Block title
Block content
Memleketimdeki biraderime yirmi senede hiç yazmadığım halde, iddianamede beni emniyeti ihlâl suçu ile ittiham edip ve cerbeze ile eski nakaratı tazeleyerek “İnkılâba karşı geliyor” demiş. Buna karşı deriz:

Yirmi sene zarfında yirmi bin Nur nüshalarını merak ve kabul ile okuyan yirmi bin, belki yüz bin adamdan altı mahkeme ve alâkadar on vilâyetin zabıtaları emniyeti ihlâle dair hiçbir maddeyi kaydetmemesi gösteriyor ki, hakkımızda binler ihtimalden ancak bir tek ihtimalle bir imkâna, kat’î vukuat nazarıyla bakıyor. Halbuki iki üç ihtimalden bir ihtimal olsa, eseri görülmezse, hiçbir suç olmaz. Hem binler ihtimalden bir ihtimal değil, belki her adam, hem aleyhime hücum eden müddeî çok adamları öldürebilir, anarşist ve komünist hesabına emniyeti, âsâyişi bozabilir, emniyeti ihlâl edebilir. Demek böyle pek acip ve ifratkârâne imkânatı vukuat yerinde istimal etmek, adliyeye ve kanuna karşı ihanettir.

Hem her hükûmette muhalifler bulunur. Yalnız fikren muhalefet bir suç olmaz. Hükûmet ele bakar, kalbe bakmaz. Ve bilhassa vatan ve millete zararsız çok hizmeti ve faidesi bulunan ve sonra hayat-ı içtimaiyeye karışmayan ve tecrid-i mutlakta yaşattırılan ve eserleri âlem-i İslâmın en mühim merkezlerinde kemâl-i takdir ve tahsinle karşılanan HAŞİYE bir adam hakkında bu pek acip ve asılsız ittihamları yapanlar, anarşilik, belki komünistlik hesabına bilmeyerek istimal ediliyor diye endişe ediyoruz.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Bu eserleri hakkında makam-ı iddia, iddianamesinde yüz yanlışından, sekseninci yanlışında demiş ki: “Beşinci Şuadaki te’viller yanlıştır.” Elcevap: Beşinci Şuada; “Allahu a’lem, bir te’vili budur” cümlesi denildiğinden mânâsı budur ki: “Bu hadîsin bir ihtimal ile mânâsı bu olmak mümkündür” demektir. Bu ise mantıkça tekzibi kabil değil. Yalnız muhaliyetini ispat ile tekzip edilebilir. Saniyen: Yirmi seneden beri, belki kırk seneden beri benim muarızlarım ve Risale-i Nur’a itiraza çalışanlar hiçbir te’vilimizi ilmen, mantıken reddetmedikleri ve o muarız ulemalarla beraber Nur şakirtlerinin binler âlimleri tasdik edip, “fîhi nazarun” demedikleri halde, Kur’ân’ın kaç sûre olduğunu bilmeyen, bunu inkâr ile karşılasa ne kadar insaf haricinde olduğunu insafınıza havale ediyorum. Elhasıl, te’vilin mânâsı hadîsin veyahut âyetin birçok mânâlarından bir mümkün ve muhtemel mânâsı demektir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : acaip, tuhaf
âlem-i İslâm : İslâm âlemi
alîm : ilim sahibi, çok bilgili olan
Allahü a’lem : Allah en iyisini bilir
âsâyiş : bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu, düzenlilik, güvenlik
âyet : Kur’ân’ın her bir cümlesi
bilhassa : özellikle
elhasıl : kısaca, özetle
emâre : belirti, işaret
evham : kuruntular, şüpheler
fîhi nazarun : “ona bir bakmak, tetkik edip incelemek lâzımdır”
güya : sanki
hadîs : Peygamberimize ait olan veya Onun onayladığı söz, emir veya davranışlar
Hâşâ! Sümme hâşâ! : asla ve asla, kesinlikle öyle değil
haşiye : dipnot, açıklayıcı söz
hayat-ı içtimaiye : sosyal hayat
iddianame : savcının bir dava konusunda hazırladığı iddia ve delilleri içine alan yazısı
ifratkârâne : haddi aşarak
ihlâl etmek : bozmak, karıştırmak
ihlâl : bozma, karıştırma
ihtimal : olabilirlik
imkânat : olabilirlikler, varlığı ile yokluğu ihtimal dahilinde olan şeyler
istimal etmek : kullanmak
ittiham : suçlama
kabil : mümkün
kat’i : şüphesiz, kesin
kemâl-i takdir : tam bir takdir
makamı-ı iddia : iddia makamı
mantıken : mantığa göre, mantıkça
muarız : karşı gelen
muhalefet : karşıt davranma
muhalif : aykırı, karşıt
muhaliyet : imkânsızlık
muhtemel : ihtimal dahilinde
müddeî : iddia sahibi, savcı
nazar : bakış, düşünce
saniyen : ikinci olarak
sûre : Kur’ân’ın ayrıldığı 114 bölümden her biri
şakirt : öğrenci, talebe
tahsin : güzel görme, beğeni
tasdik : doğrulama, onaylama
te’vil : yorum
tecrid-i mutlak : tam bir yalnızlık, yalnız başına bırakma
tekzip : yalanlama
tevehhüm : zannetme, kuruntuya kapılma
ulema : alimler
vukuat : meydana gelmiş olaylar; olmuş
zâlim : zulmeden, haksızlık yapan
Yükleniyor...