Block title
Block content
Hattâ dört saat yüz yanlışını ispat ettiğimiz iddianameyi ve birkaç ay sonra, daha garazkârâne, bin dereden su toplamak ve yanlış mânâ vermekle aleyhimizde pek şiddetli ikinci bir iddianameyi bize dinlettirdikleri halde, çok yalvardım ki, “Üç sahifecik mukabelemi okumaya müsaade ediniz.” İzin vermediler.

Medar-ı hayrettir ki, beni konuştursaydılar, Nurun dünyaya baktığı nadir bazı cümlelerini lehimde söyleyecektim. Kararnamede aynı cümleleri, yanlış mânâ vererek aleyhimde yazmışlar. Ben de mahkemeye, verdikleri cezaya mukàbil teşekkürnâme yazdım: “Benim bedelime siz, Risale-i Nur’un bir kısım mühim fıkralarını neşredip bir cihette Nurcu olduğunuzu ispat ettiniz.” Ben de şimdiye kadar bana hilâf-ı kanun verdikleri azap ve sıkıntıdan onlara hakkımı helâl ettim.

Acaba garip, hastalıklı, çok ihtiyar, ziyade zayıf, tam fakir ve yarım ümmî ve kendini çok bîçare bilir ve hodfuruşluktan ve tasannudan kaçmak isteyen bir adam, vatan ve millete, belki âlem-i İslâma ehemmiyetli alâkası bulunan bir vazife-i imaniye ve Kur’âniyeyi hakkıyla yapmak için, siyasetle alâkaları bulunmayan bazı zâtların yardımlarını ve ondan kaçmamalarını temin etmek fikriyle kat’î kanaat getirdiği ve büyük edipler ve meşhur âlimlerin kabul ettikleri bir kaide ile, binden ziyade işârât-ı gaybiyeden ve yüz hâdisâtın tam tamına tevafuklarından bir kısmını izhar etmesi, hiçbir cihetle medar-ı itiraz ve mes’uliyet olabilir mi ve dine muhalif ve kanuna aykırı olur mu diye, Son Posta gazetesinden ve bizi suçlu yapandan soruyorum.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alâka : ilgi, bağlantı
âlem-i İslâm : İslâm dünyası
âlim : ilim sahibi kimse
azap : sıkıntı, eziyet
bîçare : çaresiz, zavallı
cihet : yön, taraf
cüz’î : küçük, ferdî
düstur : kural, prensip
efkâr : fikirler, düşünceler
erkân : reisler, ileri gelenler
evvel : önce
garazkârâne : garaz edercesine, kin tutarcasına
hâdisât : hâdiseler, olaylar
hilâf-ı kanun : kanun dışı
hodfuruşluk : kendini beğendirmeye çalışmak
iddianame : savcının bir dava konusunda hazırladığı iddia ve delilleri içine alan yazısı
işârât-ı gaybiye : geleceğe veya bilinmeyen bir olaya işaretler
izhar etme : açığa çıkarma, gösterme
kaide : düstur, prensip
kanaat : görüş, fikir
kararname : suçlama veya aklamaya dair resmî yazı
kat’î : kesin
kudsî : kutsal, mukaddes
mebus : vekil, milletvekili
medar-ı hayret : hayret sebebi, hayret ettiren
medar-ı itiraz : itiraz sebebi
mes’uliyet : sorumluluk
muhâlif : zıt, aykırı, karşıt
mukabele : mahkemede yapılan suçlamalara karşılık yazılan savunma; karşılık
mukàbil : karşılık
mühim : önemli
neşretme : yazma, yayınlama
nükte : ince ve derin anlam
tasannu : yapmacık hareket
temin etmek : sağlamak
teşekkürnâme : teşekkür yazısı
tevafuk : denk gelme, uygunluk
ümmî : okuma yazma bilmeyen, okumamış
vazife-i imaniye ve Kur’âniye : iman ve Kur’ân vazifesi
vükelâ : bakanlar
zarfında : içinde
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...