Block title
Block content
Hem Nurun takvâdârâne ve riyazetkârâne meşrebi, hem umuma ve en muhtaçlara, hattâ muarızlara ders vermek mesleği, hem dairesindeki şahs-ı mânevîyi konuşturmak için eski zamanda ehl-i hakikatin senede hiç olmazsa bir iki defa içtimaları ve sohbetleri gibi, Nur şâkirtlerinin de, birkaç senede en müsait olan medrese-i Yusufiyede bir defa toplanmalarının lüzumu cihetinde bin sıkıntı ve meşakkat dahi olsa ehemmiyeti yoktur. Eski hapislerimizde birkaç zayıf kardeşlerimizin usanıp daire-i Nuriyeden çekinmeleri onlara pek büyük bir hasâret oldu ve Nurlara hiç zarar gelmedi. Onların yerine daha metin, daha muhlis şakirtler meydana çıktılar. Madem dünyanın bu imtihanları geçicidir, çabuk giderler; sevaplarını, meyvelerini bizlere verirler. Biz de inâyet i İlâhiyeye itimad edip sabır içinde şükretmeliyiz.
Said Nursî
• • •
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
Aziz, sıddık kardeşlerim;

Evvelâ: Son iki parçayı ya eski harf veya makine harfiyle berâ-yı mâlumat, gayr-ı resmî, mahkeme reisine münasip gördüğünüz bir ciddî adamla verdiğiniz vakit, ayrı bir pusula da ona yazınız ki, Said size teşekkür eder, der: “Pencereleri açtılar. Fakat hiçbir kardeşim ve hizmetçilerime, yanıma gelmeye müddeiumumî müsaade vermiyor. Hem zâtınızdan çok rica eder ki, mahkemede bulunan mu’cizatlı ve antika Kur’ân’ını ona veriniz ki bu mübarek aylarda okusun. O harika Kur’ân’ından üç cüz’ü Diyanet Riyasetine nümune için göndermişti, tâ fotoğrafla tab’ına çalışsınlar. Hem onunla beraber Risale-i Nur’un mahkemedeki mecmualardan birisini sizden istiyor ki, bu tecrid-i mutlakta ve yalnızlıkta ve şiddetli sıkıntılarında mütalâasıyla bir medar-ı tesellisi ve bir arkadaşı olsun.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

antika : kıymetli sanat eseri
aziz : izzetli, şerefli, çok değerli
berâ-yı mâlumat : bilgi ve mâlumat için
cihet : şekil, yön
cüz’ : kısım, parça
daire-i Nuriye : Risale-i Nur dairesi
Diyanet Riyaseti : Diyanet İşleri Başkanlığı
ehl-i hakikat : doğru ve hak yolda olanlar, doğru gerçeklerin peşinde olanlar
evvelâ : ilk olarak
gayr-ı resmî : resmi olmayan
hasâret : zarar, kayıp
içtima : toplanma
inâyet-i İlâhiye : Allah’ın inayeti, yardımı
itimad : güvenme
mecmua : kitap
medar-ı teselli : teselli kaynağı
medrese-i Yusufiye : Hz. Yusuf’un (a.s.) hapiste kalmasına benzetilerek, iman ve Kur’ân hizmetinden dolayı tutuklananların hapsedildiği yer mânâsında hapishane
meşakkat : güçlük, sıkıntı
meşreb : hareket tarzı, metod
metin : sağlam, kuvvetli
muarız : karşı gelen
mucizât : bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstü şeyler
muhlis : samimi, ihlâslı; ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözeten
mübarek : bereketli
müddeiumumî : savcı
münasip : uygun
müsaade : izin
mütalâa : dikkatle okuma, inceleme
nümune : örnek
reis : başkan
riyazetkârâne : nefsi terbiye ederek
sabır : acıya ve zorluğa katlanma
sıddık : çok doğru ve bağlı
şahs-ı mânevî : belli bir kişi olmayıp bir topluluktan meydana gelen mânevî kişilik; tüzel kişilik
şâkirt : talebe, öğrenci
şükür : Allah’ın (c.c.) nimetlerine karşı memnunluk gösterme; Allah’a teşekkür etme
tab’ : yazma, basma
takvâdârâne : takvaya düşkün kimse olarak
tecrid-i mutlak : tam bir yalnızlık, yalnız başına bırakma
umum : bütün, herkes
Yükleniyor...