Block title
Block content
Rabian: Mümkün olduğu kadar Nurlarla meşguliyet, hem sıkıntıları izale eder, hem beş nevi ibadet sayılabilir.

Hamisen: Nurun dersleri vasıtasıyla, geçen musibet yüzden bire indi. Yoksa, zemin ve zamanın nezaketi cihetiyle, baruta ateş atmak hükmünde, o tek habbe kubbeler olacaktı. Hattâ resmî bir kısım memurlar demişler ki: “Nur dersini dinleyenler karışmadılar.” Eğer umum dersini dinleseydi, hiçbir şey olmazdı. Siz mümkün olduğu kadar ikiliğe meydan vermeyiniz. Hapis sıkıntısına başkası ilâve olmasın. Mahpuslar dahi Nurcular gibi kardeş olsunlar, birbirinden küsmesinler.
Said Nursî
• • •
Aziz, sıddık, muhlis kardeşlerim; Bizler imkân dairesinde bütün kuvvetimizle Lem’a-i İhlâsın düsturlarını ve hakikî ihlâsın sırrını mâbeynimizde ve birbirimize karşı istimal etmek, vücup derecesine gelmiş. Kat’î haber aldım ki, üç aydan beri buradaki has kardeşleri birbirine karşı meşrep veya fikir ihtilafıyla bir soğukluk vermek için üç adam tayin edilmiş. Hem metin Nurcuları usandırmakla sarsmak ve nazik ve tahammülsüzleri evhamlandırmak ve hizmet-i Nuriyeden vazgeçirmek için sebepsiz mahkememizi uzatıyorlar. Sakın, sakın! Şimdiye kadar mâbeyninizdeki fedakârâne uhuvvet ve samimâne muhabbet sarsılmasın. Bir zerre kadar olsa bile, bize büyük zarar olur. Çünkü pek az bir sarsıntı, Denizli’de ........... gibi hocaları yabanîleştirdi. Bizler birbirimize lüzum olsa ruhumuzu feda etmeye hizmet-i Kur’âniye ve imaniyemiz iktiza ettiği halde, sıkıntıdan veya başka şeylerden gelen titizlikle hakikî fedakârlar birbirine karşı küsmeye değil, belki kemâl-i mahviyet ve tevazu ve teslimiyetle kusuru kendine alır, muhabbetini, samimiyetini ziyadeleştirmeye çalışır. Yoksa habbe kubbe olup tamir edilmeyecek bir zarar verebilir. Sizin ferasetinize havale edip kısa kesiyorum.
Said Nursî
• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aziz : izzetli, şerefli, çok değerli
bîçare : çaresiz, zavallı
binaen : -dayanarak, dolayı
cihet : şekil, yön
düstur : kural, prensip
evhamlandırmak : kuruntulandırmak, şüphelendirmek
fedakâr : her türlü zahmetlere göğüs gererek dâvası uğruna en değerli şeylerini feda eden
fedakârâne : fedakârca
feraset : anlayışlılık, çabuk seziş
habbeyi kubbe yapma : küçük birşeyi büyütme, abartma
hizmet-i Kur’âniye ve imaniye : iman ve Kur’ân hizmeti
hizmet-i Nuriye : Risale-i Nur hizmeti
ihlâs : ibadet ve davranışlarda sadece Allah rızasını gözetme
ihtar : hatırlatma, ikaz
ihtilâf : uyuşmazlık, ayrılık
iktiza : gerektirme
istimal etmek : kullanmak
kat’î : kesin bir şekilde
kemâl-i mahviyet ve tevazu : tam anlamıyla tevâzu ve alçakgönüllülük içinde olmak
Lem’a-i İhlâs : İhlâs Lem’ası, Yirmi Birinci Lem’a
mâbeyn : ara
medrese-i Yusufiye : Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında hapishane
meşrep : hareket tarzı, metod
metin : sağlam, kuvvetli
muhabbet : sevgi
muhlis : samimi, ihlâslı; ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözeten
musibetzede : belâya, sıkıntıya düşmüş olan kimse
nazik : ince, dayanıksız
nezaket : incelik, hassasiyet
samimâne : samimice, dostça
sıddık : çok doğru ve bağlı
tahammül : dayanma, katlanma
tayin etme : vazifelendirme
teslimiyet : bağlılık, kendini Allah’ın iradesine bırakma
uhuvvet : kardeşlik
umum : bütün, herkes
vazife-i Nuriye : Risale-i Nur vazifesi
vücup : kesinlik, gereklilik
zemin : ortam
ziyadeleştirme : arttırma
Yükleniyor...