Block title
Block content
Said Nursî imzalı bir mektupta, dârülfünuna inkılâp eden Harbiye Nezaretinin kapısındaki 1 اِنَّا فَتَحْنَا لَكَ فَتْحًا مُبِينًا
2 وَيَنْصُرَكَ اللهُ نَصْرًا عَزِيزًا hatt-ı Kur’ânînin üzeri mermer taşlarla kapatılmışken, meydana çıkarılması, şimdi yeniden hatt-ı Kur’ânîye bir nümune-i müsaade ve Risale-i Nur’un takip ettiği maksadına bir vesile ve üniversitenin bir Nur medresesi olmasına işaret olarak gösterilmektedir.
• • •
Tekbirâtü’l-Huccac mektubumda hakikat ve izahıma karşı tenkitlerine, Hüsrev’in âhirdeki haşiyesi tam cevaptır.
Saidu’n-Nursî imzalı “Tekbirâtü’l-Huccac fî Arafat” başlıklı mektupta, “Nurun ehemmiyetli bir kısım şakirtleri pek musırrâne olarak âhirzamanda gelen Âl-i Beytin büyük bir mürşidi seni zannediyorlar. Sen de onların fikirlerini musırrâne kabul etmiyorsun, çekiniyorsun. Bu bir tezattır. Hallini isteriz” diye sormaları sebebiyle, onlara cevap olmak üzere, bundan sonra gelecek Mehdî-i Resulün temsil ettiği kudsî cemaatin şahs-ı mânevîsinin üç vazifesi olduğu, bunların imanı kurtarmak, hilâfet-i Muhammediye (a.s.m.) ünvanıyla şeâir-i İslâmiyeyi ihyâ etmek ve inkılâbât-ı zamaniye ile çok ahkâm-ı Kur’âniyenin ve şeriat-ı Muhammediyenin (a.s.m.) kanunlarının bir derece tâtile uğramasıyla o zât bu vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır. Nur şakirtleri birinci vazifeyi tamamıyla Risale-i Nur’da gördüklerinden, ikinci, üçüncü vazifeleri de, buna nisbeten ikinci, üçüncü derecededir diye, Risale-i Nur’un şahs-ı mânevîsini haklı olarak bir nevi mehdi telâkkî ediyorlar. Bir kısmı, o şahs-ı mânevînin bir mümessili olan bîçare tercümanını zannettiklerinden, bazan o ismi ona da veriyorlar. Hattâ, evliyanın bir kısmı, keramet-i gaybiyelerinde Risale-i Nur’u aynı o âhirzamanın hidâyet edicisi olduğu, bu tahkikatla te’ville anlaşılır diyorlar. İki noktada bir iltibas var; te’vil lâzımdır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Biz sana ap açık bir fetih yolu açtık.” Fetih Sûresi, 48:1.
2 : “Ve Allah sana pek şerefli bir zaferle yardım etsin.” Fetih Sûresi, 48:3.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
âhirzaman : dünya hayatının kıyamete yakın son devresi
ahkâm-ı Kur’âniye : Kur’ân hükümleri
cemaat : topluluk, grup
dârülfünun : üniversite
hakikat : doğru gerçek
Harbiye Nezareti : Osmanlıda Savunma Bakanlığı
haşiye : dipnot
hatt-ı Kur’ânî : Kur’ân hattı, Arapça yazı şekli
hilâfet-i Muhammediye : Hz. Muhammed’den (a.s.m.) sonra onun dâvâsının temsil edilmesi
hususan : bilhassa, özellikle
hücum : saldırı
ihyâ etmek : hayat vermek, yeniden canlandırmak
inkılâbât-ı zamaniye : zamanla meydana gelen değişmeler, inkılaplar
inkılâp : değişim, dönüşüm
izah : açıklama
kudsî : kutsal, mukaddes
Mehdî-i Resûl : Resulullah’ın neslinden gelen, âhirzamanın en büyük mürşidi, hidâyet edicisi
muarız : karşı gelen
musırrâne : ısrarlı bir şekilde
müdakkik : dikkatli
nazara alma : dikkate alma
nisbeten : kıyasla
nümune-i müsaade : izin örneği
risalecik : kitapçık
şahs-ı mânevî : belli bir kişi olmayıp bir topluluktan meydana gelen mânevî kişilik; tüzel kişilik
şakirt : öğrenci, talebe
şeâir-i İslâmiye : İslâma sembol olmuş iş ve ibâdetler
şeriat-ı Muhammediye : Hz. Muhammed’in (a.s.m.) getirdiği şeriat, İlâhî kanun ve hükümler
tâdil : düzeltmek, ıslah etmek
taife : grup, topluluk
Tekbirâtü’l-Huccac fî Arafat : hacıların Arafat Dağına çıktıkları zaman tekbir getirmeleri
tenkid : eleştiri
tezat : zıtlık
ünvan : isim, nam
vazife-i uzmâ : en büyük vazife
Yükleniyor...