Block title
Block content
Madem hakikat budur. Telâşsız ve ihtiyat içinde kemâl-i sabır ve şükürle, hakkımızda cereyan eden kaza ve kader-i İlâhî ve bizi himaye eden inâyet-i İlâhiyeye karşı teslim ve tevekkülle ve buradaki kardeşlerimizle de hâlisâne ve tesellikârâne ve samimâne ve mütesânidâne hakikî bir ülfet ve muhabbet ve sohbetle Ramazan-ı Şerifte hayrı birden bine çıkan evradlarımızla meşgul olup ilmî derslerimizle bu cüz’î, geçici sıkıntılara ehemmiyet vermemeye çalışmak büyük bir bahtiyarlıktır. Ve Nurun pek ehemmiyetli bu imtihanındaki tesirli dersleri ve muarızlara kendini okutturması, ehemmiyetli bir fütuhat-ı Nuriyedir. HAŞİYE
• • •
2 وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ1 بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Aziz, sıddık kardeşlerim;

Evvelâ: Rivâyât-ı sahiha ile “Leyle-i Kadri nısf-ı âhirde, hususan aşr-ı âhirde arayınız” 3 ferman etmesiyle, bu gelecek geceler, seksen küsur sene bir ibadet ömrünü kazandıran Leyle-i Kadrin gelecek gecelerde ihtimali pek kavî olmasından istifadeye çalışmak, böyle sevaplı yerlerde bir saadettir.

Saniyen: مَنْ اٰمَنَ بِالْقَدَرِ اَمِنَ مِنَ الْكَدَرِ “Kadere iman eden gam ve hüzünden emin olur” sırrıyla, خُذُوامِنْ كُلِّ شَىْءٍ اَحْسَنَهُ “Herşeyin güzel cihetine bakınız” kaidesinin sırrıyla,

اَلَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُ اُولٰـئِكَ الَّذِينَ هَدٰيهُمُ اللهُ وَاُولٰـئِكَ هُمْ اُولُوا اْلاَلْبَاب 4
gayet kısacık bir meâli: “Sözleri dinleyip, en güzeline tâbi olup fenasına bakmayanlar, hidayet-i İlâhiyeye mazhar akıl sahibi onlardır” meâlinde, bizler için şimdi herşeyin iyi tarafına ve güzel cihetine ve ferah verecek vechine bakmak lâzımdır ki, mânâsız, lüzumsuz, zararlı, sıkıntılı, çirkin, geçici haller nazar-ı dikkatimizi celb edip kalbimizi meşgul etmesin.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Bazı kardeşlerimizin lüzumsuz talebeliğini inkâr, hususan ............ eskide ehemmiyetli kendi hizmet-i Nuriyelerini lüzumsuz setretmeleri gerçi çirkin; fakat onların sâbık hizmetleri için affedip gücenmemeliyiz. Said Nursî
1 : Her türlü noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
2 : “Kâinatta hiçbir şey yoktur ki Allah’ı hamd ile tesbih etmesin.” İsrâ Sûresi, 17:44.
3 : Buhari, Fadl-u Leyleti’l-Kadri: 2, 3, Teheccüd: 21; Müslim, Siyâm: 207-219.
4 : Zümer Sûresi, 39:18.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aşr-ı âhir : son on gün
aziz : izzetli, şerefli, çok değerli
bahtiyar : mutlu, talihli
cereyan : meydana gelme
cihet : şekil, yön
cüz’î : küçük, ferdî
evrad : virdler; zikirler
evvelâ : ilk olarak
ferman : emir, buyruk
fütuhat-ı Nuriye : Nur risaleleriyle gerçekleştirilen fetihler
gam : sıkıntı, üzüntü
hâlisâne : samimî, ihlâsla
haşiye : dipnot
hayır : iyilik, faydalı ve sevaplı amel
himaye : koruma
hizmet-i Nuriye : Risale-i Nur hizmeti
hususan : bilhassa, özellikle
inâyet-i İlâhiye : Allah’ın inayeti, yardımı
kader/kader-i İlâhî : Allah’ın meydana gelecek olayları olmadan önce takdir etmesi, plânlaması
kaide : düstur, prensip
kavî : kuvvetli, güçlü
Leyle-i Kadir : Kadir Gecesi; Kur’ân’ın dünya semâsına indirildiği bir Ramazan gecesi
muarız : karşı gelen
muhabbet : sevgi
mütesânidâne : birbirine dayanıp kuvvet vererek
nısf-ı âhir : son yarı
Ramazan-ı Şerif : şerefli Ramazan ayı
rivâyât-i sahîha : sahih rivayetler; senet ve delillerle doğruluğu kanıtlanmış olan hadîsler
saadet : mutluluk
sâbık : önceki, geçmiş
samimâne : samimi bir şekilde, dostça
saniyen : ikinci olarak
setretme : örtme, kapama
sıddık : çok doğru ve bağlı
tesellikârâne : teselli ederek
tevekkül : Allah’a güvenme ve Onu vekil kabul etme
ülfet : alışkanlık, yakınlık
Yükleniyor...