Block title
Block content

Bu makamın başında, altı nokta ve herbir nokta dahi beş nükte olarak altı erkân-ı imaniyeyi, otuz altı nüktede beyan etmek niyet edilmişti. Ve baştaki dehşetli suale izahatla cevap vermek murad etmiştim. Fakat bazı ârızalar meydan vermediler. Tahmin ederim ki, Birinci Nokta kâfi bir mikyas olmasından, daha, zekîlere ziyade izaha ihtiyaç kalmadı. Ve tam anlaşıldı ki, bir Müslüman bir hakikat-ı imaniyeyi inkâr etse, küfr-ü mutlaka düşer. Çünkü, başka dinlerin icmallerine mukàbil İslâmiyette tam izahat verilmiş, rükünler birbiriyle zincirlenmiş. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmı tanımayan, tasdik etmeyen bir Müslüman, Allah’ı da sıfâtıyla daha tanımaz ve âhireti bilmez. Bir Müslümanın imanı o kadar kuvvetli ve sarsılmaz hadsiz hüccetlere dayanıyor ki, inkârda hiçbir özür kalmıyor, âdeta akıl kabulde mecbur oluyor.

• • •

ÜÇÜNCÜ NOKTA

Bir zaman Elhamdülillâh dedim, onun hadsiz geniş mânasına mukàbil gelecek bir nimet aradım. Birden bu cümle hatıra geldi: اَلْحَمْدُ ِللهِ عَلَى اْلاِيمَانِ بِاللهِ، وَعَلٰى وَحْدَانِيَّتِهِ، وَعَلٰى وُجُوبِ وُجُودِهِ وَ عَلٰى صِفَاتِهِ، وَاَسْمَاۤئِهِ، حَمْدًا بِعَدَدِ تَجَلِّيَاتِ اَسْمَاۤئِهِ مِنَ اْلاَزَلِ اِلَى اْلاَبَدِ1  Ben de baktım, tam mutabıktır. Şöyle ki:...

• • •

 

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : "Allah'a iman için ve vahdâniyeti için ve vücub-u vücudu için ve sıfatı ve esmâsı için, ezelden ebede bütün esmâsının tecelliyâtı adedince O'na hamd olsun."
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Sekizinci Mes'elenin bir Hülâsası / Sonraki Risale: Onuncu Mes'ele
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Aleyhissalâtü Vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun
Elhamdü lillâh : “ezelden ebede her türlü hamd ve övgü Allah’a mahsustur”
hadsiz : sınırsız
hakikat-ı imaniye : iman hakikatı, gerçeği
hüccet : güçlü delil
icmal : kısaca, özet olarak
inkâr : inanmama, reddetme
izah : açıklama
izahat : açıklamalar
kâfi : yeterli
küfr-ü mutlak : tam bir küfür, inkâr ve inançsızlık, hiçbir kutsal değere inanmama
mikyas : ölçek
mukàbil : karşılık
murad etmek : istemek, dilemek
mutabık : uygun
rükün : esas, şart
tasdik : doğrulama
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...