikinci alâmet-i tevhid, Siracü’n-Nur’un belki yüz yerlerinde beyan edildiğinden, burada hafif bir işaretle iktifa ettik.
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Bu ikinci şıkkın cevabı çok mühimdir. Çok evhamı izale eder.
Önceki Risale: İkinci Makam / Sonraki Risale: Hatime
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âdetullah : Allah’ın tabiatta yürürlükte olan kanun ve prensipleri
alâmet : belirti, işaret
alâmet-i tevhid : Allah’ın birliğini gösteren işaret
beliyye : belâ, musibet
beyan etmek : açıklamak
Cemîl : bütün güzelliklerin kaynağı ve sonsuz güzellik sahibi olan Allah
cereyan : akım, hareket
cilve : görüntü, yansıma
cüz’î : ferdî, küçük
düstur : kural, prensip
efrad : fertler, bireyler
elîm : elemli, acı veren
Esmâ-i Hüsnâ : Cenab-ı Hakkın en güzel isimleri
eşhas : şahıslar
fail-i muhtar : dilediğini yapmakta serbest olan fâil
giriftar : tutulmuş, yakalanmış
had : sınır
halk etmek : yaratmak
hazine-i rahmet : Allah’ın rahmet hazinesi
hususî : özel
hüccet : delil
ihsan : bağış, ikram
ihsanat : ihsanlar, iyilikler, bağışlar
ihsanat-ı hususiye : özel hediye ve ikramlar
ihsanat-ı hususiye-i Rabbâniye : Allah’ın terbiye ve idaresinin özel yardım ve bağışları
ihtiyar : dileme, istek, irade
iktifa etmek : yetinmek
imdâdât-ı hâssa-i Rahmâniye : yarattıklarını esirgeyip koruyan, şefkat eden ve rızıklandıran Allah’ın özel yardımları
irade : dileme, tercih
istiğase : yardım dileme
küllî : geniş, kapsamlı
maslahat : fayda, gaye
medar : dayanak noktası, kaynak
meşiet : dileme, irade, istek
muhafaza : koruma, saklama
mukteza : gerektirici sebep bir şeyin gereği
musibet : belâ, büyük sıkıntı
mümessil : temsilci
Rabb-i Rahîm : sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan ve herşeyi terbiye ve idare eden Allah
Rahîm-i Mutlak : sınırsız şefkat ve merhamet sahibi Allah
riayet etmek : uymak, gözetmek
saltanat-ı rububiyet : kâinatı terbiye ve idare eden Allah’ın herşeyi kuşatan egemenliği
sikke : damga, mühür
Siracü’n-Nur : Nur Lambası; Risale-i Nur
şerli : kötü
şüzuzât : kural dışı olaylar ve varlıklar
tâbi bulunma : bir şeye bağlı olma
tazyik : baskı, ağırlık
tecelliyat : tecelliler, yansımalar
teveddüdat : Allah’ın kullarına kendisini sevdirmek için sunduğu nimetler
tevhid : birleme; Allah’ı bir olarak bilme ve ilân etme
umumî : genel
Yükleniyor...