Block title
Block content
İşte bu nümune gibi size ve Ankara makamatına takdim edilen itirazname ve müdafaanamemde böyle acip çok nümuneleri elbette anlamışsınız. Ben Afyon Mahkemesinden talep ve ümit ederim ki, bu milletin ve bu vatanın menfaatine bir ordu kadar hizmeti ve bereketi bulunan Risale-i Nur’un tam serbestiyetine karar vermenizi, hakikat-i adalet namına sizden bekliyoruz. Yoksa, münasebetimle hapse giren beş on adam arkadaşımın gitmesiyle beraber size haber veriyorum ki, beni en büyük cezaya çarpacak bir suç işleyip bu çeşit hayattan veda edeceğime mecbur eden bir fikir kalbime gelmiş. Şöyle ki:

Hükûmet beni tam himaye ve bana yardım etmek, milletin maslahatına ve vatanın menfaatine çok lüzumu varken beni sıkması îma eder ki, kırk seneden beri benimle mücadele eden gizli zındıka komitesiyle şimdi onlara iltihak eden komünist komitesinden bir kısmı, ehemmiyetli birer resmî makam elde ederek karşıma çıkıyorlar. Hükûmet ise, ya bilmiyor veya müsaade ediyor diye çok emâreler bana endişe veriyor.

Reis Bey, müsaadenizle çok hayret ettiğim bir şeyi soracağım. Neden hiç siyasete karışmadığım halde ehl-i siyaset beni bütün hukuk-u medeniyeden ve hukuk-u hürriyetten, belki hukuk-u hayattan iskat ediyorlar? Hattâ, yüz cinayeti bulunan gibi, beni üç buçuk ay tecrid-i mutlak içinde hayatıma suikast edenler, on bir defa zehirleyen gizli düşmanlarımın şerrinden beni muhafazaya çalışan çok dikkatli kardeşlerimin ve sadık hizmetçilerimin de benimle temaslarını yasak etmişler ve ihtiyarlık ve gurbet ve hastalık içinde, yalnızlığımdan daimî ünsiyet ettiğim mübarek ve zararsız kitaplarımın mütalâasından dahi beni mahrum etmişler?
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâkadar : alâkalı, ilgili
bereket : bolluk
daimî : devamlı, sürekli
ehemmiyetli : önemli
ehl-i siyaset : siyasetle uğraşanlar, politikacılar
emâre : belirti, işaret
hakikat-i adalet : adaletin aslı, esası
himaye etmek : korumak
hukuk-u hayat : hayat, yaşam hakkı
hukuk-u hürriyet : hürriyet hakları
hukuk-u medeniye : medenî haklar
hükûmet-i İslâmiye : İslâm hükümeti
iltihak eden : katılan
iskat : düşürme
itirazname : itiraz kâğıdı, itiraz dilekçesi
komite : belli bir amaç için bir araya gelen ve faaliyet gösteren topluluk
lâyiha-yı tashih : mahkeme kararının düzeltilmesi istemiyle bir üst mahkemeye sunulan yazı, dilekçe
makamat : makamlar, konuyla ilgili yerler
maslahat : fayda
menfaat : çıkar
meşgale : meşguliyet, iş
muhafaza : koruma, saklama
mübarek : bereketli, hayırlı
müdafaaname : yazılı savunma
müddeiumumî : savcı
münasebet : bağlantı, ilişki
müsaade : izin
mütalâa : dikkatlice okuyup düşünme
nakz etmek : bozmak, yok saymak
namına : adına
nümune : örnek, misal
reis : başkan
suikast : kötü kast, kötü niyet, tuzak kurma
takdim : sunma
talep ve ümit etmek : istemek ve gerçekleşmesini beklemek
tecrid-i mutlak : tam bir yalnızlık, yalnız başına bırakma
ünsiyet : alışkanlık, âşinalık
vaad : söz verme
zındıka : dinsizlik, inançsızlık
Yükleniyor...