Block title
Block content
Saniyen: Onuncu Sözün âhirinde denildiği gibi, bu kâinat Sâniinin sermedî rububiyeti, rahmeti, hikmeti, ezelî, ebedî cemâli, celâli, kemâli ve nihayetsiz sıfatları ve yüzer isimleri âhireti kat’î bir surette istediği gibi; Kur’ân, binler âyât ve burhanlarıyla ve Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm, yüzer mu’cizat ve hüccetleriyle ve bütün enbiya aleyhimüsselâm ve semâvî kitaplar ve suhuflar, hadsiz delilleriyle şehadet ettikleri dâr-ı âhiretteki hayat-ı bâkiyeye inanmayan bir insan, kendini dünyada dahi küfürden neş’et eden bir mânevî cehenneme atar, daima azap çeker. Rehberde izah edildiği gibi, bütün geçmiş ve gelecek zamanlar ve mahlûklar ve kâinatlar, zevâl ve firaklarıyla mütemadiyen onun ruh ve kalbine hadsiz elemleri yağdırıyorlar, Cehenneme gitmeden evvel Cehennem azabını çektiriyorlar.

Salisen: 1 يَوْمِ الدِّينِ remziyle büyük ve kuvvetli bir hüccet-i haşriyeye işaret eder. Fakat bu makamda birden bir hal, o hücceti başka zamana tehirine sebep oldu; belki de ona daha ihtiyaç kalmadı. Çünkü, Nur Risaleleri, geceden sonra gündüzün, kıştan sonra baharın gelmesi kat’iyetinde yüzer kuvvetli hüccetlerle haşir ve neşrin sabahını, baharını ispat etmişler.

BEŞİNCİ KELİME

2 اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَعِينُdir. Bundaki hüccete işaretten evvel hakikatli bir seyahat-ı hayâliyeyi Yirmi Dokuzuncu Mektubun izahına binaen kısaca beyan etmek kalbe geldi. Şöyle ki:..

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “O hesap günü…” Fâtiha Sûresi, 1:4.
2 : “Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz.” Fâtiha Sûresi, 1:5.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Şuâ / Sonraki Risale: Birinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki hayat
âhirinde : sonunda
aleyhimüsselâm : Allah’ın selâmı onların üzerine olsun
Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
âyât : âyetler, deliller
azap : acı, sıkıntı
beyan etmek : açıklamak
binaen : -dayanarak
burhan : güçlü delil
celâl : haşmet, görkem, heybet
cemâl : güzellik
dâr-ı âhiret : âhiret yurdu
ebedî : sonu olmayan, sonsuz
elem : acı, keder, sıkıntı
enbiya : nebiler, peygamberler
ezelî : başlangıcı olmayan, sonsuz
firak : ayrılık
hadsiz : sonsuz, sınırsız
hakikat : gerçek ve doğru
haşir ve neşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilerek muhakeme için Allah’ın huzurunda toplanma ve tekrar dağılıp yayılma
hayat-ı bâkiye : devamlı ve kalıcı olan âhiret hayatı
hikmet : fayda, gaye; Allah’ın herşeyi belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratma sıfatı
hüccet : güçlü delil, sarsılmaz kanıt
hüccet-i haşriye : haşrin delili
izah : açıklama
kâinat : evren, bütün yaratılmışlar
kat’iyet : kesinlik
kemâl : kusursuzluk, mükemmellik
mahlûk : yaratılmış
mu’cizât : mu’cizeler; Allah’ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını aciz ve hayrette bırakan olağanüstü hal ve hareketler
mütemadiyen : sürekli
neş’et eden : doğan, meydana gelen
nihayetsiz : sonsuz
rahmet : şefkat, merhamet
Rehber : Risale-i Nur Külliyatı’ndan Gençlik Rehberi adlı eser
remz : işaret
rububiyet : Rablık; herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri vermesi, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulundurması
salisen : üçüncü olarak
Sâni : herşeyi mükemmel ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah
saniyen : ikinci olarak
semâvî : İlâhî, vahiyle gelen
sermedî : devamlı, sürekli
seyahat-i hayaliye : hayalî yolculuk
suhuf : bâzı peygamberlere gelen sahife halindeki kitaplar
suret : biçim, görünüş
şehadet : şahitlik, tanıklık
tehir : erteleme, sonraya bırakma
zevâl : geçip gitme, kaybolma
Yükleniyor...