Block title
Block content
DOKUZUNCU KELİME

1 بِيَدِهِ الْخَيْرُ dır. Bundaki hüccete gayet kısa bir işaret şudur: Görüyoruz ki, bu kâinatta her daire, her nevi, her tabaka, hattâ her fert, her âzâ, hattâ her bedendeki herbir hüceyrenin ihtiyat rızkını taşıyan bir mahzeni, bir deposu ve levazımatını yetiştiren, muhafaza eden bir tarlası ve hazinesi var ki, gayet intizam ve mîzanla ve nihayetsiz hikmet ve inayetle, vakti vaktine, muhtacın iktidar ve ihtiyarı haricinde, bir dest-i gaybî tarafından o muhtacın eline veriliyor.

Meselâ, dağlar, zîhayata ve insana lâzım olan bütün madenleri, ilâçları ve hayata lâzım şeyleri taşıyor ve birinin emriyle ve tedbiriyle gayet mükemmel bir hazine, bir ambar olduğu gibi; zemin dahi bütün o zîhayatın erzaklarını bir Rezzâk-ı Hakîmin kuvvetiyle yetiştiren kemâl-i mîzan ve intizamla bir tarla, bir harman, bir matbahtır.

Hattâ her insanın ve cismindeki herbir uzvun bir deposu ve mahzeni, hattâ bir hüceyrenin dahi bir ihtiyat mahzenciği bulunması gibi, git gide tâ dâr-ı âhiretin bir mahzeni dünyadır; ve Cennetin bir tarlası ve deposu, bu âlemdeki hüsünleri ve hasenatları ve nurları mahsul veren âlem-i İslâmiyet ve hakikatli insaniyet; ve Cehennemin bir ambarı ise, şerleri ve çirkinleri ve küfürleri mahsul veren ve şer olan ademden gelen ve hayır olan vücut âlemlerini telvis eden pis maddeler, taifeler; ve yıldızların hararet mahzeni, Cehennem; ve nurlar hazinesi, bir Cennettir ki, بِيَدِهِ الْخَيْرُ kelimesi, bütün o hadsiz hazinelere işaretle pek parlak bir hücceti gösteriyor.

Evet, bu kelime ile ve بِيَدِهِ مَقَالِيدُ كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ cümlesiyle (yani, “Herşeyin anahtarı Onun elindedir”) nihayetsiz geniş ve hadsiz harikalı bir hüccet-i rububiyet ve vahdet, bütün bütün kör olmayana gösterir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Bütün hayır Onun elindedir.”
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Şuâ / Sonraki Risale: Birinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem : yokluk
âlem : dünya, evren
âlem-i İslâmiyet : İslâm dünyası
ambar : depo
âzâ : uzuvlar, organlar
cihazat : cihazlar, âletler
dâr-ı âhiret : âhiret yurdu
dest-i gaybî : görünmeyen el
erzak : rızıklar, yiyecek ve içecekler
gayet : çok
hadsiz : sınırsız
hararet : ısı, sıcaklık
hasenat : iyilikler, güzellikler
hikmet : fayda, gaye; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratılması
hüccet : güçlü delil, kanıt
hüccet-i rububiyet ve vahdet : Allah’ın Rablık ve birlik delili
hüsün : güzellik
ihtiyar : irade, tercih, dileme
ihtiyat : yedek
iktidar : güç, kuvvet
inayet : bütün yararların, hikmetlerin ve faydaların kaynağı olan nizam, düzen
intizam : düzen, tertip
irade : dileme, istek, seçim yapma gücü
kemâl-i mizan : mükemmel ve kusursuz bir ölçü
levazımat : gerekli olan şeyler
mahsul : ürün
mahzen : depo
matbah : mutfak
mîzan : tartı, ölçü
mizan-ı nizam : düzen ölçüsü, terazisi
mukadderat : Allah tarafından takdir olunmuş işler, başa gelecek olaylar
Mutasarrıf-ı Hakîm : herşeyi hikmetle yapan ve dilediği gibi kullanan sonsuz tasarruf ve yetki sahibi Allah
nihayetsiz : sonsuz
Rezzâk-ı Hakîm : herşeyi hikmetle, belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan ve bütün varlıkların rızıklarını bol bir şekilde tekrar tekrar veren ve ihtiyaçlarını karşılayan Allah
taife : grup, topluluk
tedbir : idare etme, çekip çevirme
telvis eden : kirleten
uzuv : organ
vücut : varlık
zemin : yeryüzü
zîhayat : canlı, hayat sahibi
Yükleniyor...