Block title
Block content
• Ve en küçük zîhayatın en cüz’î ihtiyacını gören ve niyazını işiten ve fiilen cevap veren Hafîz-i Zülcelâlin Hafîz ismiyle mütemadiyen amelleri kaydedilen ve kâinatı alâkadar edecek ef’âlleri o ismin kâtibîn-i kiramlarıyla yazılan ve herşeyden ziyade o ismin nazar-ı dikkatine mazhar bulunan bu insanlar, elbette ve elbette ve herhalde ve hiçbir şüphe getirmez ki, bu yirmi hakikatın hükmüyle, insanlar için bir haşir ve neşir olacak ve Hak ismiyle evvelki hizmetlerinin mükâfatını ve kusuratının mücâzâtını çekecek ve Hafîz ismiyle cüz’î-küllî kayd altına alınan her amelinden muhasebe ve sorguya çekilecek ve dâr-ı bekàda saadet-i ebediye ziyafetgâhının ve şekavet-i daime hapishanesinin kapıları açılacak ve bu âlemde çok tâifelere kumandanlık yapan ve karışan ve bazan karıştıran bir zabit, toprağa girip her amelinden sual olunmamak ve uyandırılmamak üzere yatıp saklanmayacaktır.

Yoksa, sineğin sesini işitip hakk-ı hayatını vermekle fiilen cevap verdiği halde, gök gürültüsü kuvvetinde bekàya ait hadsiz hukuk-u insaniyenin, mezkûr yirmi hakikatler lisanlarıyla edilen ve Arşı ve ferşi çınlatan dualarını işitmemek ve o hadsiz hukuku zayi etmek ve sinek kanadının intizamı şehadetiyle sinek kanadı kadar israf etmeyen bir hikmet, bütün o hakikatlerin bağlandıkları insanî istidadatı ve ebede uzanan emelleri ve arzuları ve o istidat ve arzuları besleyen kâinatın pek çok rabıtalarını ve hakikatlerini bütün bütün israf etmek öyle bir haksızlıktır ve imkân haricinde ve zâlimâne bir çirkinliktir ki, Hak ve Hafîz ve Hakîm ve Cemîl ve Rahîm isimlerine şehadet eden bütün mevcudât onu reddeder, “Yüz derece muhal ve bin vech ile mümtenidir” derler.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Altıncı Mes'ele / Sonraki Risale: Sekizinci Mes'elenin bir Hülâsası
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadar : alâkalı, ilgili
amel : davranış, iş
Arş : göğün en yüksek katı; Allah’ın büyüklük ve yüceliğinin ve herşeyi kuşatan sınırsız egemenliğinin tecellî ettiği yer
bekà : kalıcılık, devamlılık
Cemîl : bütün güzelliklerin kaynağı ve sonsuz güzellik sahibi Allah
cüz’î : ferdî, az, küçük
dâr-ı bekà : devamlı ve kalıcı olan yer; âhiret
ebed : sonsuzluk
ef’al : fiiller, işler
emel : arzu, istek
ferş : yer
hadsiz : sayısız, sınırsız
Hafîz : herşeyi koruyup saklayan ve yarattıklarını esirgeyip gözeten Allah
Hafîz-i Zülcelâl : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi, büyük küçük herşeyi kaydedip koruyan Allah
Hakîm : herşeyi hikmetle, belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratan Allah
hakk-ı hayat : yaşama hakkı
haşir ve neşir : öldükten sonra âhirette diriltilerek muhakeme için Allah’ın huzurunda toplanma ve tekrar dağılıp yayılma
hikmet : fayda, gaye; Allah’ın herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde yaratma sıfatı
hukuk-u insaniye : insan hakları
intizam : düzen
istidadat : istidatlar, kàbiliyetler
istidat : kàbiliyet, yetenek
kâtibîn-i kiram : insanın yaptığı bütün amelleri yazan melekler
kusurat : kusurlar, hata ve günahlar
lisan : dil
mazhar bulunma : ayna olma, nail olma
mevcudat : varlıklar
mezkûr : anılan, sözü geçen
muhal : imkânsız
muhasebe : hesaba çekilme, sorgulanma
mücazat : ceza verme
mümteni : imkânsız
mütemadiyen : sürekli olarak
nazar-ı dikkat : dikkatli bakışlar
niyaz : dua, yalvarıp yakarma
rabıta : bağ
Rahîm : merhametli; rahmetinin çok özel tecellîleri olan ve sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Allah
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
şekavet-i daime : daimi bir sıkıntı, mutsuzluk
tâife : grup, topluluk
vecih : yön, şekil
zabit : subay
zâlimâne : zâlimce
zayi etmek : kaybetmek
zîhayat : canlı, hayat sahibi
ziyade : çok, fazla
ziyafetgâh : ziyafet yeri
Yükleniyor...