Block title
Block content
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
Aziz, sıddık kardeşlerim Mehmed, Mustafa, İbrahim, Ceylan; evvelâ: Dün dördünüzün hararetli sohbetini gördüm, çok sevindim, memnun oldum. Ben de yanınızda bulunuyorum gibi ferahla dinledim. Birden baktım ki, iki tarafınızda sizi dinleyenler var. Yarım saat devam etti. Merak ettim, kalben dedim: “Habbeyi kubbe yapan ve yanlış mânâ veren bir casus, dinleyenler içinde bulunmak ihtimali var ki, dikkatle kulak veriyor ve konuşan kardeşler ihtiyatsızlıklarından ve sohbetin keyfinden hiç onlara bakmıyorlar, dikkat etmiyorlar” diye size cevap gönderdim. Elhamdü lillâh, bir zararlı konuşma olmadığını bildim. Bu nazik sırada ihtiyat lâzımdır.

Saniyen: Hoca Hasan’ın haddimden yüz derece ziyade bir hüsn-ü zanla yazdığı bir mektubundan bildim ki, aynen Denizli kahramanı merhum Hasan Feyzi sisteminde bir Nur nâşiri olacak. İnşaallah onun gibi Afyon’da dahi Hasan Feyzi’ler çıkacaklar. Afyon Denizli’den geri kalmayacak, zahmetimizi rahmete çevirecek.
Said Nursî
• • •
Kardeşlerim; Ben gazeteleri merak etmezdim. Fakat bu sırada hem Ehl-i Sünnet, hem Sebilürreşad’ın lehimizdeki yazıları herhalde aleyhimizdeki kıskançları ve gizli düşman zındıkları şaşırtmış. Bunlar o dostları susturmak için çalışmak ihtimali beni meraklandırdı.
Said Nursî
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

elhamdü lillâh : “ezelden ebede her türlü hamd ve övgü Allah’a mahsustur”
evvelâ : ilk olarak
ferah : sevinç, rahat, huzur
habbeyi kubbe yapma : küçük bir şeyi büyütme, abartma
had : sınır, yetki
hakikatli : aslı esası olan, gerçek
hararetli : sıcak, samimî
hususiyet : özel olma, hususîlik
hüsn-ü zan : güzel düşünce
ihtiyat : önlem alma, tedbirli hareket etme
inâyet-i hassa : özel yardım
inşaallah : Allah’ın izniyle
kader : Allah’ın meydana gelecek herşeyi olmadan önce takdir etmesi, plânlaması
merhum : rahmete kavuşmuş, vefat etmiş
musibet : belâ, dert, felâket
nâşir : neşreden, yazıp yayan
nazik : hassas
rahmet : merhamet, ihsan, bağış
rıza : memnuniyet
saniyen : ikinci olarak
zahmet : eziyet, sıkıntı
zevâl : batış, koyboluş
zındık : dinsiz
ziyade : çok
Yükleniyor...