Block title
Block content
İşte, nasıl ki melekler ve umur-u hayriyede ve vücudiyede istihdam edilen zâhirî sebepler, güzellikleri görünmeyen ve bilinmeyen şeylerde kudret-i Rabbâniyeyi kusurdan, zulümden muhafaza edip takdis ve tesbih-i İlâhîde birer vesiledirler.

Aynen öyle de, cinnî ve insî şeytanlar ve muzır maddelerin umur-u şerriyede ve ademiyede istimalleri dahi, yine kudret-i Sübhâniyeyi gadirden ve haksız itirazlardan ve şekvâlara hedef olmaktan kurtarmakla takdis ve tesbihat-ı Rabbâniyeye ve kâinattaki bütün kusurattan müberrâ ve münezzehiyetine hizmet ediyorlar. Çünkü, bütün kusurlar ademden ve kàbiliyetsizlikten ve tahripten ve vazife yapmamaktan -ki birer ademdirler- ve vücudu olmayan ademî fiillerden geliyor. Bu şeytanî ve şerli perdeler o kusurata merci olup itiraz ve şekvâları bi’l-istihkak kendilerine alarak Cenâb-ı Hakkın takdisine vesile oluyorlar.

Zaten şerli ve ademî ve tahripçi işlerde kuvvet ve iktidar lâzım değil. Az bir fiil ve cüz’î bir kuvvet, belki vazifesini yapmamakla bazan büyük ademler ve bozmaklar oluyor; o şerir fâiller muktedir zannedilirler. Halbuki, ademden başka hiç tesirleri ve cüz’i bir kesbden hariç bir kuvvetleri yoktur. Fakat o şerler ademden geldiklerinden, o şerirler hakiki fâildirler. Bi’l-istihkak, eğer zîşuur ise cezayı çekerler. Demek seyyiatta o fenalar fâildirler.

Fakat haseneler ve hayırlarda ve amel-i salihde vücut olmasından, o iyiler hakiki fâil ve müessir değiller. Belki kàbildirler, feyz-i İlâhîyi kabul ederler. Ve mükâfatları dahi sırf bir fazl-ı İlâhîdir diye, Kur’ân-ı Hakîm
1 مَا أَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللهِ وَمَا أَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَ ferman eder.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Sana her ne iyilik erişirse Allah’tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi nefsindendir.” Nisâ Sûresi, 4:79.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Onuncu Mes'ele / Sonraki Risale: Hatime
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem : hiçlik, yokluk
ademî : yokluğa ait
amel-i salih : dince makbul olan iyi, güzel ve faydalı iş
bil’istihkak : hakkıyla, lâyıkıyla, hak etmek suretiyle
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cinnî ve insî : cinlerden ve insanlardan olan
cüz’ : bütünün bir parçası; az, küçük
cüz’î : ferdî, az, küçük
fâil : işi yapan
fazl-ı İlahî : Allah’ın lütfu, ihsanı
fena : geçici, ölümlü
ferman etmek : buyurmak, emretmek
feyz-i İlâhiye : Allah’ın feyzi, lütfu
gadir : zulüm, acımasızlık
hakiki : gerçek
hasene : iyilik, sevap
iktidar : güç, kudret
istimal : kullanma
kàbiliyetsizlik : yeteneksizlik
kâinat : evren, yaratılan herşey
kesb : elde etme, kazanma
kudret-i Rabbâniye : herşeyi terbiye ve idare eden Allah’ın sonsuz kudreti
kudret-i Samedâniye : herşey Kendisine muhtaç olduğu halde Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın kudreti
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmetler bulunan Kur’ân
kusurat : kusurlar
merci olmak : kaynak olmak
muhafaza etmek : korumak
muktedir : güçlü, güç ve iktidar sahibi
muzır : zararlı
müberrâ : temiz, pâk
müessir : tesir eden
mükâfat : ödül
münezzehiyet : arınmış ve yüce olma
seyyiat : günahlar, kötülükler
şekvâ : şikayet
şer : kötülük, fenalık
şerir : şerliler, kötüler
tahrip : bozup yıkma
takdis : Allah’ı her türlü eksiklik ve çirkinlikten yüce tutma
tesbihat-ı Rabbâniye : herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah’ı öven ve kusurdan yüce tutan sözler
tesbih-i İlâhî : Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma
umur-u şerriye : kötü işler
vücud : varlık, var oluş
zâhirî : görünürde
zîşuur : şuur sahibi, bilinçli
Yükleniyor...