Block title
Block content
Üçüncüsü: Ölmüş gitmiş, hükûmetten alâkası kesilmiş ve inkılâptaki bazı kusurata sebep olmuş bir reise, sarîhan tenkit ve itiraz da olsa, kanunen bir suç olamaz. Halbuki sarahat değil, o kendi cerbezesiyle küllî beyanatımızı ona tatbik etmiş. O mahrem ve herkese bildirmediğimiz mânâları izhar ve teşhir edip umumun nazar-ı dikkatini celb ediyor. Eğer onda bir suç varsa, o makam-ı iddia suçlu olur. Çünkü halkı teşvik edip o mânâlara nazar-ı dikkati celb ediyor.

Dördüncüsü: Üç mahkeme cemiyet noktasında bize kat’î beraat verdiği halde, yine eski nakarat gibi gizli cemiyet vehmine bin dereden su toplamak gibi emâreler araştırmış. Halbuki siyasî ve vatan ve millete zararlı olan müteaddit cemiyetler varken, onlara müsaade ve müsamahakârâne bakmakla beraber, bizim gibi binlerle şahitlerin ve emârelerin şehadetleriyle ve altı vilâyetin ilişmemeleriyle sabit olan Nur talebelerinin ders arkadaşlıklarına ve sırf vatan ve millet ve din menfaatine ve saadet-i dünyeviye ve uhreviye hesabına ve hariçten ve dahilden gelen ifsad cereyanlarına karşı mücahidâne tesanüdlerine gizli cemiyet namını vermek ve yirmi senede yüz binler Risale-i Nur şakirtlerinin emniyeti ihlâle dair hiçbir vukuatları kaydedilmediği halde, “Dini âlet ederek emniyeti ihlâle halkı teşvik ediyor” diye makam-ı iddia onları ittiham etmesi, değil nev-i beşeri, belki zemini de hiddete getirip o ittihamı reddeder. Her neyse, daha fazla söylemeye lüzum görmüyorum. İddianameden çok evvel yazılan itirazname ve tetimmesi ona bir cevabımızdır.
Afyon Cezaevinde mevkuf
Said Nursî
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

beraat : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
beyanat : açıklamalar
cemiyet : topluluk, dernek
cerbeze : hakkı bâtıl, bâtılı hak gösterecek derecedeki aldatma
cereyan : akım, hareket
emâre : belirti, işaret
hiddet : öfke
iddianame : savcının bir dava konusunda hazırladığı iddia ve delilleri içine alan yazısı
ifsad etmek : bozmak
ihlâl etmek : bozmak, karıştırmak
itirazname : itiraz kâğıdı, itiraz dilekçesi
ittiham : suçlama
izhar : gösterme, açığa çıkarma
kat’i : kesin
kusurat : kusurlar
küllî : genel, kapsamlı
makam-ı iddia : iddia makamı, savcılık
mevkuf : tevkif edilmiş, tutuklu
mücahidâne : cihad edercesine
müsaade etmek : izin vermek
müsâmahakârâne : müsamaha gösterircesine, göz yumarak
müteaddit : birçok, çeşitli
nakarat : çok sık tekrarlanmasından dolayı bıkkınlık veren söz
nam : ad, ünvan
nazar-ı dikkati celb etmek : insanların dikkatlerini üzerine çekmek
nev-i beşer : insanlar, insanlık türü
reis : başkan
saadet-i dünyeviye : dünya hayatındaki mutluluk
saadet-i uhreviye : âhiret hayatındaki mutluluk
sarahat : açıklık
sarîhan : açıklıkla
siyasî : siyasetle ilgili
şâhit : şahitlik yapan, bilen
şakirt : öğrenci, talebe
şehadet : şahitlik, tanıklık
tatbik : uygulama
tenkit : eleştiri
tesanüd : dayanışma
teşhir : sergileme
teşvik : şevklendirme
tetimme : ek, tamamlayıcı not
umum : bütün
vehm : kuruntu, zan
vilâyet : il
vukuat : toplumu rahatsız edecek tarzda olan, emniyeti ilgilendiren olaylar
zemin : yer, dünya
Yükleniyor...