Block title
Block content
Müddeiumuma çok rica ettim ki, “Bana bir kitabımı ver.” Vaad ettiği halde vermedi. Yalnız olarak büyük, kilitli, soğuk bir koğuşta meşgalesiz durmaya mecbur edip, alâkadar memurları ve hademeleri bana karşı dostluk ve teselli vermek yerinde, âdetâ adavetkârâne bakmaya teşvik ediyorlar. Bir küçük nümunesi şudur:

Müdüre, Müddeiumuma, Mahkeme Reisine bir istida yazdım. Bir kardeşime gönderdim, tâ bilmediğim yeni hurufla yazsın. Ve yazıldı, onlara verildi. Güya büyük bir suç işlemişim diye benim pencerelerimi mıhladılar. Ve duman beni sıkıyordu, bir pencereyi bırakmadım ki mıhlanmasın. Şimdi onu da mıhladılar. Hem hapis usulü tecrit on beş gün kadar olduğu halde, beni üç buçuk ay tecrid-i mutlakta hiçbir arkadaşımla temas ettirmediler. Hem üç aydan beri benim aleyhimde kırk sahifelik bir iddianame yazılıp bana gösterildi. Yeni hurufu bilmediğimden, hem rahatsız ve hattım çok noksan olmasından, çok rica ettim ki, “Bana biri iddianameyi okuyacak ve dilimi bilen talebelerimden benim itiraznamemi yazacak iki adama izin veriniz” dedim; izin vermediler. Dediler, “Avukat gelsin, okusun.” Sonra onu da bırakmadılar. Yalnız bir kardeşe dediler ki: “Eski hurufa çevir, ona ver.” Halbuki, o kırk sahifeyi yazmak altı yedi günde ancak olur. Bir saatte bana okumak işini, altı yedi güne kadar uzatmak, tâ benimle kimse temas etmesin fikri ise, pek dehşetli bir istibdat ile benim bütün hukuk-u müdafaaiskat etmektir. Dünyada, yüz cinayeti bulunan ve asılacak bir adam dahi böyle muamele göremez. Ben hakikaten bu emsalsiz işkencenin hiçbir sebebini bilmediğimden çok azap çekiyorum. Ben haber aldım ki, Mahkeme Reisi vicdanlı ve merhametlidir. Bu kanaate binaen, ilk ve son bir tecrübe olarak makamınıza bu istirhamname ve şekvâyı yazdım.
Tecrid-i mutlakta hasta ve perişan
Said Nursî
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adâvetkârâne : düşmancasına
alâkadar : alâkalı, ilgili
azap : acı, sıkıntı
binaen : –dayanarak, dolayı
ehl-i vukuf : bilirkişi
emsalsiz : benzersiz
esas : temel husus
güya : sanki
hakikaten : gerçekten
hodfuruşluk : kendi kendini beğenmeye çalışma
hukuk-u müdafaa : savunma hakkı
huruf : harfler
iddianame : savcının bir dava konusunda hazırladığı iddia ve delilleri içine alan yazısı
iskat etmek : düşürmek
isnad : dayandırma
istibdat : baskı, zulüm
istidâ : dilekçe, müracaat dilekçesi
istirhamname : dilekçe
itirazname : itiraz kâğıdı, itiraz dilekçesi
kanaat : görüş, fikir
mehdî : âhirzamanda gelip insanları hak dine sevk edecek ve Müslümanların yenilemeye sebep zât
merhamet : şefkat, acıma, iyilik etme
mıh : çivi
muamele : davranış
müceddit : yenileyici; sahih hadîs ile her yüz senede bir geleceği bildirilen, dinin hakikatlerini asrın ihtiyacına göre ders veren, Peygamber vârisi olan âlim zât
müddeiumum : savcı
nümune : örnek, misal
reis : başkan
şehadet : şahitlik, tanıklık
şekvâ : şikayet
tecrid-i mutlak : tam bir yalnızlık, yalnız başına bırakma
tecrit : yalnız başına bırakma
tefahur : övünme
teselli : kederli ve gamlı olan bir kimseyi söz ve nasihatla ferahlandırmak
Yükleniyor...