Block title
Block content
Hata 88: İddiacı der: Nur, tefsir değil. Hem bazen akideye muhalif gider.

Cevap: Tefsir iki kısımdır. Biri ibaresini izah eder, biri de hakikatlerini ispat eder. Nurlar bu ikinci kısım tefsirlerin en kuvvetlisi ve en kıymettarı olduğuna, ehl-i dirayet ve dikkat yüz binler şahitler var. Ve Mısır, Şam ve Haremeyn-i Şerifeynin muhakkik âlimlerinin ve İstanbul ve sair yerlerin müdakkik hocalarının Nurları tasdik edip ilişmemeleri ve Said’in müddet-i hayatında mantıkî ve galibâne mücadele-i ilmiyesi, iddiacının bu isnat ve ittihamını tekzip ve reddeder.

Hata-Cevap 89: İddiacı, eski zamanda Ehl-i Sünnete karşı Hasan Sabbah, Bâtıniyyun mezhebiyle ve Şeyhü’l-Cebel bir galat-ı Şia tarîkıyla meydana çıkıp siyasî sarsıntı vermeleri gibi, Said’i onlara benzetmesi ve ittiham etmesi pek acip bir yanlıştır. Evet, sünnete muhalif hareket etmemek ve siyasete karışmamak için yirmi üç sene işkenceli esareti, hapsi, ihanetleri kabul eden ve siyasete girmemek için bütün dünyevî rütbelerinden yüzünü çeviren bîçare Said’i onlara benzetmek öyle soğuk bir hatâdır ki, bu günlerde hararetli ümitlerimizi kıran o iddianın aynı zamanında gelen kar ve soğuktan daha bâriddir.

Hem iddiacı, güya dünyada ebedî kalınacak ve herkes her cihetle dünya maksatlarına çalışıyor itikadında bulunur gibi, diyor: “Said inkılâp aleyhinde ve emniyeti ihlâl fikriyle mukaddesatı âlet yapıp halkı fesada teşvik ediyor” diye ittihamı öyle bir yanlıştır ki, Nurun bütün kudsî hakikatlerinin ve talebelerinin uhrevî alâkaları onu reddederler. O iddiacı bilsin ki, birtek hakikat-ı imaniyeyi dünya saltanatıyla değiştirmeyiz. Ve birtek nükte-i Kur’âniyenin bir paşalık rütbesinden daha ziyade yanımızda ehemmiyeti var.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : acayip, şaşırtıcı
akide : inanç
âlim : ilim sahibi, çok bilgili olan
bârid : soğuk
bîçare : çaresiz, zavallı
cihet : yön, taraf
ebedî : sonsuz
ehl-i dirayet : zeka, bilgi ve kavrayış sahibi kimseler
emârât : belirtiler, işaretler
emniyeti ihlâl etme : güvenliği bozma
esaret : esirlik
fesad : bozgunculuk, karışıklık
galat-ı Şia : Şîa mezhebinin aşırı bir fırkası, grubu
galibâne : galip bir tarzda
güya : sanki
hakikat : doğru gerçek
hakikat-ı imaniye : imana ait hakikatler, doğru gerçekler
hararet : sıcaklık
ibare : metin, ifade
inkılâp : büyük değişim, devrim
isnat : dayandırma
işaret-i gaybiye : geleceğe veya bilinmeyen bir olaya işaret
itikad : inanma
ittiham : suçlama
izah : açıklama
kudsî : kutsal, mukaddes
makbuliyet : kabul edilmiş olma
mantıkî : mantıkla ilgili
mecmua : kitap
muhakkik : gerçekleri araştıran ve delilleriyle bilen
muhâlif : ters, aykırı
mukaddesat : kutsal olan şeyler
mücadele-i ilmiye : ilim yoluyla yapılan mücadele
müdakkik : dikkatli, araştırıcı
müddet-i hayat : hayat süresi
nükte-i Kur’âniye : Kur’ân’ın ince ve derin anlamı
sair : diğer, başka
sünnet : Peygamberimizin söz, fiil ve hareketlerine dayanan yüce prensipler
şehadet : şahitlik, tanıklık
tarîk : yol
tasdik : doğrulama, onaylama
tefsir : Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan kitap
tekzip : yalanlama
teşvik : şevklendirme, isteklendirme
uhrevî : âhirete yönelik
vâkıat : olaylar
ziyade : çok
Yükleniyor...