Block title
Block content
Bir İhtar

Herbir âyetin müteaddit mânâları vardır. Hem herbir mânâ küllîdir; her asırda efradı bulunur. Bahsimizde bu asrımıza bakan yalnız mânâ-yı işârî tabakasıdır. Hem o küllî mânada, asrımız bir ferttir. Fakat hususiyet kesb etmiş ki, ona tarihiyle bakar.

Ben dört senedir, bu harbin ne safahatını ve ne de neticelerini ve ne de sulh olmuş, olmamış bilmediğimden ve sormadığımdan, bu kudsî sûrenin daha ne kadar bu asra ve bu harbe işareti var diye daha onun kapısını çalmadım. Yoksa bu hazinede daha çok esrar var olduğunu Risale-i Nur’un eczalarında, hususan Rumuzât-ı Semaniye risalelerinde beyan ve ispat edildiğinden onlara havale edip kısa kesiyorum.

Hatıra gelebilen bir sualin cevabıdır:

Bu lem’a-i i’câziyede, baştaki 1 مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ da, hem مِنْ, hem شَرِّ kelimeleri hesaba girmesi ve âhirde وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ yalnız شَرِّ kelimesi girmesi وَمِنْ girmemesi ve 2 وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِى الْعُقَدِ ikisi de hesap edilmemesi gayet ince ve lâtif bir münasebete ima ve remz içindir. Çünkü, halklarda şerden başka hayırlar da var.

Hem bütün şer herkese gelmez. Buna remzen, bazıyeti ifade eden مِنْ ve شَرِّ girmişler. Hâsid hased ettiği zaman bütün şerdir. Bazıyete lüzum yoktur. Ve اَلنَّفَّاثَاتِ فِى الْعُقَدِ remziyle, kendi menfaatleri için küre i arza ateş atan üfleyicilerin ve sihirbaz o diplomatların tahribata ait bütün işleri ayn-i şerdir diye, daha شَرِّ kelimesine lüzum kalmadı.
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Yarattığı şeylerin şerrinden...” Felâk Sûresi, 113:5.
2 : “Düğümlere üfleyen büyücüler...” Felâk Sûresi, 113:4.
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
asr : yüzyıl
beyan : açıklama, izah
dehşetli : korkunç, ürkütücü
ecnebî : yabancı
ecza : kısımlar, parçalar
efrad : fertler, bireyler
esrar : sırlar, gizemler
haset : kıskançlık
hususan : bilhassa, özellikle
hususiyet : özellik
icbar : zorlama
ihtar : hatırlatma, uyarı
ihzar etmek : hazırlamak
İkinci Harb-i Umumî :
kesb etmek : kazanmak
kudsî : kutsal, bereketli, mukaddes
küllî : bütün fertleri içine alan; büyük, kapsamlı, tür
lem’a-i i’câz-ı gaybî : gaybî mu’cizelik parıltısı
lem’a-i i’câziye : mu’cizelik parıltısı
mânâ-yı işârî : işaretlerle ifade edilen mânâ
muahede : iki ya da daha çok devlet arasında yapılan antlaşma
müteaddit : bir çok, çeşitli
Rumuzât-ı Semâniye : Risale-i Nur’un Yirmi Dokuzuncu Mektubunda yer alan Sekizinci Kısım
safahât : safhalar, aşamalar, gelişmeler
sulh : barış
şedde : Arapça’da bir harfin üzerine konan ve o harfi iki kez okutan işaret
tahakküm : baskı, zorbalık
tahavvül : değişim, başkalaşma
tenvin : Arapça’da kelimenin sonunu nun gibi okutmak üzere konulan işaret (iki üstün, iki esre, iki ötre)
tetabuk : uygunluk
tevafuk : denk gelme, uygunluk
vücuda gelmek : var olmak
Yükleniyor...