Block title
Block content
Yoktur ki bulsunlar! Onun için savcı iftiralara, yanlış mânâlara, medâr-ı mes’uliyet olmayan cüz’î isnatlara mecbur olmuş. Madem hakikat budur; Nurlar ve biz yüzde doksan dokuz derece musibetten halâs olduk. Öyle ise, değil şekvâ, belki binler şükretmekle inâyet-i İlâhiyenin bu cilvesinin tamamını sabır, şükür, istirhamla beklemeliyiz ve Nur dersleriyle bu medresenin mütemadiyen çıkan ve giren muhtaç ve müştaklarına teselli vererek yardım etmeliyiz.
Said Nursî
• • •

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
Aziz, sıddık kardeşlerim; Şiddetli bir ihtarla bildim ki, sen ve Ahmed Feyzi, Nurun mesleği olan mübareze etmemek ve ehl-i dünya ile uğraşmamak ve siyasete girmemek ve yalnız lüzum-u kat’î olduğu zaman kısaca müdafaa etmek haricinde, pek ziyade ve zararlı, mübarezekârâne ve siyasetvâri mahkemedeki okuduğunuz parçalar Nurlara çok zarar vermiş. Hattâ bizim cezamıza ve benim sıkıntılarıma sebebiyet vermiş. Ben senden ve Ahmed Feyzi’den gücenmem. Fakat bana evvelce göstermek lâzımdı. Maddî kazâ-yı İlâhî olarak o vaziyet size verilmiş. Onun tamiri için, benim tarzımda davranmak lâzımdır. Feyzi dahi, bütün kuvvetiyle siyasî müdafaatı bırakıp Nurlarla ve Tahirî gibi, yeni talebelerle meşgul olmak elzemdir.
• • •

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1
Aziz kardeşlerim; Bana ve Nurlara ait kırk küsur sahife ile beraber hata-savap cetveli ve zeyli, Posta gazetesine cevabı, herhalde hem yeni harfle, hem eski harfle basmasına, hem Isparta’da, hem İstanbul’da, eğer mümkünse burada dahi çalışmak lâzımdır. Madem mahkeme aleyhimizde zannettiği meselelerini makineyle teksir ediyorlar. Biz dahi aynı meselelerini ve doksan sehvi teksir etmek kanunen hakkımızdır, teksir etmemiz lâzımdır. Sonra da, büyük müdafaatımla Ahmet Feyzi, Zübeyir, Mustafa Osman, Hüsrev, Sungur, Ceylân gibi arkadaşların itiraznameleri de inşaallah bastırılacak.
Said Nursî
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

aziz : izzetli, şerefli, çok değerli
cilve : görüntü, yansıma
cüz’î : küçük, ferdî
acip : acayip, tuhaf
âhir : son
aziz : izzetli, şerefli, çok değerli
hâdise : olay
ihtar : hatırlatma, ikaz
ilm-i hakikat : hakikat ilmi
inâyet-i İlâhiye : Allah’ın inâyeti, yardımı
inşaallah : Allah’ın izniyle
itirazname : itiraz dilekçesi, yazısı
kâfi : yeterli
kaide : düstur, prensip
latîf : güzel, hoş
Leyle-i Kadir : Kadir Gecesi; Kur’ân’ın dünya semâsına indirildiği bir Ramazan gecesi
medrese : eskiden ortaöğretim ve yüksek okul seviyesinde bir öğretim kurumu
muhafaza : koruma
mukàbil : karşılık
muvaffak : başarılı
müdafaat : müdafaalar, savunmalar
namzet : aday
rahmet-i İlâhiye : Allah’ın rahmeti, yardımı, şefkatle ilgisi
sehv : yanlış, hata
sıddık : çok doğru ve bağlı
şakirt : öğrenci, talebe
taam : gıda, yiyecek
tahsil : ilim öğrenme, öğrenim
tasdik : doğrulama, onaylama
tecrübe : deneme
teksir : çoğaltma
usul : esas
zâhiren : görünürde
zarfında : içinde
zayi : kayıp, ziyan
zayiat : kayıplar
ehl-i dünya : dünyaya dalıp, âhireti düşünmeyenler
elzem : çok gerekli
hakikat : doğru gerçek, asıl
halâs olmak : kurtulmak
hariç : dış
hata–savab cetveli : doğru ve yanlışları gösteren çizelge; On Dördüncü Şuâ içinde yer alan bir bölüm
iftira : yalan yere birisini suçlu göstermek, birisine suç atmak
ihtar : hatırlatma, ikaz
inâyet-i İlâhiye : Allah’ın inayeti, yardımı, şefkatli ilgisi
isnat : dayandırma, suçlama
istirham : merhamet dileme
kazâ-yı İlâhî : Allah’ın emrinin, takdirinin yerine gelmesi
lüzum-u kat’î : kesin gereklilik
medâr-ı mes’uliyet : sorumluluk sebebi
medrese : ders görülen yer
musibet : belâ, dert, felâket
mübareze : karşı koyma, çarpışma
mübarezekârâne : karşı koyarak
müdafaat : savunmalar
müştak : çok arzulu ve istekli
mütemadiyen : sürekli olarak
sabır : acıya ve zorluğa katlanma
sebebiyet vermek : sebep olmak
sıddık : çok doğru ve bağlı olan
siyasetvâri : politika yaparak; siyasî bir ifâde ve tavırla
şekvâ : şikayet
şükür : Allah’ın (c.c.) nimetlerine karşı memnunluk gösterme; Allah’a teşekkür etme
zeyl : ek, ilâve
ziyade : çok
Yükleniyor...