Block title
Block content
ÜÇÜNCÜ ALÂMET VE HÜCCET

1 لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ ile işaret edilen, had ve hesaba gelmeyen tevhid sikkeleridir. Evet, herşeyin yüzünde, cüz’î olsun küllî olsun, zerrattan tâ seyyarata kadar öyle bir sikke var ki, âyinede güneşin cilvesi güneşi gösterdiği gibi, öyle de, o sikke âyinesi dahi, Şems-i Ezel ve Ebede işaret ederek vahdetine şehadet eder. O hadsiz sikkelerden pek çokları Siracü’n-Nur’da tafsilen beyan edildiğinden, burada yalnız kısa bir işaretle üç tanesine bakacağız. Şöyle ki:

Mecmu-u kâinatın yüzüne, envâın birbirine karşı gösterdikleri teavün, tesanüd, teşabüh, tedahülden mürekkep geniş bir sikke-i vahdet konulduğu gibi, zeminin yüzüne de, dört yüz bin hayvanî ve nebatî taifelerden mürekkep bir ordu-yu Sübhânînin ayrı ayrı erzak, esliha, elbise, talimat, terhisat cihetinde gayet intizamla, hiçbirini şaşırmayarak, vakti vaktine verilmesiyle koyduğu o sikke-i tevhid misillü, insanın yüzüne de, herbir yüzün umum yüzlere karşı birer alâmet-i fârika bulunmasıyla koyduğu sikke-i vahdâniyet gibi, herbir masnuun yüzünde, cüz’î olsun küllî olsun, birer sikke-i tevhid ve herbir mahlûkun başında, büyük olsun küçük olsun, az ve çok olsun, birer hâtem-i ehadiyet müşahede edilir. Ve bilhassa zîhayat mahlûkların sikkeleri çok parlaktırlar. Belki, herbir zîhayat kendisi dahi, birer sikke-i tevhid, birer hâtem-i vahdet, birer mühr-ü ehadiyet, birer turra-i samediyettirler.

Evet, herbir çiçek, herbir meyve, herbir yaprak, herbir nebat, herbir hayvan öyle birer mühr-ü ehadiyet, birer hâtem-i samediyettir ki, herbir ağacı birer mektub-u Rabbânî ve herbir tâife-i mahlûkatı birer kitab-ı Rahmânî ve herbir bahçeyi birer ferman-ı Sübhânî sûretine çevirerek, o ağaç mektubuna, çiçekleri adedince mühürler ve meyveleri sayısınca imzalar ve yaprakları miktarınca turralar basılmış.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Mülk sadece Ona ait, hamd sadece Ona mahsustur.” Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16.
Önceki Risale: İkinci Makam / Sonraki Risale: Hatime
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâmet-i farika : ayırt edici işaret
âyine : ayna
beyan etmek : açıklamak
bilhassa : özellikle
cihet : yön
cilve : görüntü, yansıma
cüz’î : küçük, ferdî
envâ : neviler, türler
erzak : rızıklar, yenilip içilen şeyler
esliha : silâhlar
ferman-ı Sübhânî : her türlü eksiklikten sonsuz derecede yüce olan Allah’ın fermanı, buyruğu
gayet : son derece
hadsiz : sınırsız, sonsuz
hâtem-i ehadiyet : Allah’ın herbir varlıkta birliğini gösteren damga
hâtem-i samediyet : Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayıp herşeyin Ona muhtaç olduğunu gösteren mühür
hâtem-i vahdet : Allah’ın herşeyi bir elden yönettiğini gösteren birlik mührü
intizam : düzen
kitab-ı Rahmânî : Allah’ın sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olduğunu anlatan kitap
küllî : büyük ve kapsamlı
mahlûk : yaratılmış, varlık
masnu : san’atlı bir şekilde yaratılan varlık
mecmu-u kâinat : kâinatın tamamı
mektub-u Rabbânî : her şeyi terbiye edip besleyen Allah’ın birer mektup gibi yarattığı varlıklar
misil : benzer
mühr-ü ehadiyet : Allah’ın herbir varlıkta birliğini gösteren mühür
mürekkep : belli şartların ve unsurların birleşmesinden oluşan
müşahede etmek : gözlemlemek
nebat : bitki
nebatî : bitkisel
ordu-yu Sübhânî : eksik ve kusurlardan uzak olan Allah’ın ordusu
seyyarat : gezegenler
sikke : damga, mühür
sikke-i tevhid : herşeyin bir olan Allah’a ait olduğunu gösteren mühür
sikke-i tevhid : herşeyin bir olan Allah’a ait oluduğunu gösteren mühür
sikke-i vahdâniyet : Allah’ın Zâtının bir olduğunu gösteren mühür
sikke-i vahdet : Allah’ın birliğini gösteren mühür
Siracü'n-Nur : Nur Lambası; Risale i Nur
suret : biçim, şekil
şehadet : şahitlik
Şems-i Ezel ve Ebed : varlığının başlangıcı ve sonu olmayan ve herşeyi nurlandıran ezelî güneş, Cenâb-ı Hak
tafsilen : ayrıntılı olarak
taife : grup, topluluk
taife-i mahlûkat : varlıklar topluluğu
talimat : eğitimler
teavün : yardımlaşma
tedahül : iç içe geçme
terhisat : görevin sona ermesi
tesanüd : dayanışma
teşabüh : birbirine benzeme
turra : özel bir biçimi olan, padişah mührü işaret
turra-i samediyet : Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmayıp herşeyin Ona muhtaç olması mânâsındaki sıfatını gösteren özel işaret mühür
umum : bütün, genel
vahdet : birlik
zemin : yer
zerrat : zerreler, atomlar
zîhayat : canlı, hayat sahibi
Yükleniyor...