Block title
Block content
Beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci küllî şehadetler:

وَبِشَهَادَةِ الْجَوْشَنِ بِقُدْسِيَّةِ اِشَارَاتِهِ وَرَسَاۤئِلِ النُّورِ بِقُوَّةِ دَلاَئِلِهَا وَالْمَاضِى بِتَوَاتُرِ اِرْهَاصَاتِهِ وَاْلاِسْتِقْبَالِ بِتَصْدِيقِ اٰلاَفِ حَادِثَاتِهِ 1
Yani, bin bir esmâ-i İlâhiyeye sarîhan ve işareten bakan ve bir cihette Kur’ân’dan çıkan bir harika münâcât olan ve mârifetullahta terakki eden bütün âriflerin münâcâtlarının fevkinde bulunan ve bir gazvede: “Zırhı çıkar, onun yerine bu Cevşen’i oku” diye Cebrâil vahy getiren Cevşenü’l Kebîr Münâcâtı içindeki hakikatler ve tam tamına Rabbine karşı tavsifler, Muhammed’in (a.s.m.) risaletine ve hakkaniyetine şehadet ettiği gibi; Kur’ân’dan tereşşuh eden ve bir cihette Cevşen’den feyiz alan ve tevellüd eden Resâili’n-Nuriye, yüz otuz parçasıyla risalet-i Muhammediyeye (a.s.m.) birtek hüccet olarak risaletinin bütün hakikatlerini aklen ve mantıken ispatıyla, hattâ felsefenin nazarında akıldan pek uzak meselelerini göz önünde gibi gayet kolay ve mâkul bir tarzda ders vermesiyle, Muhammed’in (a.s.m.) sadıkıyetine ve risaletine küllî bir surette şehadet eder.

Hem zaman-ı mâzi dahi risaletine bir küllî şahittir ki, irhâsât denilen nübüvvetten evvel zuhur eden ve gelecek peygamberin mu’cizatı sayılan harikalar, tarihlerde ve siyer kitaplarında kat’î tevatür tarzında nakledilen pekçok vakıalar, gayet sağlam bir surette risaletine şehadet eder ve çok nevileri var. Bir kısmı, gelecek Şehadetlerde beyan edilecek; bir kısmı da Zülfikar’da ve tarih kitaplarında sahih bir surette nakledilmiş. Meselâ, velâdet-i Peygamberiyeye (a.s.m.) yakın bir vakitte Kâbe’yi tahrip etmeye gelen Ebrehe askerinin başlarına ebâbil kuşlarının elleriyle taşların yağması ve velâdet gecesinde Kâbe’deki sanemlerin baş aşağı düşmesi ve Kisrâ-yı Fars sarayının harap olması ve ateşperest Mecusîlerin bin seneden beri yanması devam eden ateşi o gece sönmesi ve Bahîra-yı Râhip ve Halime-i Sa’diyenin kat’î ihbarlarıyla, bulutlar başına gölge etmesi gibi çok hâdiseler, nübüvvetinden evvel nübüvvetini haber vermişler.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : İşaretlerinin kudsiyetiyle Cevşen’in, delillerinin kuvvetiyle Risale-i Nur’un, tevatür kuvvetindeki irhasatlarıyla mâzinin, binler hâdise ve mu’cizesini tasdikiyle istikbalin şehadetiyle.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Beşinci Şuâ / Sonraki Risale: Birinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Ashâb : Sahabeler; Hz. Peygamber’i (a.s.m.) dünya gözüyle gören ve onun yolundan giden Müslümanlar
ateşperest : ateşe tapan
beyan : açıklama
Cevşenü’l-Kebîr Münâcâtı : Cevşenü’l-Kebîr Duâsı
cihet : yön, taraf
ebâbil : dağ kırlangıcı
evvel : önce
feyiz : ilim, irfan, mânevî gıda
fütuhat-ı İslâmiye : İslâm zaferleri
hâdise : olay
hakikat : gerçek ve doğru
hakikat : gerçek, asıl, mahiyet
hakkaniyet : doğruluk, gerçekçilik
harap olmak : yıkılıp yok olmak
hüccet : güçlü delil, kanıt
ihbar : haber verme
irhâsât : Peygamberimizde (a.s.m.) peygamber olmadan önce görülen olağanüstü haller ve hâdiseler
istikbâl : gelecek
kat’î : kesin
Kisrâ-yı Fâris : eski İran hükümdarı, kralı
küllî : genel, kapsamlı
mâkul : akla uygun
mu’cizât : mu’cizeler; Allah’ın izniyle peygamberler tarafından ortaya konulup bir benzerini yapmakta başkalarını aciz ve hayrette bırakan olağanüstü hal ve hareketler
nakledilme : aktarılma
nakletme : aktarma
nazar : bakış
nevi : çeşit, tür
nübüvvet : peygamberlik
Rab : herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye eden ve idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah
Resâili’n-Nuriye : Risale-i Nur’un diğer adı
risalet : peygamberlik
risalet-i Muhammediye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliği
sadıkıyet : doğruluk
sahih : doğru, kusursuz
sanem : put
siyer : Peygamberimizin (a.s.m) hayatını konu alan ilim dalı
suret : biçim, görünüş
şâhit : tanık, delil
şehadet : şahitlik, tanıklık
tahrip : bozma, yok etme
tavsif : vasıflandırma, niteleme
tereşşuh : sızıntı
tevatür : yalan üzerine birleşmeleri mümkün olmayan bir topluluk tarafından bildirilen haber veya hadîs
tevellüd : doğma, meydana gelme
vahiy : Cenâb-ı Hak tarafından peygambere bildirilen emirler ve ona ilham olunan şeyler
vakıa : olay, hâdise
vefat : ölüm
velâdet : doğum
velâdet-i Peygamberiye : Peygamberimizin doğuşu, dünyaya gelişi
zaman-ı mâzi : geçmiş zaman
zuhur : ortaya çıkma, görünme
Zülfikar : Risale-i Nur’da geçen, Kur’ân’ın mu’cizeliğine ve Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mu’cizelerine dair bahislerin toplandığı bir eser
Yükleniyor...