Block title
Block content
Evet, biz bir cemiyetiz. Ve öyle bir cemiyetimiz var ki, her asırda üç yüz elli milyon dahil mensupları var. Ve hergün beş defa namazla o mukaddes cemiyetin prensiplerine kemâl-i hürmetle alâkalarını ve hizmetlerini gösteriyorlar. 1 اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ kudsî programıyla birbirinin yardımına, dualarıyla ve mânevî kazançlarıyla koşuyorlar.

İşte biz bu mukaddes ve muazzam cemiyetin efradındanız. Ve hususî vazifemiz de, Kur’ân’ın imanî hakikatlerini tahkikî bir surette ehl-i imana bildirip, onları ve kendimizi idam-ı ebedîden ve daimî ve berzahî haps-i münferitten kurtarmaktır. Sair dünyevî ve siyasî ve entrikacemiyet ve komitelerle ve bizim medar-ı ittihamımız olan cemiyetçilik gibi asılsız ve mânâsız gizli cemiyetle hiçbir münasebetimiz yoktur ve tenezzül etmiyoruz. Ve dört mahkeme, inceden inceye tetkikten sonra, o cihette bize beraat vermişler.
Said Nursî

• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Mü’minler ancak kardeştirler.” Hucurât Sûresi, 49:10.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

beraat : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
berzahî : kabir âlemine ait
cemiyet : topluluk, dernek
cihet : yön, taraf
daimî : devamlı, sürekli
dünyevî : dünya ile ilgili
efrad : fertler
ehl-i iman : Allah’a ve Allah’tan gelen herşeye inanan kimseler, mü’minler
entrika : dalavere, dolap çevirme
hakikat : doğru gerçek
haps-i münferit : tek başına hapis, hücre hapsi
hususî : özel
idam-ı ebedî : dirilmemek üzere sonsuz yok oluş
imanî : imanla ilgili, imana dair
komite : belli bir amaç için bir araya gelen ve faaliyet gösteren topluluk
medar-ı ittiham : itham etme, suçlama sebebi
muazzam : çok büyük
mukaddes : kutsal
münasebet : bağlantı, ilişki
sair : diğer, başka
siyasî : siyasetle ilgili
suret : biçim, görünüş
tahkikî : araştırmaya dayanan
tenezzül etme : aykırı olan bir durumu kabul etme, alçalma
Yükleniyor...