Block title
Block content
Birisi: İki sene Denizli ve Ankara Ağırceza Mahkemelerinde inceden inceye tetkikden sonra bize beraat verip o kitabı bize iade ettikleri halde, o Beşinci Şuânın bir iki meselesini, ölmüş gitmiş bir kumandana tatbik edip bize suç gösteriyor. Biz dahi deriz:

Ölmüş gitmiş, hükümetten alâkası kesilmiş bir şahıs aleyhinde tatbik edilebilen küllî bir haklı tenkidi hiçbir kanun suç saymaz.

Hem küllî bir te’vil mânâsından makam-ı iddia cerbezesiyle o kumandana bir hisse çıkarıp ona tatbik etmiş. Böyle yüzde bir adam ancak fehmeden bir mânâ mahrem ve gizli bir risalede bulunmasını hiçbir kanun suç sayamaz. Hem o risale harika bir tarzda müteşabih hadîslerin te’villerini beyan etmiş. O beyan otuz kırk sene evvel olduğu ve üç mahkemeye ve mahkemenize ve Ankara’nın altı makamatına üç sene zarfında iki defa takdim edilip tenkit görmeyen müdafaa ve itiraznamemde kat’î cevap verildiği halde, o hadîsin hakikatini beyan sadedinde bir kusurlu şahsa mutabık çıkmasını hiçbir kanun suç sayamaz.

Hem o şahsı tenkit, o içinde bulunduğu ve kusurlara sebep olduğu bir inkılâbın hasenatı yalnız onun değil, belki ordunun ve hükûmetindir. Onun da yalnız bir hissesi var. Onun kusurları için onu tenkit etmek elbette bir suç olmadığı gibi, inkılâba hücum ediyor denilemez. Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’ân ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılıçlarının pek büyük ve antika bir yâdigârı olan Ayasofya Camiini puthaneye ve Meşîhat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

antika : eski ve kıymetli sanat eseri
beraat : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
beyan : açıklama, izah
cerbeze : hakkı bâtıl, bâtılı hak gösterecek derecede aldatma
cevaz : ruhsat, izin, câiz olma
cihad : mücadele, gayret, savaş
cin ve ins : cinler ve insanlar
ebedî : sonu olmayan, sonsuz
fehm : anlama, kavrama
hadîs : Peygamberimize ait olan veya Onun onayladığı söz, emir veya davranış
hasenât : güzellikler, iyi ameller, iyilikler
iddianame : savcının bir dava konusunda hazırladığı iddia ve delilleri içine alan yazısı
inkılâb : değişim, dönüşüm
itirazname : itiraz kâğıdı, itiraz dilekçesi
kat’i : şüphesiz, kesin
küllî : genel, kapsamlı
mahrem : gizli olan, herkese söylenmeyen
makamat : makamlar, konuyla ilgili yerler
makam-ı iddia : iddia makamı, savcılık makamı
medar-ı şeref : şeref kaynağı
Meşihat Dairesi : Osmanlıda Diyanet İşleri Başkanlığı
mutabık : uygun
müteşabih hadîs : mânâsı tam açık olmayan, yoruma elverişli olan hadîs
nişan : alâmet, işaret
puthane : putların bulunduğu ve puta tapılan yer
risale : mektup; Risale-i Nur’dan her bir bölüm
saded : asıl mevzu, asıl bahsedilen şey
sebeb-i ittiham : suçlama sebebi
tatbik : uygulama
te’vil : yorum
tenkit : eleştiri
tetkik : inceleme, araştırma
ulema-i İslâm : İslâm âlimleri
yadigâr : hediye, armağan
zarfında : içinde
Yükleniyor...