Block title
Block content
• Ve cüz’î ve küllî harekâtı kaydedilen bir mutasarrıfı,

• Ve semâ ve arz ve cibâlin kaldırmasından çekindikleri emanet-i kübrâyı omuzuna alan,

• Ve önüne iki acip yol açılan, bir yolda zîhayatın en bedbahtı ve diğerinde en bahtiyarı,

• Çok geniş bir ubudiyetle mükellef bir abd-i küllî,

• Ve Kâinat Sultanının İsm-i Âzamına mazhar ve bütün esmâsına en câmi’ bir âyinesi, ve hitabât-ı Sübhâniyesine ve konuşmalarına en anlayışlı bir muhatab-ı hassı,

• Ve kâinatın zîhayatları içinde en ziyade ihtiyaçlısı,

• Ve hadsiz fakrıyla ve acziyle beraber hadsiz maksatları ve arzuları ve nihayetsiz düşmanları ve onu inciten zararlı şeyleri bulunan bir biçare zîhayatı,

• Ve istidatça en zengini,

• Ve lezzet-i hayat cihetinde en müteellimi ve lezzetleri dehşetli elemlerle âlûde,

• Ve bekàya en ziyade müştak ve muhtaç ve en çok lâyık ve müstehak ve devamı ve saadet-i ebediyeyi hadsiz dualarla isteyen ve yalvaran ve bütün dünya lezzetleri ona verilse, onun bekàya karşı arzusunu tatmin etmeyen,

• Ve ona ihsanlar eden Zâtı perestiş derecesinde seven ve sevdiren ve sevilen çok hârika bir mu’cize-i kudret-i Samedâniye ve bir acûbe-i hilkat,

• Ve kâinatı içine alan ve ebede gitmek için yaratıldığına bütün cihazat-ı insaniyesi şehadet eden, böyle yirmi küllî hakikatlerle Cenâb-ı Hakkın Hak ismine bağlanan,..
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Altıncı Mes'ele / Sonraki Risale: Sekizinci Mes'elenin bir Hülâsası
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

abd-i küllî : bütün varlıkların ibadetlerini kendi şahsında temsil eden kul
acip : hayret verici, şaşırtıcı
acûbe-i hilkat : acayip bir yaratılışta olan
acz : acizlik, güçsüzlük
âlûde : bulaşık, karışık
bahtiyar : talihli, mutlu
bedbaht : kötü bahtlı, talihsiz
bekà : devamlılık, kalıcılık
biçare : çaresiz
câmi’ : kapsamlı, içine alan
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
cibâl : dağlar
cihazat-ı insaniye : insana ait cihazlar, duygular
cihet : taraf, yön
cüz’î : az, küçük, ferdî
dehşetli : korkunç, ürkütücü
emanet-i kübra : büyük emanet; benlik duygusu, başka varlıkların yüklenmekten çekindiği ve insanın yüklendiği İlâhî görevler, yükümlülükler
esmâ : Allah’ın isimleri
fakr : fakirlik, ihtiyaç hali
hadsiz : sayısız, sınırsız
Hak : herşeyi hakkıyla yaratan, varlığı hak olan ve her hakkın sahibi olan Allah
harekât : hareketler
hitâbât-ı Sübhâniye : her türlü kusur ve noksanlıktan yüce olan Allah’ın Kendi Zâtına has hitapları, konuşmaları
ihsan : bağış, ikram
İsm-i Âzam : Cenab-ı Hakkın binbir isminden en büyük ve mânâca diğer isimleri kuşatmış olanı
istidad : kàbiliyet, ruhsal özellik, yetenek
Kâinat Sultan : kâinatın ve bütün varlıkların sultanı olan Allah
küllî : genel, kapsamlı
lezzet-i hayat : hayatın lezzeti
mazhar : ayna, yansıma ve görünme yeri
mu’cize-i kudret-i Samedâniye : herşey Kendisine muhtaç olduğu halde Kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın kudret mu’cizesi
muhatab-ı has : özel muhatap
mutasarrıf : tasarruf eden, kullanan, idare eden
mükellef : yükümlü, sorumlu
müstehak : hak etmiş, lâyık
müştak : arzulu, çok istekli
müteellim : acı çeken
nihayetsiz : sınırsız, sonsuz
perestiş : aşırı derece sevmek, tapma
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
semâ : gök
şehadet : şahitlik, tanıklık
ubûdiyet : Allah’a kulluk
zîhayat : canlı, hayat sahibi
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...